TRT 1'in muhteşem dizisi Asırlık Gece'nin 9 ve 10'uncu bölümleri bir kez daha tüylerimi diken diken etti. Ekran karşısında bir koluma gurur, bir koluma hüzün girmişti sanki.
Hele darbecilere karşı birliklerine dönmeye çalışan Topkule Kışlası'nın iki komutanı Albay Davut Ala ve Albay Sait Ertürk ile yanlarına aldıkları özel harekat polisi Serdar Gökbayrak ve iki arkadaşlarının gösterdiği büyük kahramanlık, kelimelerle ifade edilecek gibi değildi.
O gece at izinin it izine karıştığı bir kaos yaşanıyordu. Hatta birliklerine dönerken otomobilin içindeki askerler ve polisler birbirlerinin kafalarına silah dayayıp "Siz hain misiniz" diye sormak zorunda kalmışlardı.
Önce ele geçirdikleri tankın namlusunu hainlerin hazırladığı helikoptere çevirip onun kalkışını engellediler. Ardından hainler tarafından çapraz ateşe tutuldular. Sayıları azdı ve mevzilenememişlerdi. Albay Sait Öztürk ve özel harekat polisi Serdar Gökbayrak şehit oldu. Albay Davut Ala ise bir ara ateş edememeye başladı. "Hay aksi, tutukluk yaptı tüfek" dedi. Yanındaki asker uyardı: "Tutukluk yapmadı komutanım, parmağınız..." Albay, eline baktı, gerçekten de tetik parmağı isabet eden bir kurşunla kopmuştu. Orta parmağı ile ateşe devam ederken; bacağından, sırtından, kolundan ve ciğerinden toplam 7 kurşunla vuruldu ama ölmedi. 4 gün sonra bir hastanede gözünü açar açmaz ilk sorduğu "Darbeciler başardı mı" sorusu oldu. O anda ekran başında ağzımdan şu kelimeler döküldü: "Siz varken nasıl başarsınlar komutanım.."
Bunun gibi onlarca kahraman her hafta Asırlık Gece'de resmi geçit yapmaya devam ediyor.
Bu milletin Ömer Halisdemir'leri biter mi
17 Ağustos'un ardından
Bazı acılar yüreğimizin derinlerine çöreklenir. 17 Ağustos Marmara Depremi gibi. Oyuncu ve sunucu Açelya Akkoyun Cergel de depremin yıldönümünde unutamadığı bir anısını sanal medyasından paylaşmış:
"17 Ağustos 1999'un ardından, o hafta bir çadırda çok kıymetli bir kadın kardeşim yanıma geldi ve şöyle dedi: '10 yıl çocuk sahibi olamadım. Kızımız olduğunda seni çok sevdiğimiz için adını Açelya koyduk. Seni görebilmeyi hayal ediyorduk. Ama depremde eşimi kaybettim. Şimdi Açelya ile yalnız kaldık. Biz seni görmeyi hayal ederken sen bizim ayağımıza geldin.'
O an sustum. Çünkü bazı cümlelerin karşısında söylenecek söz yoktur. O gün çok derinden anladım. Sen ve ben yokuz, biz varız. Bir insanın kapısını çalmak, yanına gitmek, elini tutmak bazen yapabileceğimiz en büyük iyilik. Çünkü biz birbirimize emanetiz. 27 yıl geçti ama o kardeşin sözünü hâlâ kalbimde taşıyorum. Canım Açelya, bugün sen 27 yaşındasın. Sana, annene ve o gün hayatı değişen bütün çocuklara selam olsun. Hayat bazen bir camın arkasından izliyormuşuz gibi geçiyor. Oysa hayat orada değil, tam burada, tam şimdi ve birbirimizin yanında. 17 Ağustos'ta kaybettiğimiz tüm canlara Allah'tan rahmet, geride kalanlara sabır diliyorum. Birbirimize hâlâ sarılabiliyorsak, ertelemeyelim."

31