"Gelen gidiyor, doğan ölüyor!" diyorum

Eskiden seçime başlamadan önce:

Adalet Bakanı

İçişleri Bakanı

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı istifa ederlerdi.

Bugün görevlerine devam ediyorlar.

Benim için mesele istifa edip etmemeleri meselesi değil.

Burada esas mesele ahlakidir.

Hem ahlaki

Hem eşitlik ilkesini koruma

Hem de adalet anlayışına leke düşürülmemesidir.

Bir kişi hem bir partinin genel başkanı hem Cumhurbaşkanı olabilir.

Bugün için yasaldır.

Ancak ahlaki midir

Cevabını siz verin!

Evet, her cumhurbaşkanı, göreve başlamadan önce yemin ediyor ve yemin sonrasında göreve başlıyor.

Buna rağmen, partili cumhurbaşkanının, Cumhurbaşkanı sıfatıyla görevini yaparken, bir parti lideri olarak davranması ya da davranma ihtimalinin olması, bu sistemin en önemli rahatsız edici noktası olsa gerek.

Öyle olunca da ister bugünkü Cumhurbaşkanı olsun

İsterse de -bu sistemle- bundan sonraki seçilecek Cumhurbaşkanları olsun, ne kadar yemin ederlerse etsinler, özellikle de 'Tarafsızlık ve eşitlik' ilkelerini hayata geçiremeyeceklerdir.

Bugün Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin uygulanmasında görülen aksaklık budur.

Öyle olunca da daha önceleri de hep tartışıldığı, yazılıp çizildiği gibi bu sistem bugün ve bundan sonraki dönemler için de her anlamda sıkıntı yaratacak, yaratmaya da devam edecektir.

Çünkü "İnsanı yücelt ki devlet yücelsin!" anlayışı ya da felsefesi, bu sistemde geçerliliğini yitirmiş gibi görünüyor.

Ayrıca da bugünkü seçim dili; insanı aşağılayıcı ve insanı yok sayıcı bir dil olarak karşımıza çıktı.

Hani diyorum ki; bu dil, biraz daha naif kullanılmış olsa

Biraz daha espritüel

İğneleyen, ama acıtmayan

Kızdıran, ama aşağılamayan söylemler olsa