Ben bu yazıyı yazmaya başladığımda, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün:
"Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim." sözü geldi aklıma. Çünkü onun bu sözü, sporun toplum içinde ne kadar önemli olduğunu fark ettirmekle kalmayıp, ahlâklı yapılmasını da içermektedir.
Evet, sporcu zeki olacak
Çevik olacak...
Akıllı olacaktır.
Çünkü spor, öyle olmayı gerektirir.
Aynı zamanda da her sporcu ahlâklı olmalıdır da derken, onun sporculardan beklediği erdemliliği de özetler.
Doğrusu, bu anlayış, yalnızca spora özel değildi elbette. Hayatın her aşamasında;
Sanatta
Kültürde
Ticarette
Hatta siyasette de öyle olması gerekiyordu.
Belki de en çok da siyasette öyle olması gerekir.
Niye
Çünkü siyasetçiler ülke içinde hatta dünyada bile:
Samimiyette
İlkelilikte
Beşerî ilişkilerde
Davranış biçimlerinde rol modeldirler de ondan.
Ve hakem tarafından verilen haksız bir penaltı kararı sonrasında, topu avuta atmak düşüncesiyle topun başına gelen penaltıyı atacak olan futbolcu, sonunda topu dışarıya atarak, hakemin verdiği haksız penaltıyı onaylamayacaktır.
Ahlaklı olmak bunu gerektirir çünkü.
Gelelim siyasete
11 Haziran Pazartesi günü yapılan Gaziosmanpaşa Belediye Başkan vekilliği seçiminde iktidar -suçu henüz sabit görülmemiş olan CHP'li Gaziosmanpaşa Belediye Başkanının tutuklu yargılanması sürerken- muhalefet meclis üyelerine:
"Bir araya gelin ve bu durumu kendi lehinize çevirin" demesiyle, penaltı atışının gole çevrilmesi isteniyor.
Penaltı haklı bir penaltı mı
Değil!
Millet iradesi ile Gaziosmanpaşa'da iktidar olan CHP, iki partinin ittifak etmesiyle penaltıyı gole çevirdiler ve ne düşündürücüdür ki bu penaltı sonrasında da çocuk gibi mutlu oldular.

79