Nükleer yıkım mı yoksa dünyanın kurtuluşu mu

15 yıldan uzun süredir orman ve sessizlikle kaplı terk edilmiş köylerde yaşayan bir Çernobil biyoloğu olan Arturo Cadadevall, Prag'daki bir konferansta, odayı dakikalarca sessizliğe boğan bir şey söyledi: "Radyasyonun, insandan daha nazik olduğu ortaya çıktı..."
Sessizlik, geceleri Çernobil ormanı kadar derindi. Çünkü herkes onun abartmadığını biliyordu.
Felaketin üzerinden 39 yıl geçti ve dünyanın bin yıl boyunca mahvolmaya mahkûm olduğunu düşündüğü bölge, Avrupa'nın en temiz ve en vahşi doğa rezervlerinden birine dönüştü. Bir zamanlar beton blokların bulunduğu yerde, şimdi yaşam gelişiyor; inatçı, bilge ve neredeyse el değmemiş.
Büyük hayvan nüfusu yedi kat arttı.

Kurtlar eski okullarda, bir zamanlar çocukların oturduğu sıraların altında yuva kurdular. Ayılar yüz yıl sonra ilk kez buraya geri döndü. Vaşaklar, evlerin yosun kaplı çatılarında geziniyor. Geyikler ve Przewalski'nin vahşi atları, insan seslerini hâlâ hatırlayan sokaklarda dolaşıyor. Ölü bölge dediğimiz yer, yaşam için bir zafer alanına dönüştü.
Kurnaz ve duygusuz istatistikler, basit bir hikaye anlatıyor: İnsanların yokluğu, doğanın yeniden canlanması için en iyi koşul.
Ama en ilginç olan sadece geri dönüş değil. Bu, gözlerimizin önünde gerçekleşen bir evrim.
Hayvanlar mutasyona uğruyor... Ama kötüleşmek için değil, hayatta kalmak için.
Çernobil kurtları, enfeksiyonlara altı kat daha dirençli. Hücreleri, radyasyona maruz kaldıktan sonra DNA'larını bağımsız olarak onarabiliyor. Kurbağalar siyaha döndü; derileri, zırh gibi radyasyonu emen melanin açısından zengin.
Reaktörün yakınında yaşayan köpekler, gezegenin başka hiçbir yerinde bulunmayan 200'den fazla benzersiz genetik varyasyona sahip. Bazı bilim insanları, bu mutasyonların kanser ve radyasyon tedavilerinin geliştirilmesinin anahtarı olabileceğine inanıyor.
Kuşlar bile farklı. Kanları, normal kandan on kat daha fazla antioksidan içeriyor. Daha güçlüler, daha hızlı ürüyorlar ve daha da yüksek sesle şarkı söylüyorlar. Bu kuşları inceleyen bir kuş bilimci, yeni Çernobil'in sembolü haline gelen bir deyim ortaya attı:
"Bu bir mucize değil; korkmamayı öğrenen biyoloji."
Çernobil artık bir yıkım sembolü değil. Geleceğin bir laboratuvarı haline geldi. Biyolojinin yeni bir senaryo yazdığı bir yer; her şeyin öldüğünü düşündüğümüz yerde bile yaşamın zafer kazandığı bir senaryo.
Orada, yıkıntıların arasında, doğa bize duymak istemediğimiz gerçeği sessizce söylüyor:
Dünyanın merkezi değilsin.
Sadece bir ziyaretçisin.
Ve belki de Çernobil'in en korkunç keşfi radyasyon değil, dünyanın biz olmadan da gayet iyi yaşayabiliyor olmasıdır.

Sihirli Annem'e doping
Türk televizyon tarihinin unutulmaz dizisi Sihirli Annem, son bir buçuk yıl içinde ikinci kez sinema filmi olarak izleyici karşısına çıkıyor.
Filmin Zorlu PSM'deki galasında gerçek bir izdiham yaşandı. Hayatımda ilk kez bir galada davetlilerin girişte 200 metre kuyruk oluşturduğuna şahit oldum. Bunun en büyük sebeplerinden biri, çocukların sevgilisi Manifest grubunun filmde konuk olarak yer almasıydı. Yapımcı Polat Yağcı'nın projeye bu grubu katması, son derece verimli bir ticari hamleydi. Sanırım Poll Production'ın yeni projesi bir Manifest filmi olacak.