Mekke'den dünyaya verilen mesaj: Güvenliğimizi artık kendimiz mi sağlayacağız

İmzalanan anlaşmanın en dikkat çekici hükümlerinden biri ise oldukça açık:

Üç ülkeden herhangi birine yapılacak silahlı saldırı, diğerlerine de yapılmış kabul edilecek.

Bu cümleyi sıradan bir diplomatik metnin maddesi olarak okuyup geçebilir miyiz

Bence geçemeyiz.

Çünkü asıl mesele Türkiye'nin kaç savaş uçağına, Pakistan'ın kaç füzesine veya Suudi Arabistan'ın kaç milyar dolarlık savunma bütçesine sahip olduğu değil.

Asıl mesele şu:

Müslüman ülkeler güvenliklerini başkalarının insafına bırakmadan birlikte korumayı deniyor

Yüzyıldır bize ne söylediler

İslam coğrafyasının son yüz yılına bakın.

Sınırlarımızı başkaları çizdi.

Aramıza başkaları duvarlar ördü.

Silahlarımızı başkalarından aldık.

Hava savunmamızı başkalarından istedik.

Birbirimizden korkutulduk

Vesonra bizi birbirimizden koruyacak silahları

Yinebizi korkutanlardan satın aldık.

Ne tuhaf bir düzen değil mi

Önce size düşmanınızı gösteriyorlar.

Sonra "Seni ondan ben korurum" diyorlar.

Sonra milyarlarca dolarlık silah satıyorlar.

Sonra iki Müslüman ülke arasında kriz çıktığındaarabulucuolarak yine aynı başkentler masaya oturuyor.

Washington...

Londra...

Paris...

Moskova...

Peki Ankara, Riyad, İslamabad neden aynı masaya oturmasın

İran'ın açıklaması neden önemli

Mekke Anlaşması imzalandıktan sonra en fazla merak edilen konulardan biri İran'ın tavrıydı.

Çünkü daha ilk günden bazı çevreler şu soruyu ortaya attı:

"Bu anlaşma İran'a karşı mı kuruldu"

İran Dışişleri Bakanlığı SözcüsüİsmailBekayi'ninverdiği cevap bu nedenle oldukça önemliydi.

Tahran'ın Mekke Anlaşması'ndan endişe duyması için bir neden bulunmadığınısöyledi.

Dahası...

Bölge ülkelerinin son yıllarda yaşananlardan sonra güvenliğin dış aktörlerden satın alınabilecek bir meta olmadığını daha iyi anladığını vurguladı.

Bence meselenin can alıcı noktası tam da burada.

Eğer İran bu oluşumu kendisine karşı kurulmuş bir cephe olarak değil, bölgenin kendi güvenliğini sağlama arayışı olarak okuyorsa önümüzde çok daha büyük bir ihtimal var demektir.

Çünkü İslam dünyasının ihtiyacı yeni bir mezhep savaşı değildir.

Sünni-Şii savaşı hiç değildir.

Türkiye'yi İran'a, İran'ı Suudi Arabistan'a, Pakistan'ı başka bir Müslüman ülkeye karşı konumlandıracak yeni cephelere de ihtiyacımız yok.

Aksine...

İhtiyacımız olan şey Müslüman ülkelerin birbirlerine karşı değil,birbirleriyle birlikte güvenlik üretebilecekleri bir düzen kurmalarıdır.

Neden Mekke

Anlaşmanın imzalandığı yerin sembolik anlamını da küçümsememek gerekiyor.

Mekke...

Dünyanın dört bir yanından milyonlarca Müslümanınaynı kıbleyeyöneldiği şehir.

Türk'ün,Arab'ın, Pakistanlının, İranlının, Afrikalının, Asyalının aynı safta omuz omuza durduğu şehir.

Hac sırasında zengin ile fakirin,

Devletbaşkanı ile işçinin aynı ihrama büründüğü şehir.

Böyle bir anlaşmanınMekke'de imzalanması ister istemez insanın aklına şu soruyu getiriyor:

Namazda aynı safta durabilen Müslümanlar, ülkelerinin güvenliği söz konusu olduğunda neden aynı safta duramasın

"Müslüman NATO" tartışması

Mekke Anlaşması'nın "Müslüman NATO" benzetmesiyle tartışılması da boşuna değil.

NATO'nun en temel prensiplerinden biri nedir

Bir üyeye yapılan saldırının bütün üyelere yapılmış kabul edilmesi.

Mekke Anlaşması'nda da benzer bir kolektif savunma anlayışının ortaya konulması ister istemez bu benzetmeleri beraberinde getiriyor.

Fakat burada çok önemli bir noktayıözellikle belirtmek gerekiyor.

Mekke Anlaşması'nın başarılı olması için Batı'ya düşman olması gerekmiyor.

Amerika'ya karşı kurulması gerekmiyor.

Rusya'ya veya Çin'e karşı kurulması da gerekmiyor.

Hatta İran'a karşı kurulması, bana göre bu anlaşmanın ruhuna verilebilecek en büyük zararlardan biri olur.

Asıl başarı başka bir yerde.

Türkiye'nin güvenliği için Washington'un kararını beklememek.

Suudi Arabistan'ın güvenliği için Amerikan uçak gemisinin Basra Körfezi'ne gelmesini beklememek.

Pakistan'ın güvenliğini başka devletlerin bölgesel hesaplarına teslim etmemek.

Kısacası...

Kendi göbeğimizi kendimiz kesmek.

Masaya ne koyuyoruz

Peki bu üç ülke masaya ne koyuyor

Türkiye...

Güçlü bir ordu.

On yıllara dayanan operasyonel tecrübe.