Fon skandalında cevabı en çok merak edilen soru; o kadar tuhaf işlemler yapılırken, bu duruma müdahale etmesi gereken kurumların neden göz yumduğu...
Soruşturmanın en önemli ayaklarından biri bu.
Aslında tek tuhaflık bu değil, Akın Gürlek, Adalet Bakanı olduğundan bu yana yapılan her operasyona baktığımızda zihnimizde aynı soru beliriyor;
Şimdiye kadar niye dokunulmamış
Patlak veren fon işi de bunlardan biri sadece.
***
Akın Gürlek'i, başsavcılığında gösterdiği dirayetten ötürü bakanlık görevine atayan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Ucu nereye varırsa varsın, sonuna kadar git" talimatı verdiği ilk günden biliniyordu.
"Mevzu yeni ya da eski CHP'lilerle kalmayacak, AK Parti çevresinde de temizlik yapılacak. Şimdi 'Niye sadece CHP'lilere dokunuluyor' diyenler bakalım o zaman ne söyleyecek" konusu da kulislerde hep dillerdeydi.
Belli ki bürokraside ve AK Parti çevresinde pis işlere bulaşanlar, bu ilişkileri kullanarak gemisini yürütenler, Gürlek göreve gelince hızlıca aksiyon almış; bir taraftan paraları yurt dışına kaçırmaya çalışırken, öbür taraftan Erdoğan'ın en yakınındaki büyük avları tuzağa çekerek, aslında hükûmeti köşeye sıkıştırmayı, kendilerine dokunulmasını engellemeyi amaçlamış.
Nitekim, Bakan Gürlek ne zaman göreve gelmişti Şubat ayında.
Kaya ve eşi o hisseleri ne zaman almıştı Nisan ayında.
Fatma Betül Sayan Kaya'ya hisse aldırılması, fon krizi patlar patlamaz, New York dönüşü Erdoğan'a nispet yaparcasına bu ismin aldığı-sattığı bütün tutarların servis edilmesi bu açıdan dikkat çekici.
Tamahkârlığının bedelini çok ağır ödeyen Kaya gibi flaş başka isimler de bu oltaya takılmış mıdır, göreceğiz.
Foncular iktidar içindeki zayıf karakterleri epeydir kullanıyormuş ki, Başsavcılıktan önce bu işe el atması gereken kurumlar işlevsiz kalmış.
***
Şimdi geçelim ikinci ayağa...
Yurt dışına kaçırılan paralar...
Götürülen milyarlar sadece fon paraları mıydı, yoksa bunların içinde FETÖ'nün veya uyuşturucu baronlarının parası da var mıydı..
Bildiğimiz bir şey varsa bu kadar paranın döndüğü yerde her şey olur, bu işler içeriden ve dışarıdan profesyonel destek olmadan yürümez.
Bugünlerde Almanya bağlantılı yüz milyonlarca avroluk kara para trafiği iddiasıyla başı belada olan Yeni Partili Sarıgül'ün yakın dostu olarak bilinen Cengiz Avcı'nın 15 milyar lirayla yurt dışına kaçması gibi. -Ki, onun da taşeronluk yaptığı, paranın başka baronlara ait olduğu söyleniyor.
Yeri gelmişken bahsedelim: Önceki gün iki oğlu ve eski eşi gözaltına alınan eski Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün adının karıştığı bir başka fon skandalı, iki Alman'ın 'dolandırıldıkları' ihbarı ile soruşturmaya dönüştü.
İddiaya göre; Alman iş adamları ile temas kuran Yeni Parti Milletvekili Sarıgül, siyasi ve kamu gücünü kullanarak 1 milyar avroluk fon vaadinde bulunmuş.
Bunun için Sarıgül ailesiyle North Gayrimenkul üzerinden 80 milyon avroya varan sözleşmeler imzalanmış.
Emir Sarıgül'ün 32 milyon avroluk yalısının satışı için 100 milyon avro gönderilince banka doğal olarak bu transferi şüpheli bulup durdurmuş ve bu, soruşturmaya konu kara para iddialarının patlak verdiği ilk nokta olmuş.
Daha sonra tedbirin kaldırılması amacıyla oğul Sarıgül'e 1,5 milyon avro karşılığı tekne devri yapıldığı, ancak bloke kalkmayıp para geri ödenmeyince Alman K.P. ve M.B'nin suç duyurusunda bulunduğu söyleniyor.
Karmakarışık bir iş, detaylarını soruşturma netleşince anlayacağız.
Tıpkı, borsamıza ciddi zarar veren fon skandalı gibi.
***
Fon krizinde meselenin yalnızca para ile ilgili olmadığı, bunun altında siyasi hesapların da bulunduğu aşikâr.
Yazmıştım; 2023'ten bu tarafa firari FETÖ'cüler ve Özgür Özel başta olmak üzere, bütün Ekosistem, hep bir ağızdan "Erdoğan 2026'da seçime gitmek zorunda kalacak" diyordu.
Ve biz tam üç yıldır "Hayırdır, 2026'da ne yapacaksınız" sorusunu yöneltiyorduk bu köşeden.
Erdoğan'a en yakın gördüğümüz kişiler üzerinden, içeride ve dışarıdaki tuhaf gelişmeler tabloyu berraklaştırdı, hesap anlaşıldı.
Akın Gürlek göreve gelene kadar birçok dosyada işi yokuşa süren bürokrasi, kurumlar, kriptolar -her ne zıkkım ise- Erdoğan'a yeni bir siyasi operasyonun aparatı olmuş, mekanizmanın göbeğine de AK Parti içinden açgözlüler oturmuş.
Erdoğan'ın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu şimdi bütün hesap hareketlerini didik didik inceliyor.

18