Doğrusunu isterseniz ben her zaman şiirin gücüne
Etkisine
Duygusuna
Ve toplumda yer ettiği karşılığının muhteşem olduğuna inanmışımdır.
1 Ekim 2024 tarihli bu köşeden yazdığım "İnsan, insan yanını arar oldu" başlıklı makaleme yorum yapan sevgili okurum G.K. Hanımefendi, şiir sevdalısı olan beni oldukça etkileyen bir şiirini paylaşmış benimle.
Sevgili okurum; iktidar sahipleri her ne kadar memleketi çok iyi yönettiklerini söyleseler de bazı şeylerin farkında olmadıklarını
Vatandaşın nasıl yaşadıklarını bilmediklerini
Vatandaşın yaşarken kaybolduğunu ve bütün bunlara da ülkeyi yönetenlerin neden olduğunu şiirinin her dörtlüğünde bir kayıp ilanı verir gibi paylaşıyor.
Vatandaşın;
Umudunu
Gülmeyi
Onurunu
Ve dahi insanlığını kaybettiğini
Hatta kimliğini (kişiliğini) kaybettiğini yazarak, sanki bir anlamda yönetenlerle yönetilenler arasındaki yaşam ve iletişim uçurumunun ne kadar da derin olduğunu anlatıyor.
Şiirin ilk dörtlüğü şöyle.
"Bir yerlerde bıraktım mutlak
Bir düş sonrasında mı
Yalan sözlerin ardında mı bilmem!
Ben umudumu kaybettim!" diyor.
Buradan anladığım kadarıyla konuşulan yalanlar, vatandaşımıza hayal kurmayı, umutlandırmayı dahi unutturmuş.
Sahiden de ne acı!
Şiirin ikinci dörtlüğü:
"Yemek kokularıyla doyan çocuk mu aldı
Simidi toplatılan adamın gözyaşları mı kaptı
Yanan ormanların çığlıklarında mı kaldı bilmem!
Ben gülmemi kaybettim" diyor.
Artık insanların karınlarını yemek kokularıyla doyurma noktasına geldiğini
Ormanların öyle veya böyle yakılırken, içindeki canlıların feryatlarını öyle acıyla yüreğinde hisseder olmuş ki gülmeyi unuttuğunu, yani gülmeyi dahi kaybettiğini söylüyor.
"Bir yerde düşürmüş olmalıyım" diye başlıyor üçüncü kıtasına
"Para batağında mı
Yaltaklandığımda mı
Kapalı kapılar ardında mı bilmem!

108