Köşemize sürekli katkı veren aktif okurlarımızdan Ramazan Budaklar, son günlerde çocuk yaştakilerin karıştığı kriminal olaylardan hareketle "çocuk yetiştirdiğimiz ortamın" nasıl değiştiğini kaleme almış:
"Biz çocukken deyince aklımıza gelenler: Eskiden hısım, akraba vardı, eş dost kalabalıktık. Şimdi hasım, akbaba oldu, komşuluk öldü, yalnızlaştık...
Eskiden kız verirken soyuna, sopuna bakılırdı. Bir de pantolon dizlerine. Şimdi Şov'una, Şop'una bakılıyor, bir de telefonun markasına... Eskiden 'Ne verirsen elinle, o gelir seninle' derdik. Şimdi 'Ne götürürsen elinle, o gelir seninle' oldu.
Eskiden karşıdan karşıya geçerdik, önce sağa sonra sola bakarak, şimdi çarşıdan çarşıya geçiyoruz, AVM'den AVM'ye...
Eskiden din, iman, vicdan vardı, insani değerler. Şimdi yerini kin, IBAN, cüzdan, finansal değerler aldı.
Eskiden iyilik, yardımlaşma, dayanışma, merhamet vardı. Şimdi itişme, kakışma, trafikte ön cama fırlayan maymunlar...
Eskiden 'Veren el, alan elden üstündür' derdik. Şimdi 'Çalan el, yalan el üstün.'
Eskiden ahlak, namus, ırz mahremiyet, töre, gelenek ve dürüstlük meziyetti, faziletti. Şimdi 'O eskidendi' diyoruz, hav havlar, eşcinseller, pedofiller revaçta.
Hani bir şarkı vardı 'Biz eskiden eskiden, su içerdik testiden, Adem Baba'ya kadar asiliz, sülaleden!', şimdi şarkılar bile havlıyor..."
Onlar cezayı farklı kesiyor
Değerli okurum Mesut Utku, cezaların caydırıcılığı konusunda dikkat çeken bir kıyaslama yapmış:
"Yüksel bey merhaba, yazınızda tutuklanan mafya bozuntuları için hak ettikleri cezaları alırlar diye temennide bulunmuşsunuz. Ama hiç ümitlenmeyin bence olmaz, çünkü bakınız Eylem Tok ve oğlu Amerika'ya kaçıp tutuklandıklarında o kadar çok sevindim ki size anlatamam. Hâlâ cezaevindeler. O hanımefendi birazcık ülkenin gerçekliğine hakim olsaydı çocuğunu kendisi polise teslim edip en fazla birkaç gün sonra ev hapsiyle geri alırdı.
Bir örnek daha vereyim size, bugün gördüğüm haberlerden: Almanya'da şehir merkezinde oto yarışı yapan iki kardeş, iki Türk kızın olduğu araca çarparak ölmelerine neden olmuş. Hakim de bu kişilerin, yarış yaparken sonucun ölüm olacağını bilmeleri gerektiğini öngörerek kaza yerine cinayetle yargılamış ve şoföre müebbet, yanındaki kardeşine 13 yıl ceza vermiş. Ben de Emrah Serbest diyeyim ve yorumu size bırakayım..."
Medeni şehrin göstergesi
Köşemizin en aktif okurlarından Ali Uygur içinde bulunduğumuz Engelliler Haftası'nın ruhuna uygun şekilde bir kez daha engellilerin büyük kentlerde çektiği çileye değinmiş:
"Yüksel Bey'ciğim; modern kentleşme, çoğu zaman 'ideal' ve 'tam kapasiteli' bir birey profili üzerinden inşa edilir. Bu tasarım anlayışı, tekerlekli sandalye kullanan veya farklı hareket kısıtlılıkları olan bireyleri; şehrin doğal bir parçası değil, sonradan eklenmiş birer 'istisna' olarak görür. Bir kaldırımın yüksekliği, çalışmayan bir asansör ya da yanlış park edilmiş bir araç; kimileri için küçük bir aksilikken, engelli bir birey için özgürlüğün kısıtlanması ve sosyal hayattan tecrit edilmek anlamına gelir.

22