Bugün, niyeyse işte; "Özgürce her ne yapıyorsak, yaptığımız her şeyi, adı 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti' olan devlete borçlu olduğumuzu" paylaşmak geldi içimden.
O nedenle de her birimiz yaptığımız işle
Aklımızla
Samimiyetimizle
İnsanî ve ahlâkî anlayışımızla
Çalışmalarımızla, devletimize yakışan güzellikler sergilemek zorunda olduğumuzu ve bunu çok iyi kavramamız gerektiğini paylaşmak istedim sizinle.
Çok az sayıda da olsa, kendini yurduna ve milletine adamış
Ama bunu bir propaganda aracı yapmayan
Yurdum insanına dokunan
Onların yaşamlarına dokunmak için çırpınan
Cana can olmak için yırtınan insanlarımız var ki; onlar sadece işlerini yapıyorlar
Konuşmuyorlar
Çalışıyorlar
Paylaşıyorlar
Ortaya eserler koyuyorlar.
Ve onların her biri, bugün için ülkemin gizli kahramanlarıdırlar.
Üstelik de memleketin hemen hiçbir olanağından yararlanamayan
Her şeyini güçbela yapanlar
Kıt kanaat içinde geçinen insanlar
Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşlarıyla birlikte kurdukları bu memleketin, tek bir taşına dahi halel gelmemesi için yırtınıp duruyorlar.
Yok sayılma pahasına
Eleştirilerin muhatabı olma pahasına
Değerlerinin fark edilememesi pahasına
Kendilerinin ne kadar büyük değer olduklarını bildiklerinden kimselere eyvallahları yok
Protokollere girme hevesleri yok.
Onların en çok da üretme hevesleri var
Düşündürme hevesleri var
Sorumluluklarını üstlendikleri insanların, kendilerini tanıyabilmelerini öğretme arzuları var
Onlar; villalarda da yaşarlar barakalarda da
Çünkü onlar; hayatın tadını da bilirler, zulmünü de görmüşlerdir.
Çünkü onların öncelikli dertleri memlekettir, memleket.
Onlar memleketin tahta ve eski püskü sıralarında okuduklarını hiç unutmamışlar, devletin -vakti zamanında- kendilerine nasıl sahip çıktığını, o yüzden hepsi de devletine borçlu olduğunu hep akıllarında tutmuşlardır.
Tıpkı cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında yaşananlar akıllarda tutulduğu gibi

147