İsterseniz sahip çıkmayın aşka!..

Farkında mıyız, sabah kalktığımızda; gökyüzünün maviliğini, Güneş'in bütün parlaklığıyla Dünya'nın üzerine serpişmişliğini, perdenin aralığından şöyle bir -acabalarımızla- bakıverdiğimizde nasıl da içimiz açılır.

Aydınlıktır her taraf,

Her taraf "Günlük güneşliktir" ve aşk kadar çekicidir hayat.

Aslında aşktır, Güneş'le Dünya'nın arasındaki bilemediğimiz bağ.

Aşktır Güneş'in Dünya'dan bir türlü vazgeçemezliği,

Onun içindir parlaklığı,

Sıcaklığı,

Sabrı,

Ve birbirlerinden vazgeçilmezlikleri.

Kimi zaman dünyalılarla Güneş arasına bulutlar girse de

Beyaz olanı

Kara olanı

Parçalısı

Hangisi olursa olsun, yine de Güneş, daha yukarılardan bütün sabrıyla bulutların arasından aydınlığını ne yapar eder bir yolunu bulur ve gönderiverir insanoğluna.

"Sakın umutsuzluğa kapılma" dercesine, kendisinin hep umut olduğunu hatırlatır.

Çünkü Güneş'in aşkıdır dünyanın; aşkıdır Dünya Güneş'in öyle değil mi

Başka türlü bu vazgeçememezlik nasıl olabilir ki.

Ve bizim bilmediğimiz kim bilir neler yaşandı aralarında, evrende yerini almaya başladıklarında!..

Evrende yerini almalarıyla birlikte başlayan bu aşk olmamış olsaydı eğer, bu kadar birbirlerine bağlanabilirler miydi

Geçmişten bu yana aramızda aşk olmasaydı, biz insanoğlu olarak bu kadar birbirimize bağlanabilir miydik

Katlanabilir miydik

Sevebilir miydik birbirimizi

Birbirimizin kaprislerini çeker, çekilmezliğine göz yumabilir miydik en olmadık zamanlarda

Bize göre; en doğru mantığı yürütürken, pat diye aklın doğru bulduğundan vazgeçer de duygusala bağlar mıydık kendimizi

Aşk varsa; oluyor işte

Aşk varsa; nelere katlanmıyor ki insan