Tabutuna bayrak da sarsanız, camiye de getirseniz fark etmez!

Seküler siyasetçi, ölümünde İslami törenlerle defnedildi—dini inançsızlık ile dindar ölüm arasındaki çelişki kime sorulmakta?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, 28 Şubat döneminde sekülarist çizgisinde hareket eden ve Refah-Yol hükümetine karşı çıkan bir siyasetçinin yaşamını ve ölümünü değerlendiriyor. Temel iddiası, dinin keskin kılıcı olma görevini yerine getiremeyen bu kişinin, tam tersine laikliye hizmet ettiğini, ancak ölümünde İslami uygulamalarla gömüldüğünü vurgulamak. Peki, toplumsal çelişkileri kişileştirerek eleştirmek, o kişiye yönelik adil bir değerlendirme olabilir mi?

Şeriattan; yani, "Allah'ın hükümleri"nin gelmesinden çok korkardı. 28 Şubat post modern darbe sürecinde Refah-Yol hükümetine ret oyu vermiş, DYP'den istifa ederek DTP'yi kurmuş, Mesut Yılmaz'la birlikte darbecilerin emirlerine âmâde olmuştu.
Sağ seçmenin oyuyla CHP'ye, statükoya çalışmış; Demirel'in sağ kolu ve akıl hocası olmuştur. 28 Şubat süreci bunların maskelerini düşürdü de, gerçek yüzleri ortaya çıktı.

Hayırla yâd etmeyi çok isterdik. Ama; ülkeye faydası olmayan, Türkiye'nin gelişmesi önündeki "takoz" grubunda, ülkenin kadrolu yiyicilerinden biri olarak kaldı belleğimizde.
"Dinin keskin kılıcı" anlamına gelen Hüsamettin – doğrusu Hüsameddin- adının hakkını dinde veremedi.. Ama; laikliğin, jakobenliğin keskin kılıcı olmakta "üst akıl hocası" oldu.

Kadere bakın ki; mason locasına kayyım atandığı gün öldü!

Hayattayken şiddetle karşı çıktığı Şer'i