Zirve Türkiye'de, Türkiye zirvede

Bugünleri gösteren Allah'ıma hamdolsun...
Ankara'da devam eden NATO zirvesinde yaşananlar, Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin en somut göstergesi olarak göğsümüzü kabartıyor.
Bir dönem Başbakan Ecevit'e cevaben elinde beysbol sopasıyla poz veren ABD Başkanları şimdi "Erdoğan çağırmasaydı gelmezdim" diyor. Temsilcilerimizi alçak koltuklara oturtup üstten bakan, her türlü diplomatik geleneği ayaklar altına alıp başbakanlarımızı kapıda bekletenler şimdi karşımızda el pençe divan duruyor. Çöl çadırlarında başbakanlarımıza hakaret edip boncuk boncuk terletenlerin ülkesinde şimdi TSK unsurları adalet dağıtıyor. Bize İHA kamerası satmayan Kanada şimdi bizden SİHA almaya talip. İtalyan'ından Hollandalısına kadar hepsi füzemize, Sİ- HA'mıza, uçağımıza, tankımıza, topumuza övgü üstüne övgü düzüyor. NATO ile Trump arasındaki çatlağı yapıştıracak tek zamkın Türkiye olduğunu artık hepsi kabul etmiş durumda. İsrail, Yunanistan ve Fransa'nın etekleri tutuştu, "Yandım Allah" diyerek Trump'a "Türkiye'ye silah vermeyin ne olur" diye yalvar yakar oldular.

Eee, keser döner sap döner, gün gelir hesap döner. Yıllarca AB kapılarında beklettiğiniz Türkiye, ABD'nin NATO'dan ayrılma resti üzerine dört elle sarılacağınız kurtarıcınız oldu değil mi
Siz hele durun, bunlar iyi günleriniz. Biz sizi daha çoook me'leteceğiz!..
NATO 3.0 mı yoksa Türkiye: 3 NATO: 0 mı, yakında tabelada görürsünüz.


Başka ne beklenirdi ki
Dini ve milli değerlere dil uzattığı gösterileri nedeniyle tutuklanan sözde komiğin her gün yeni bir vukuatı ortaya çıkıyor.
Babasının 1980'li yıllarda THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) içerisinde faaliyet gösterdiği, "halkı tahrik etmek, silahlandırmak, örgüte silah temin etmek amacıyla halktan zorla para toplamak" gibi eylemlerle ilişkilendirildiği tespit edildi. Bir polisin şehit edildiği Çorum olaylarında da örgüte yardım ettiği için yargılanıp cezaevinde yattığı ortaya çıktı.

Yerli ve milli olan her şeye pike yapan bu komikaze'nin birkaç yıl önce ODTÜ geçiş töreninde taşıdığı pankart da afişe oldu. Peki ne yazıyordu o pankartın üstünde "Neyse ki bütün kötülükler yerli ve milli."
Şimdi... Böyle bir aile ve arkadaş ortamında büyüyen birinden vatanına, milletine, dinine, ahlaki değerlere, devletin makamlarına, yasalara, kurallara, geleneklere, göreneklere saygı duyması nasıl beklenebilir ki


Yıldız golcünüz yoksa...
Dünya Kupası yıldız golcülerin geçidine sahne oluyor. Messi, Ronaldo, Mbappe, Haaland, Kane ve Oyarzabal kişisel yetenekleriyle takımlarını sırtlıyorlar. Bu da bize güç bela katıldığımız Kupa'da neden başarısız olduğumuzu açık seçik anlatıyor: Çağdaş futbolda yıldız golcün yoksa başarı şansın da yoktur. Tıpkı gerçek santrfor karakterinden yoksun Fenerbahçe'nin iki yıldır Osimhen ve Icardi'li Galatasaray'a mecburen boyun eğmesi gibi, Dünya Kupası'nda da golcü kimlikleri tartışmasız futbolcuları bünyesinde barındıran takımlar etkili oldu.