Yokluğun bedeli

Santrforunuz yok... B planınız yok... Dünya Kupası stresini kaldıracak mental hazırlığınız yok...
Üstüne üstlük şansınız da yok...
Bunca yoklukla Kupa'da ancak turist olursunuz.
ABD'nin 4'lediği Paraguay aslında bir futbol fukarası. Kalenin önüne takım otobüsünü çekip, dan dun yapmaktan başka meziyetleri yok. Rast gelirse kontradan gol atmaya çabalıyorlar, hepsi o kadar. Kalecileri, uzaktan vurulan her topu sektiriyor ama bizde iyi vuran yok. Üstelik maçın 55 dakikasını 10 kişi oynuyorlar.
Peki biz ne yapıyoruz Aynı yanlış anahtarı defalarca aynı deliğe sokup çeviriyoruz.
Montella ve ekibi belli ki Avustralya maçından hiç ders çıkartamamış. Öyle ki, golleri bile aynı yerlerden aynı hatalarla yiyoruz. Yahu iki maçta 30 korner, sayısız serbest vuruş kazandık. Bir tanesinde bile çalışılmış bir organizasyon gördünüz mü Hakan soldan, Arda sağdan, altı pas ile penaltı noktası üzerine 68 model muz orta, hepsi bu...
Yazık... Bir daha bu kadar lokum bir grup, böylesine şeker gibi hakemler bulur muyuz, bilmem.
En çok içimi acıtan da 25 yılda bir gelecek bu kadar yetenekli bir jenerasyonun, sırf yönetim hatalarıyla heba olup, yıldızlaşacakları dünya sahnesinden silinmesi...


Bayrak gibi forma
Algıda seçicilik bu olsa gerek. Gözüm hep detaylarda. Dünya Kupası'ndaki Çekya - Güney Afrika maçını izlerken gözüm karşılaşmayı yöneten hakemlerin formalarına takıldı. Kollarındaki çizgi üç renkliydi: Mavi, kırmızı ve beyaz...

"Ne var bunda" diyebilirsiniz. Ama bu renkler, Çekya'nın bayrağındaki renklerdi. Yani karşılaşmanın kadın hakemi Tori Penso ve yardımcıları, sahada Çekya bayrağı gibi dolaşıp durdular.
Maçın 1 - 1'lik sonucuna hakemlerin bir tesiri olmadı ama yine de hakem formalarının bu kadar çok renk barındırması ileride spekülasyonlara yol açabilir.


Gözlüğünü dalgıç bulmuş
Neler Oluyor Hayatta programında Hakan Ural insanın parasını, malını, mülkünü meraklı gözlerden saklı tutması gerektiğini anlatıyordu. Bunun için de kendinden örnek verdi:
"Bakın ben günlük olarak bu plastik kayışlı saatleri kullanıyorum. Benim gözlüklerim de çok ucuzdur. ABD'ye gittiğimizde ben iki dolarlık gözlüklerden iki üç tane almıştım. Eşim (Ezgi Ural) ise pahalı olanları tercih etti. Ama ne oldu Geçen hafta gözlüğünü suya düşürmüş. 30 bin liralık gözlük. Hemen dalgıç çağırmışlar, o çıkarmış gözlüğü dipten..."
Yahu sevgili Hakan'cığım, hani milletten gizliyorduk malı, mülkü.. Allah da seni güldürsün...