Hikayeye sanal medyada rastladım. Hem televizyon tarihine geçecek hem de sözde uzman tarihçilerin kulağına küpe olacak cinstendi:
Hatırlayanlar olacaktır, ünlü bir kemankeşi (okçu) anlatan Tozkoparan İskender adlı çocuk dizisi 2021- 23 arası TRT'de yayınlandı. Çekimleri ise Çekmeköy, Tuzla ve Beykoz taraflarında yapıldı. Dizinin 14'üncü bölümünde geçen bir sahne için dekor olarak tahtadan bir menzil taşı yapıldı.
Sahnenin çekimi tamamlandıktan sonra alana terk edilen bu dekor, birileri tarafından bulunup uzmanlara gösteriliyor. Uzmanlar "Menzil taşı mermer olur bu ise tahtadan. Üstelik yüzyıllardır çürümeden nasıl kalabilmiş" demeden, "Tozkoparan'ın menzil taşını bulduk" diye ortaya çıkıyorlar. Hatta üzerine akademik bir makale bile yayınlanıyor. Tarih ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu bu müthiş keşif (!) üzerine toplanıyor. Anlı şanlı uzmanlar, odun olma özelliği dışında hiçbir anlamı ve değeri bulunmayan tahtadan nişan taşını tarihi eser diye tescil ediyorlar. Dahası, bu nesne Türk İslam Eserleri Müzesi'ne bile götürülüyor.
Aylar sonra bu hata fark ediliyor. Dekorun hazırlanmasında danışmanlık yapan Doktor Şükrü Seçkin Anık, Murat Öztekin'e konuşuyor ve diyor ki: "Akademisyenler de hata yapar. 5. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nda. Bu kurul yarın bir gün bir tarihi eseri yıkma kararı alsa ne olacak" Hakikaten öyle... Halit Ergenç'i Kanuni Sultan Süleyman, Engin Altan Düzyatan'ı Ertuğrul Gazi zanneden milletimiz için bu örnekler şaşırtıcı olmayabilir. Fakat anlı şanlı uzmanların, akademisyenlerin, koca koca kurulların durumu içler acısı değil mi sizce de
Bana göre bu skandal, gerçekten de "tarihi" olarak adlandırılmayı sonuna kadar hak ediyor.
Peki ya Hürmüz'ün altı
Hürmüz Boğazı'nın altında ABD'nin mümkün olduğunca hızlı müzakere istemesine neden olan başka bir şey daha var. Petrol değil, gaz değil. Kablolar.
Modern dünya, küresel internet trafiğinin yaklaşık %95'ini taşıyan kabaca 500'den fazla denizaltı fiber optik kablolara bağımlı. Banka transferleri, finansal piyasalar, bulut verileri, hükümet iletişimi, neredeyse her şeyin ucunda bu kablolar var. Bunların çoğu Körfez bölgesinden geçerek Avrupa, Asya ve Ortadoğu'yu birbirine bağlıyor. Yani Hürmüz denilen, sadece petrolün sıkıştığı bir dar boğaz değil. Burada veri dünyası da fena bir huniye giriyor. Eğer bu kablolara İran ordusu zarar verirse, bu, dünyanın ışığını kesmek ve onu 1800'lere döndürmekle eşdeğer olur.

20