Atv'deki programında bir genç, Profesör Nihat Hatipoğlu'na sordu: "Fenerbahçe taraftarı her yıl şampiyonluk için dua ediyor ama 11 yıldır şampiyon olamıyorlar. Acaba dua ederken yaptıkları yanlışlar nelerdir hocam"
Nihat Hoca, kendi alanı dışındaki soru karşısında hiç paniklemedi. Tam tersi, futbol deyimiyle "topu göğsünde yumuşatarak" futbol konusunda da bilgi ve görgü sahibi olduğunu gösteren şu açıklamayı yaptı:
"Duadan önce ayaklarını iyi kullanacaklar. Yani güzel oynayacaklar. Güzel oynayınca oyunun semeresini alırlar. Hep öyledir, kişi çalıştığının karşılığını alır. Önce fiili dua. Fiili dua nedir Önce antrenmanına dikkat edecek. İyi oynayacak, iyi pas atacak, defans çok dişli olacak, forveti destekleyecek. Bir de hocasının verdiği talimata dikkat edecek. Çünkü her oyuna ve rakibe göre düzen değişir. Bunlara dikkat etti mi Fenerbahçe de kazanır. Fenerbahçeliler kızmasın, şimdi bizi linç edebilirler ama biz onların lehine söylüyoruz. Biz daha çok hangi takımımız yabancılarla oynarsa, ondan yanayız ve hepimiz silme Milli Takım'lıyız tabii ki."
Bunun sorumlusu kim
Geçen haftaki futbol gündeminin tozu toprağı arasında kaybolan bir konu var, onu da ben dile getireyim istedim:
Fenerbahçe bir anda revire döndü. Talisca, Skriniar, Alvarez, Çağlar, Osterwolde ve Ederson sakatlandı. Hem de Avrupa ve ligdeki "hayati" bir dönemde. Hepsinin de sorunu adale sakatlığıydı. Yani herhangi bir darbe almadan, kendi kendilerine sakatlanmışlardı. Antalyaspor karşısında bu kervana Semedo da katıldı.
Belli ki doğru antrenman yapmamışlar. Ya eksik idman dozuyla sahaya sürülmüşler ya da tam tersi, adalelerine aşırı dozda yükleme yapılmış. Her iki durumda da suç antrenör ekibindedir. Fenerbahçe, Avrupa'dan sonra ligde de havlu atmak üzereyse, bunun sorumlusu, takımı fizik kondisyon bakımından hazırlayamayan bu güruhtur.
İdarecileri doğru ve zamanında transfer yapamaz, teknik direktörü doğru kadroyu ve doğru taktiği bir türlü bulamaz, antrenörleri takımı doğru hazırlayamaz. Fenerbahçe'deki tek doğru, her maçta gırtlağı paralanırcasına takımını destekleyen taraftar.
Onlara da yazık oluyor!..
Ya İran yapsaydı
Bu soruyu tüm dünyaya soruyorum: Bir İran füzesi gidip de Tel Aviv'deki bir okula isabet etse ve oradaki 153 ilkokul öğrencisini öldürse ne olurdu
Ne İran'ın barbarlığı kalırdı, ne İslam'ın -tövbe hâşâ- bir şiddet dini olduğu... İslamofobi şaha kalkar, coşar, coşturulur ve tüm Ortadoğu'daki Müslüman halklar hedef alınarak bugünkünden daha vahşi bir Haçlı Seferi'nin yolu açılırdı.

1