Efendim eğri oturup doğru konuşmak lâzım.
Ağızdan çıkan sözlerin, ağızdan çıkmadan önce beyin ve yürekle buluşması, sonrasında ağızdan çıkarak muhatabına ulaşması ideal bir konuşma olsa gerek.
Bu durum hem muhatabı hem de sözü söyleyen için faydalı da olur.
Aksi hâlde karşı tarafa sıkıntı yaratırken, kendisi de sıkıntı çeker.
En özet hâliyle geçeceğim.
Abartmadan
Ağdalı konuşmadan
En kıt anlayan birinin anlayacağı şekilde konuşarak, durumu özetlemek istiyorum.
Özellikle de milletin vekili olan ve kendilerine 'Sayın' diye hitap edilen milletvekilleri en çok da bu konuda konuşmaya özen göstermeliler diye düşünüyorum.
Ancak gelin görün ki öyle mi oluyor
Öyle olmuyor işte.
Hatta vekil, seçilir seçilmez, milleti unutuyor.
Seçim öncesi kapı kapı, kahve kahve dolaşan vekiller, bu sefer genel başkanlarına görünmek için can atıyorlar.
Ne yalan söyleyeyim dışarıdan öyle görünüyor.
Velhasıl, demem o ki millet, önüne konulan adaya oy verecek, kendi gönlünde yatana değil.
Ne demek bu
Zorunlu onay demek
Yani zorunlu onay olunca da milletin kullandıkları oyla Meclis'e gönderdikleri birinci derecede millete karşı değil de genel başkanlarına karşı sorumlu olacak.
Övülecekse Genel Başkan övülecek
Taltif edilecekse o
Sahip çıkılacaksa o.
Milletin ise esamesi okunmayacak.
Baksanıza vekilin bir tanesi ne demiş
"Ak Parti olmasa ekmek bulamazdınız, vatanınız olmazdı." demiş.
Allah aşkına düşünen bir milletvekilinin söyleyeceği laf mı bu
Şimdi ben bu söze ne diyeyim
Bu sözü söyleyene nasıl saygı duyayım.
Bıraktım saygı duymayı, bu sözü söyleyen kişi kendi diliyle kendisini alay konusu ettirdi desem, alay konusu etmemiş midir
Yani efendim, AKP Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar,

99