Jaws gururumu nasıl ısırdı

Bu yıl ünlü Jaws filminin vizyona girişinin 50'nci yıldönümü. National Geographic, bu nedenle efsane filmin yapım hikayesini anlatan enfes bir belgesel yayınladı.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki; Jaws'ın, yönetmen Steven Spielberg'i yemesine ramak kalmış. Film uzadıkça uzamış, Universal Film'in öngördüğü bütçeyi daha çekimlerin yarısında tüketmiş ve Spielberg'i topun ağzına koymuş. Herkes genç bir yönetmenin kariyerinin sonuna tanıklık edeceğini sanırken Jaws, Spieberg'in muhteşem kariyerinin başlangıcı olmuş.

Ekibe en çok çektiren ise o yılların kısıtlı teknolojisiyle üretilen köpekbalığı maketiymiş. Öyle ki, bir seferinde hızla suyun üzerine çıkması gerekirken, önce kuyruğu sudan fırlamış. Sinir krizi geçirip kahkahalara boğulan çekim ekibinin yeniden çalışmaya odaklanması yarım gün sürmüş.
Pek çok insana "Bir daha asla denize girmem" diye yemin ettiren filmi en çok siyahiler sevmiş. Çünkü Jaws, iki buçuk saatlik film boyunca tek bir siyahi insanı yememiş!..
Belgesel beni maziye götürürken bir anıyı da yeniden zihnimde canlandırdı.
15 - 16 yaşındaydım. Ağabeylerimin işlettiği butiğin karşısında spor aletleri satan dükkandaki kızın dikkatini çekmeye çalışıyordum. Bir gün bütün cesaretimi toplayıp onu sinemaya davet ettim, kabul etti. Film olarak Jaws'ı tercih etmiştim. Çünkü kızın korkup elimi tutmasını filan umuyordum. Sinemanın yer göstericisi tanıdıktı. Bizi koltuklarımıza doğru yönlendirirken kulağıma fısıldadı: "Şerif, tekneden denize yem atarken Jaws aniden sudan çıkıyor. Hazırlıklı ol, korkup da kıza rezil olma."
Film başladı, ben kızın hayaline kapılıp dünyayla ilişkimi kestiğim için o sahnenin geldiğini fark etmedim. Jaws sudan fırlayınca koltuğumdan bir karış havaya sıçrayıp, aramızdaki kolçağın üzerine kondum.
Herkesi korkudan titreten sahneye salonda tek gülen kişi, yanımdaki kız olmuştu...


Avustralya'nın kundakçı kuşları
Yeni belgesel tiryakiliğim TRT Belgesel kanalında pazartesileri 22.00'de yayınlanan Bizim Gibi Davranan Hayvanlar.
Meğer insana özgü davranışlar sergileyen ne çok hayvan varmış Son bölümde Avustralya'da yaşayan kara çaylakları tanıdım. Yerliler onlara ateş şahini de diyorlar. Sebebi ise akıl alacak gibi değil.

Zira bu kuşlar resmen kundakçılık yapıyor. Ormandaki küçük yangınlardan topladıkları yanan dal parçalarını alıp, diğer bölgelere bırakarak yangının büyümesini sağlıyorlar. Sonra da can havliyle yangından kaçmaya çalışan zavallı börtü, böcek, kertenkele, solucan ne varsa mideye indiriyorlar.
Kara çaylaklar bu insani (!) davranışı kimden öğrendiler acaba Benim aklıma Netanyahu'dan başkası gelmiyor.


Trump'ın uzaylı dostları (!)
Dünya bir haftadır bu fotoğrafları konuşuyor. Beyaz Saray'dan gizlice sızdırıldığı iddia edilen fotoğrafta ABD Başkanı, kırmızı üniformalı, uzun sarı saçlı, tuhaf figürlerle sohbet ederken görülüyor.