Yazar, sosyal medya bağımlılığının Z kuşağını 'yatak çürümesi' adı verilen depresif bir hayata mahkûm ettiğini iddia ediyor. Tembelliğin İslami açıdan kötülüğü üzerinden bu durumu değerlendiriyor, ancak gençlerin işsizlik, mental sağlık sorunları ve dijital dünyaya itilişinin arkasında yatan yapısal nedenlere değinmiyor. Peki, bireysel sorumluluk vurgusu bu kadar karmaşık bir sosyal sorunun çözümü olabilir mi?
Hep söylerim, söylemeye de devam edeceğim, "Hayatta yaptığım en iyi şey, sigarayı bırakmaktı. Çünkü sigarayı bırakmanın verdiği hazzı hiçbir madde veremez" diye...
Geçenlerde hükümetten bu konuda yeni müjdeler geldi. Çok şükür, dumansız hava sahamızın genişlemesi için yeni ve etkin adımlar atılıyor. Örneğin, artık restoranlarda sigara içilen bölümler izole halde olacak. Tiryakiler artık bizler yemek yerken savurdukları o pis dumanları burnumuza sokamayacaklar. Halka açık yerlerde sigara kullanımına da çeşitli kısıtlamalar geliyor. Bunun örneğine geçen hafta Belgrad Ormanları'nda rastladım.
Yürüyüş parkuruna sigara içme yasağı getirilmiş. Orman havasını ciğerlerimize doya doya çekmemizi engelleyen o tiryaki zulmü sona ermiş, millet sigara izmaritlerinin üzerinde yürümekten kurtulmuş, ormandaki olası yangın tehlikesi son bulmuş.
Şimdi sırada 2040 yılında yürürlüğe girecek "Tütün mamullerinin ticaretinin yasaklanması" ile ilgili kanuni düzenleme var. Yani 14 yıl sonra bu güzelim coğrafyada sigara, puro, pipo, nargile dumanlarıyla kirlenmeyeceğiz.
Haydi inşallah...
Çağın hastalığı: Yatak çürümesi
Kimse farkında değil ama Z kuşağı büyük bir salgının pençesinde kıvranıyor. Bu yeni virüs, telefon ve tabletlerden bulaşıyor. (!) Adı ise "yatak çürümesi..."
Öğrenimine devam etmeyen gençler, öğle vakti uyanıyor. Kahvaltısını yatağında yapıyor. Sonra yine hiç yataktan kalkmadan ellerinde cep telefonu ya da tabletle kendini sanal medyaya veriyor. Saatlerce ekran kaydırdıktan sonra akşamı edip, aynı rutini günlerce tekrarlıyorlar. Çoğunluğu iş aramıyor, ailesine yaslanıyor, iş sahibi olup, aile kurmayı akıllarına getirmiyor ve karanlık, havasız odalarda kök salan parazitler gibi depresif bir hayatı benimsiyor.
Bu yeni canlı türü (!) önce görme yeteneğini, sonra motor becerilerini, derken psikolojik dengesini ve nihayetinde tamamen sağlığını yitiriyor.
Ne diyeyim Allah kurtarsın...
Tembellik en hayırsız iştir
Prof. Nihat Hatipoğlu hocamız Atv'deki programında tembellikle ilgili harika bir mesel aktardı: Hazreti Ömer, yolda üç kişinin boş oturup boş konuştuğuna şahit olmuş. Dönüşte aynı kişileri aynı tembellik içinde görünce "Siz saatlerdir burada ne yapıyorsunuz İşiniz gücünüz yok mu Gidip bir işin ucundan tutsanıza" diye azarlamış. Adamlar demişler ki, "Biz tevekkül edenleriz. Allah'a sığınmış olanlardanız." Hazreti Ömer sinirlenmiş: "Yalan söylüyorsunuz. Siz hazır yiyicilersiniz, tevekkül edenler değilsiniz. Haydi çabuk kalkın ve gidin."

21