Ah be Celal Şengör Hocam!

Ne güzeldir İstanbullu olmak

İstanbul'a yakışır davranışlarda bulunmak

Hele de 'İstanbul Beyefendisi' tanımlamasının bir parçası olmak.

Nasıl da arzu ediyorum öyle biri olmayı bir bilseniz.

16 yaşında İstanbul'a geldiğimde ne doğru dürüst konuşmayı

Ne nezaketi

Ne kibarlığı biliyordum.

Kendi hâlimde doğaldım

Saftım

Ve kötülük nedir bilmezdim.

Emin olun hâlâ öyleyim ve beni herkes kandırabilir.

Ve ben 1972'den bu yana İstanbul kazan ben kepçe, hep kendimi bulmak için aranıp durdum.

Eski İstanbul beyefendileriyle birlikte çalıştım.

Kimi zaman onların yanında tek bir sözcük dahi söylemeden hep onları dinledim.

Ağızlarından çıkan sözleri

Beden dillerinin, jest ve mimiklerinin insanı, ne de hoş etkilediklerini, hatta konuşmanın bir sanat olduğunu fark ettim.

Ve o insanlar, benim rol modelim oldular

Zaimoğlu Vapur Acenteliği sahibi Merhum Ömer Zaimoğlu

Vapur Donatanları Acenteleri Derneği'nin eski müdürlerinden ve dört yıl müdürüm olan Merhum Cavit Kaplan

Türkiye'nin ilk Prof. Kaptanı, Merhum Prof. Necmettin Akten Abim

Ve Beyoğlu Akşam Ticaret Lisesi'nin efsane müdürü, hakeza tam anlamıyla bir İstanbul Beyefendisi, Müdürüm Merhum Fahri Türker Hocam ve benzerleri gibi mümtaz şahsiyetlerden ben, feyz aldım.

Demem şu ki Sayın Hocam, yıllardır sizin basındaki demeçlerinize

Konuşmalarınıza

Diyaloglarınıza bakıyorum da sizde hep bir büyüklenme

Karşınızdakileri cahillikle suçlama

Ve aşağılama gibi bir yaklaşımınız var.

Sayın Hocam,

İnsanları aşağılayarak

Onlara hakaret ederek, onları eğitebileceğinizi asla zannetmiyorum. O nedenle yaklaşımınız yanlış bence.

Geçenlerde Ankara'da yaptığınız o konferansınıza katılan ve siz konuşurken, telefonuyla konuşan izleyicinize sarf ettiğiniz sözleri doğrusu şaşkınlıkla ve üzüntüyle okudum.

Ne diyorsunuz telefonla konuşan kişiye

"Ahır mı burası, ülkemizin kültür seviyesini gösteriyorsun.

Ahırda kişneyen attan farkı yok.

Atatürk, bu katırları adam etmek için uğraştı, 57 yaşında gitti adam.