İyi ve güzel bir şey görünce hemen üstüne atlıyor ve sizinle paylaşmaya çalışıyorum. Bu seferki de bir internet alıntısı. Ankara'da dolmuşa binen adam yaşadıklarını aktarmış:
"Minibüse bindim. 'Ne kadar' dedim, '55 TL' dedi. Bozuk 55 çıkmadı, 200 lira uzatacaktım.
'Ver o bozuklukları, bu yaşa kadar bir şey sahibi olamadım bu saatten sonra mı olacağım' dedi. Verdim.
Sonra lisenin orada öğrenciler bindi. Öğrencilerin kiminden 5 eksik aldı, kiminden 10 eksik aldı, kiminden tam aldı. Yola çıkmaya çalışan bir hafif ticari araca yol verdi.
Sonra bir arkadaşı bindi, 'Erdoğan abi ne yapıyorsun' dedi güldü böyle. Erdoğan abiden para da almadı. Erdoğan abi eski minibüsçüymüş.
Dikmen kavşağında başka bir minibüse denk geldik. O, minibüs bekleyen birkaç yolcuya kapı açtı ama yolculardan bir-iki tanesi bizim olduğumuz minibüse doğru yürüdüler. Kapıyı açmadı. Eliyle o minibüsü işaret etti.
Erdoğan abi dedi ki 'Niye almadın' 'Adam kapıyı açtı, bizim minibüs de dolu sayılır, onunki boş, o alsın. Bize yakışmaz' dedi.
Erdoğan abi ile başladılar minibüsçülük konuşmaya. Erdoğan abi, 'Yenilerin ellerinde bir telefon, insanların yüzüne bile bakmıyorlar' dedi. Bizim şoför abi dedi ki 'Ben hayatta yolda telefonu elime almam.' Hakikaten bir düşündüm, yol boyunca telefon eline bir kere bile almadı.
İnerken adını sordum, Ahmet'miş... 'Teşekkür ederim Ahmet abi' dedim, elini sıktım. Muhtemelen o, benden az para aldığı için teşekkür ettiğimi falan sandı ama ben 'adamlığı' için teşekkür ettim.
Ahmet abi o gün sadece yolcu taşımamış, insanlığın hâlâ yaşadığını da hatırlatmış. Kimseyi ezmeden kazanmanın, başkasının rızkını gözetmenin, ihtiyacı olana el uzatmanın ne demek olduğunu göstermiş.
Ne güzel insanlar var bu memlekette! Sessiz sedasız, gösterişsiz, kimseye duyurmadan iyilik yapan...
Senin gibiler oldukça, bu memleketin güzel insanlarına olan inancımız hiç bitmeyecek.
İyi ki varsın Ahmet abi..."
(Kaynak: X / @ismailyildizm)
Teneke Portakal'a buyurun!
Şu sıralar Antalya'da Türkiye'nin sözde en büyük film festivali olan Altın Portakal devam ediyor. Peki kaçınızın haberi var
Olmaması çok normal. Çünkü bu prestijli organizasyonu kasaba panayırına çevirdiler.
Yıllar önce, bu sütunlarda Altın Portakal'ın görevdeki belediyeler tarafından siyasi şov aracına çevrildiğini, sözde yönetmenlerin "sanat filmi" adı altında iç karartan, sinema adına en ufak bir değer taşımayan saçma sapan yapımlarıyla sadece kendilerini tatmin ettiklerini ve festivali halktan kopardıklarını yazmıştım. Nitekim bu kan kaybı nedeniyle medya da Altın Portakal'a ilgi göstermez oldu.

17