Arama kurtarmada destan yazıyoruz

Son bir hafta içinde 3 yaşında iki çocuk, arama kurtarma ekipleri tarafından kayboldukları ormanlarda sağ salim bulunarak ailelerine teslim edildi. Yozgat'ta 3 yaşındaki Aybike evinden 2 kilometre ötede, bütün bir geceyi ormanda yalnız geçirdikten sonra uyurken bulundu. Bir gün sonra bu kez Samsun'da aynı yaştaki Göktürk, 12 saatlik bir aramanın ardından ekiplerce sağ salim bulunup ailesine teslim edildi.

Bu durum bize ülkemizin son yıllarda başına gelen onlarca afetten doğru dersler çıkarttığımızı gösteriyor. Bana göre dünyanın en başarılı ve en tecrübeli arama kurtarma ekipleri bizim ülkemizde hizmet veriyor. 13 ilimizi yerle bir eden depremde de, güney illerimizin ormanlarını kömüre çeviren yangınlarda da, Antalya'daki teleferik faciası ve Karadeniz'de yaşanan sellerde de AFAD'dan, UMKE ve Jandarma Arama Kurtarma'ya, Emniyet Teşkilatı'mızdan, Orman Müdürlüğü çalışanlarına, askeri timlerden, İtfaiye Teşkilatı'mıza kadar her birim, üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdi.
Artık kendimi çok daha güvende hissediyorum. Emeği geçen herkese ve kahraman kurtarıcılarımıza gönül dolusu sevgiler.
3 yaşında bebeleri oynasınlar diye tek başlarına sokağa salmak ise başka bir yazının konusu olsun.

Elf kulağı çılgınlığı
Bu estetik operasyon akımının zıvanadan çıkacağı belliydi. Gençler şimdi de "Elf kulağı" için estetik cerrahlarının kapısını çalıyor.
Elf kulağı ne mi Yüzüklerin Efendisi filmindeki Elf ırkına özgü, sivri kulaklar. (Bizim kuşak buna Uzay Yolu dizisine atıfla "Mr. Spack kulağı" derdi)
Uzmanlar ise bu çılgınlığa heves edenleri uyararak "Kıkırdak dokuda kan dolaşımı çok hassastır. Operasyon sırasında gelişecek bir enfeksiyon, kulak kaybına yol açabilir" diyorlar.
Eskiden "kusur" sayılan fiziksel özelliklerin "estetik marifetiyle" kazanılması (!) bizi nereye götürür, düşünmek bile istemiyorum.

Görünmez heykel sanatı (!)
Çağdaş sanat denilen şey, soyutluğun ötesine geçip artık resmen çılgınlığa doğru hızla yol alıyor.