"Güven ama Kontrol Et" ki sıkıntıyı yaşamayasın

Bir insan düşünün ki dünyanın; sadece kendilerine ait çay ocağından ya da küçük atölyelerinden ibaret olduğunu sansın.

Bir zaman sonra da dünyanın bunlardan ibaret olmadığını fark ettiğinde geriye dönüp, kendisiyle şöyle bir konuşma yapsın:

"Evet, dünya bunlardan ibaret değilmiş, ama dünyanın zorluğu ya da kolaylığı bunlarla başlıyormuş." diyebilsin.

Bunu derken, yaşamın ne olup olmadığını fark edecek olgunluğu yaşıyor olsun, henüz farkında olmasa da.

Bugün size muhteşem bir kitap ve son bir yıl önce tanıdığım muhteşem güzel bir insandan söz etmek istiyorum.

Kitabın adı: Güven Ama Kontrol Et

Kitabın yazarı: Hüseyin Bozdağ

Kitabı yayına hazırlayan: Yunus Arıkan

Kitabın yayınevi: AZ Yayınevi

Kitabın yayım tarihi: 31 Mart 2024

İnsanı şaşırtan ve hayretlere düşüren müthiş bir gerçek yaşam öyküsü, muhteşem bir başarı hikâyesi.

Hüseyin Bozdağ, 1970'li yılların ikinci yarısının başlarında çocuk yaşta İstanbul'a gelmişti ve onun can simidi babasıydı ya, sonra da o babasına can simit olacaktı.

Yaşam böyle bir şey işte.

Bir bakmışsınız rolleri değiştiriveriyordu.

Onun ustası hocası patronu önderi olan babasının hep gölgesinde kalarak onunla birlikte bir güzel yaşama direnirken, ne zaman olduğunu, nasıl olduğunu dahi hatırlamadığı bir zaman diliminde, o da büyümüş ve babasının elinden tutmayı çoktan öğrenmişti.

Hüseyin Bozdağ:

"Yaşam; babanın, oğlunun elinden tutup berbere götürdüğü ile; oğulun, babasının koluna girerek, berbere götürdüğü süreçten ibarettir aslında." diyordu, babasıyla birlikte geçirdiği ve nasıl geçtiğini dahi hatırlamadığı yıllarını anlatırken:

Belki de yaşam denilen sürecin "Baba ile evladın yer değiştirme süreci" olduğunu düşünüyordu.

İşte Hüseyin Bozdağ:

Yaşam süreci içinde kimi zaman mutlu olurken, bazen de onun bilemediği oyunlarıyla karşısına çıkarak, üzüveriyordu yaşam onu.

Hem böyle böyle büyüyecek, olgunlaşmayacak mıydı Bozdağ

Ne var ki yaşam, mücadelesinin en başından itibaren ve her seferinde:

"Asla hayallerinden vazgeçme ve mücadeleni sürdür. Çünkü sen başarabilirsin, başaracaksın. Tek başına bile olsan geri dönme!" diye de fısıldıyordu küçük Hüseyin'in kulağına.

Zor şartlarda da olsa çalışarak ilk, orta, lise ve üniversiteyi azmiyle bitiriyor. Çok genç yaşta kendi firmasını kuruyor ve o ilk defa bir Türk Catering firmasını, 'Avrupa Catering Birliği'ne; azmi, inancı ve pratik zekâsıyla daimî üye olmayı dahi başarıyordu.

Az şey miydi bütün bunlar

Yunan ve Bulgar delegelerinin "Hayır" diyecekleri oylamada, onları ikna etmek çok ince bir zekâ ürünü olsa gerekti ki o, bunu başardı ve oy birliği ile Avrupa Catering Birliği'ne üye oldu.