Bize zebra diye yutturulan eşekler

Belediyede hırsızlık, partide yolsuzluk, ekonomide üçkağıtçılık, çarşıda pazarda fırsatçılık, market rafında kazıkcılık...
Arının dokunmadığı bal, içinden zeytin geçmeyen zeytinyağı...
Kendine avukat süsü verip davalara giren ilkokul mezunu kadın... Kendini cerrah diye yutturup, ameliyatlara giren, sempozyumlara katılan, televizyonda "uzman" olarak görüşüne başvurulan ilkokul terk şoför...
Memlekette sahtekarlık diz boyu... Peki onca paranın döndüğü futbol alemi onlardan aşağı kalır mı Kalmaz tabii...
Uzaktan kumandalı hakemler mi ararsınız, tek işi kulağının üzerine yatmak olan federasyon yetkilileri mi, transfer ücretlerini kulüp yöneticileri ile kırışan menajerler mi

Kötü yönetildiği için koca koca kulüplerimize transfer yasakları geliyor ama onlar milyon dolarları 35'lik yıldızlara (!) saçmaya devam ediyor. (Aslında bu işin tek suçlusu Hagi'dir. Eğer o gelip de bizde ikinci baharını yaşamasaydı, Türkiye veteranların futbol cenneti haline gelmeyecekti. Onun ardından her geçkin yıldızı "Acaba Hagi gibi olur mu" umuduyla buyur ettik) Alın işte Fenerbahçe'nin toplasan tek santrafor etmeyen iki golcüsü (!) Muriqi ve Lukaku... Muhtemelen biri siyatik, diğeri lumbago ve romatizma yüzünden oynayamıyorlar.
Dünya Kupası'nda ezildik. Milletler Ligi'nde küme düştük. Şampiyonlar Ligi'ndeki temsilcilerimiz averaj takımı oldu. Ülke puanımız yerlerde.
Kendi ligimizdeki itiş kakışı bize "futbol" diye yutturmaya çalışıyorlar. Avrupa'ya çıkınca da beyaz şerit boyaları akan zebranın, bildiğimiz eşek olduğunu anlıyoruz.
Bundan daha büyük sahtekarlık olur mu


Cem Yılmaz'ın doktor vefası
11 Eylül'de bu köşede yazdığım "Cem Yılmaz'ın melekleri" başlıklı yazıda ünlü komedyene kalp rahatsızlığı geçirdiği sırada müdahale ederek hayatını kurtaran ve daha sonra onu Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Hastanesi'ne nakleden Ayvacık Devlet Hastanesi'ndeki Dr. Erdoğan Karataş ve Dr. Edanur'u tanıtmıştım. Yazının sonunu da "Cem'in artık bu tıp kuruluşlarına maddi yardımda bulunması ve varsa eksiklerini tamamlaması farz oldu" diye bağlamıştım.
Nitekim Cem Yılmaz 40 gün sonra kontrol için gittiği hastanede basın mensuplarına "Hastanemize ne faydam dokunursa elimden geleni yapmaya çalışacağım. Bu çocuksu bir vaat değil. Dişe dokunur bir faydam olacaksa her zaman hizmetinizdeyim" dedi.
Tabii ki Cem bu vefayı ben yazdım diye göstermedi. Aklın ve vicdanın yolu bir. Zaten vefayı da Cem'e ben hatırlatacaksam, gitsin, o kalbi aldığı yere geri koysun.
Madem yüz buldum, bir öneride daha bulunayım: Sevgili Cem iyileştikten sonra Çanakkale'de bir gösteriye çıksın, tüm geliri de bu iki hastaneye gitsin.