Ne mutlu Türk'üm diyene...

Düşünüyorum da, vallahi 7 canlı milletiz... Bunca badire bir başka ülkenin başına gelseydi, dünya üzerinde zerresi kalır mıydı acaba
7 düvel etrafımızı kuşattı. Dünyanın en büyük donanmaları boğazımıza çöktü. Tüfekle, süngüyle, o da yoksa tırmıkla, çapayla denize döktük kefereyi. Kuyruklarını bacaklarının arasına kıstırıp kaçtılar.
Ama ondan sonrası daha zordu. Çünkü elde yok, avuçta yoktu. Koca savaşlardan yorulan, tükenen bir ulus, kısıtlı imkanlarından mucizeler yaratıp devleşti. Öyle ki, Kore'nin bile yardımına koşan olduk.
İki ihtilal, üç muhtıra, bir hain kalkışmanın üstesinden geldik. Geldikçe, demokrasimizi daha da güçlendirdik.
Süper güçlerin bile altından kalkamayacağı iki büyük deprem yaşadık. Yıkıldıkça, daha güçlü ayağa dikildik.
Bitmemizi, tükenmemizi bekleyenlere inat; vatanı yollarla, köprülerle, tünellerle, barajlarla, enerji santrallarıyla ihya ettik. Yıkılan 11 şehrimizi, 3 yılda, hem de eskisinden daha müreffeh bir şekilde ayağa kaldırdık.
Bize vermedikleri silahların daha kudretlisini üretip, onlara satmaya başladık.
Barış masaları kurduk, tahıl koridorları açtık, mazlumun yanında dağ gibi durup, zalime karşı en yüksek sesi çıkarır olduk.
Öldüremeyen her savaş, diz çöktüremeyen her ihanet, yıkamayan her felaket bizi daha da güçlendirdi. Rüzgar, kayamızdan toz aldı sadece...
İşte bu nedenledir ki, Ortadoğu yangın yerine dönmüşken zerre kadar korkmadım, yarınımdan bir an olsun endişe duymadım. Çünkü muhtaç olduğum kudretin asil kanımda mevcut olduğundan adım gibi emindim.
ABD dahil, yuları başkalarının elinde olanlar hezimeti tadarken, devlet olamamış aşiretler iki füzeyle yerle yeksan olurken, Türk olduğuma binlerce kez şükrettim.
Allah; bin musibetle efsunlanan, tarihinden şerbetli, her seferinde yeniden küllerinden doğan, bir ölüp bin dirilen devletime, milletime zeval vermesin...
Ne mutlu Türk'üm diyene...


Savaştan ne öğrendik
Bir musibet, bin nasihattan evlâdır diye boşuna dememişler. Bu savaşı iyi analiz edip, edindiğimiz tecrübeyi kulağımıza küpe olarak asmamız gerekir.
Peki bu son savaş bize ne öğretti
1 - İstediğiniz kadar uçak geminiz, füzeniz, uçağınız olsun, dünya ekonomisinin aktığı bir boğaz, düşmanın elindeyse hiçbir şansınız yoktur. (Bkz: Çanakkale Bkz: Hürmüz)
2 - Enerji kaynakları, en ileri teknolojiye sahip silahlardan bile önemli bir güçtür.
3 - Savaşta etnik, kültürel ve siyasi farklılıklarını unutup "yekpâre" olan milletler yenilmez.
4 - Milli savunmasını başka ülkelere ihale edenler, hayal kırıklığına mahkumdur.
5 - İman ile yapılan vatan savunması, en dirençli kubbedir.
6 - Günümüz savaşlarında en büyük zayiatı, düşman bombaları değil, içerideki hainler verdirir.
7 - Savaşta askeri mühimmat kadar, dijital propaganda envanterinizin de güçlü olması gerekir. Çünkü "algı"dan daha güçlü bir "çok başlıklı füze" yoktur.