Türkiye'nin 'iç cephe' doktrini ve içimizdeki hainler

Türkiye'nin'içcephe'doktrinive içimizdeki hainler
YÜCEL KAYA

ÖzellikleOcak 2025'te, meclis çatısı altında dış politika tartışmaları sürerkenmuhalefetsıralarından benzer ifadeler yükselmişti.

Örneğin, CHP'nin o dönemdeki bazı dış politika sözcüleri veya genel başkan yardımcıları,"İsrail'in gözü bizim toprağımızda"uyarılarını; iç siyasi gündemi örtbas etmek için kurgulanmış bir"yapay gündem"olarak tanımlamışlardı.

"İsrail'in Türkiye'ye saldırma ihtimali rasyonel değildir"diyerek, kutsal kitap referanslı genişleme planlarını küçümseyen konuşmalar yapmışlardı.

Şubat 2025 ve öncesinde, özellikle Batı merkezli okumalar yapan ve kendilerini"seküler/rasyonel analizci"olarak tanımlayan bazı köşe yazarları da benzer kalem oynatmışlardı.

Halk TV,SözcüveCumhuriyetgibi mecralarda yazan bazı isimler;

Evanjelistlerinveya Siyonistlerin dini motivasyonlarını"bir avuç fanatiğin hayali"olarak görüp, ABD devlet aygıtının bu kehanetlere göre hareket edebileceği gerçeğini"bilim dışı"bulmuşlardı.

Onlara göre"Armagedon"veya"Arz-ıMev'ud"gibi kavramları konuşmak, modern diplomasiyi anlamamaktı!

Oysaİsrail ve ABD'nin İran'a yönelik kabul edilemez saldırıları, bu yazarların"rasyonalite"dediği şeyin aslında derin bir"stratejik körlük"olduğunu ortaya koyuyordu.

Bu isimlerin ortak noktası,teopolitiğive dini ajandaların devlet stratejilerine nasıl entegre edildiğini kavrayamamış olmalarıydı.

İsrail'inArz-ıMev'udhayalini veEvanjelistlerinArmageddonbeklentilerini dile getiren her sesiduymamazlıktan geliyor,Arz-ıMev'udve Siyonistler hakkında yazdığımız yazılardan dolayı"komplo teorisyeni"ya da"hayalperest"denilerek küçümseniyorduk.

Bu kesimler, Eski Ahit ve Yeni Ahit'teki kehanetlerin modern dış politikaya yön verebileceğine ihtimal vermeyerek, yaşananteopolitikgirişimin üzerini örtmeye çalıştılar.

Buna karşın Cumhurİttifakı;hemCumhurbaşkanı Erdoğanhem deSayın Devlet Bahçelibu tehdidin bir"teori"değil, haritaları hedef alan somut bir"operasyon"olduğunu görerek tedbir alıyorlardı.

Almakta haklıydılar. Çünkü;

ABD yönetimindeki etkin odaklar, Mesih'in yeryüzüne inmesi içinBüyük İsraildevletinin kurulması gerektiğinive bununaçıkça bir"vazife"olarak kabulettiklerini görüyorlardı.

Tahrif olmuşKutsal kitaplardan yapılan alıntılarla meşrulaştırılan bu işgal ve çatışma süreci, rasyonel siyasetin çok ötesinde, inanç temelli bir ajandanın yansımasıolarak karşımıza çıkıyordu.

İsrail bayrağındakiSiyonyıldızının üzerinde ve altındaki iki çizgi yaniNil ile Fırat arasını kapsayan o"vaat edilmiş topraklar"vizyonu, haritaların kanla yeniden çizilmesinin asıl gerekçesi haline gelmişti.

28 Şubat'tasavaş patlak verdiğinde ve ABD'li yetkililer kutsal topraklardan bahsetmeye başladığında, bunlara"komplo"diyen kesimlerin analizleri birer birer çöktü.

Sürecin en ürkütücü yanı ise saldırıların arkasındaki dini motivasyondu.

ABD yönetimindekiEvanjelistodakların"Mesih'in yeryüzüne inmesi için Büyük İsrail devleti kurulmalı"dogması, Beyaz Saray'ın dış politika doktrini haline gelmişti.

ABD SavaşBakanıPeteHegseth'inharekâtıkutsayan sözleri ve ABD'nin İsrail BüyükelçisiMikeHuckabee'nin"Vaat edilmiş topraklar İsrail'in hakkıdır, Tanrı bunu onlara verdi"diyerek,Arz-ıMev'udhayalini meşrulaştırması, meselenin rasyonel siyasetten koptuğunun kanıtıydı.

Bizim laik ve seküler kesimin kafası allak bullak olmuştu.

Siyonistlerin hayalini kurduğu toprakların içinde bizim Güneydoğu Anadolu da yer alıyordu.

EvanjelistlerinArmageddon(kıyamet savaşı) beklentisi, bölgeyi bir kan gölüne çevirmek için kullanılanteopolitikbir kaldıraçolduğunu ya göremiyorlar ya da hainlerdi.

"İsrail'in gözü Türkiye topraklarında"ya da"Arz-ıMev'udprojesi bir beka meselesidir"