Şayet kendilerinden olsaydı "ikinci Atatürk" ilân ederlerdi!

Şayet kendilerinden olsaydı "ikinci Atatürk" ilân ederlerdi!
YÜKSEL TOKUR


Halkına, ülkesine bu kadar yabancı; hiçbir olumlu icraat yapmadığı halde % 25 civarında oy alarak, Ana Muhalefet pozisyonu görevi verilen bir parti..
Milletvekili ve Belediye Başkanlarının çoğu sorunlu. Bakın sokak röportajlarına; "CHP'nin üç önemli icraati nedir" diye soruluyor.. CHP seçmeni olduğunu söyleyenler cevap veremiyor ya da iktidarın yaptığı hizmetleri sıralayıp, CHP yapmış zannediyorlar.
Şimdi; Deniz Baykal'dan başlayarak yakın dönem Genel Başkanları ve Başkanlık için adı geçenlere şöyle bir göz atalım..
Adnan Menderes'in bir yurtiçi gezisinde yakasına yapışan bir öğrenci: "Özgürlük istiyoruz" der. Adnan Menderes de: "Evladım şu anda bir Başbakanın yakasına yapışmışsın, bundan daha iyi özgürlük mü olur" der. İşte o öğrenci Deniz Baykal'dan başkası değildir.

Kendisinden sonra partinin başına getirilen Genel Başkanlara göre biraz daha yapıcı olsa da, ahir ömründe şöhretinin zirvesindeyken şehvetin kurbanı olarak gitti.
Sonrasında gelen Kemal Kılıçdaroğlu, 13 yıldan fazla partinin başında kaldığı halde, girdiği on seçimden de yenilgiyle ayrılarak rekor kırdı!
Yenilen pehlivan güreşe doymazmış misali, Saadetlilerin "Mücahit Kemal" gazına rağmen dokunmasalar yetersiz bakiye olarak koltuğunda oturmaya devam edecekti.
İmamoğlu desteğiyle, delegelere para dağıtılarak yerine lider diye getirilen özgürsüz Özel'in durumu ortada..

Belediyelerdeki yolsuzlukları savunmaya çalışmaktan, mahkemelerden, ona buna parmak sallamaktan, lüzumsuz mitinglerden ülke gündemine gelemedi bir türlü..
Muharrem İnce ve Mustafa Sarıgül ise didişe didişe, inceden inceye sararıp solup gittiler.

Ne diyelim; kral çıplak olsa ne olur, giyinik olsa ne olur! "Hizmet istemiyorum, yeter ki AKP gelmesin, CHP b.ku aday gösterse yine de oy veririm" diyen çağdaş seçmenleri var.
CHP Cumhuriyetle yaşıt bir parti ve bugün savulduğu duruma bakın. Genç seçmenler bilmez. Türkiye hep böyleydi zannederler.