Bu yaz sıcağında okul da neyin nesi

Bu köşede kim bilir kaç kere yazdım. "Yapmayın, etmeyin. Bu ara tatillere hiç lüzum yok. Sonra çocuklar yazın ortasında okula gitmek zorunda kalacaklar" diye bas bas bağırdım.
Alın işte gölgede 30 derecede okul mesaisi. 30 dediğim İstanbul. Bunun Adana'sı, Mersin'i, Antalya'sı var. Yazık değil mi bedeni okulda, aklı denizde, gölde, ırmakta gezen sabilere.. Zaten tedrisatın çoktan sonuna geldiler. İşleyecek ders, görecek ünite kalmadı. Eskilerin üstünden geçip duruyorlar. Peki ne gerek vardı bu eziyete
Kışın sömestrin önüne arkasına sokuşturulan birer haftalık ara tatilin üç beş kış turizmcisinden başka kime faydası oldu Alın işte bugün ful çekmesi gereken Ege'nin, Akdeniz'in turizm yatırımcısı, okullar henüz kapanmadı diye sinek avlıyor. 5 yıldızlı otel sahiplerinden söz etmiyorum. Onların zaten tuzu kuru. Pansiyoncular, şezlongcular, büfeciler, tezgahta hediyelik eşya satanlar benim derdim.
Zaten bayramdı, sınavdı, depremdi, okul saldırısıydı derken bu yıl çocuklar "arada bir" okula uğradılar. Bir de üstüne ara tatiller eklenince ne motivasyonları kaldı, ne konsantrasyonları... Hele o ara tatillerde çocuğun gönlünü nasıl eyleyeceğiz diye hem enerjilerini hem bütçelerini tüketen ebeveynlerin halini kimse sormadı. İkisi de çalışan çiftler içinse o ara tatiller başlı başına birer kâbusa döndü.
Artık yeter diyorum, başka da bir şey demiyorum.


Adamlık dersi
İlk kez bu yıl Survivor'ın şampiyonu haftalar öncesinden belirlenmiş gibiydi: Mert Nobre. Nitekim sonuç kimse için şaşırtıcı olmadı ve favori isim ipi göğüsledi.

Mert, adını hak edercesine dürüstlüğü, cesareti ve yardımseverliği ile gönülleri fethetti. Futbolculuk geçmişi nedeniyle zaten herkes ondan atletik bir başarı bekliyordu. Ama kulis, ayak oyunları, adam satışı ve kumpas görmeye alışkın izleyici ilk kez "standart dışı" bu yarışmacıyı bağrına bastı.
Mert sadece yarışmadı, "adamlık dersi" de verdi.


Şarkılı sohbeti özlemişiz
Demet Akalın ve Sinan Akçıl'ın Show TV ekranlarında sundukları eğlence programı Yaz Bir Şarkı'nın ilk bölümüyle seyirciden geçer not aldığını düşünüyorum.

Çünkü dizilerin istila ettiği prime time kuşağında şöyle eski model şarkılı, türkülü, muhabbetli programları fena halde özlemişiz. Bir de Demet ve Sinan gibi "harbi, dobra, sahici" karakterler sohbetin içinde olunca izlemesi daha keyifli oluyor.