Kadınlar başörtüleriniçıkarıpneden yere attı
Yücel Kaya
İstanbul'un kalbi, fethin mührü Fatih Camii, buKadir Gecesi'nde asırlardır şahitlik etmediği kadar ağırvebir o kadar dayakıcı bir feryada ev sahipliği yaptı.
Bin aydan hayırlı o mübarek gecede, gökyüzünden rahmet yerine sankiutanç sağanaklarıboşaldı.
KadınlarKadir Gecesi'ndeteravi namazı sonrasındabaşörtülerini çıkarıp alt katta namaz kılan erkeklerin ayaklarının önüneattı.
Olay sosyal medyaya bir anda yayıldı.
Yıllardır başörtüsü mücadelesi veren bu kadınlarne oluyordu dabaşörtülerini çıkarıp erkeklerinayaklarının önüne yere seriyordu
AklımaMilliMücadele yıllarına ait bir olay geldi.
31 Ekim 1919'da Maraş'ta işgalci Fransız askerleri ve Ermeni çetecileri, Türk kadınlarına sataşarak bir genç kızın başörtüsünü açmaya çalışmışlardı.Askerlerin "Burası artık Türklerin değil, Fransız memleketidir; burada çarşafla gezilmez!"demesi üzerine olay yerine yetişenSütçü İmam,silahını ateşleyerek bir Fransız askerini öldürmüş ve direnişin ilk kıvılcımını çakmıştı.
Şehirdeki gerilim tırmanırken, 28 Kasım 1919 günü Maraş Kalesi'ndeki Türk bayrağı indirilmiş ve yerine Fransız bayrağı çekilmişti.
Cuma vakti geldiğinde halk namaz için Ulu Cami'de toplanmıştı. Ancak caminin imamıRıdvan Hoca,minbere çıkmışvekalesinde kendi bayrağı dalgalanmayan, hürriyeti elinden alınmış bir millete cuma namazı kılmanın farz olmadığınıifade etmişti.
Bu sözler üzerine Maraş halkı,"Bayrağımız dalgalanmadıkça namaz kılmayız!"diyerek kaleye yürümüş, Fransız bayrağını indirip Türk bayrağını yeniden göndere çekmişti.Kadınlar tesettürüyle Maraş'ta rahatça dolaşır hale gelmişti.
Namaz ancak bu olaydan sonrakılınabildi.
Başörtüsü kadınlarımız, kızlarımız için o kadar önemliydi ki Sütçü İmam gözünü kırpmadan o başörtüsünü açan alçağı alnının orta yerinden vurmuşve ardındanMaraş'ı özgürlüğünekavuşturmuştu.
Peki ne oluyordu ki İstanbul'da Fatih Camisinde Müslüman kadınlar o değerli başörtülerinierkeklerin ayağının önüne atıyordu
Tarihi ve kültürel bağlamda kadınların başörtülerini çıkarıp erkeklerin ayaklarının önüne atması, genellikle"toplumun namusuna, onuruna veya varlığına yönelik en uç noktadaki tehdidi"simgeleyen sarsıcı bir protesto ve çağrı biçimi olarak töre haline gelmişti.
Geleneksel toplumlardabaşörtüsü,bir kadının mahremiyeti ve dokunulmazlığı olarak görülür. Bir kadının bunu kendi rızasıyla çıkarıp ortaya atması;
"Artık korunacak bir şey kalmadı, namus ve hürriyet elden gidiyor, son çare sizsiniz"mesajı taşır.
Bu, erkeklere yönelik en sert ve sarsıcı"yardım"çağrısıdır.
Bu eylem, o toplumdaki erkeklerinkoruyuculuk görevini yerine getiremediğinedair ağır bir sitemdir. Başörtüsünün yere atılması, sembolik olarak şu anlama gelir: "Eğer bizi ve değerlerimizi koruyamıyorsanız, bu örtünün bir anlamı kalmadı." "Bizim örtümüz yerlerdeyse, sizin başınız dik gezemez." "Eğer savaşmayacaksanız, bu örtüleri siz takın; biz sizin yerinize savaşalım."
Özetle;bu eylem bir teslimiyet değil, aksine karşı tarafı(erkekleri veya toplumu)harekete geçirmek için yapılan, duygusal yükü en ağır"şeref ve haysiyet"uyarısıdır.
Kadir gecesinde Müslüman kadınlarınbaşörtülerini yere bırakmasının amacı da buydu.
İslam'ın ilk kıblesiMescid-i Aksa'nın tam 19 gündür Siyonist çizmeleri altında inlemesi, kapılarına kilit vurulması ve müminlerin alnının secdeden mahrum bırakılması, sabır taşını en orta yerindençatlatmıştı.
Ve o gece, söz bitti; yerini sessiz amakainatısarsan bir eyleme;
Kadınlar başörtülerini yere bıraktı.
Türk ve İslam geleneğinde kadının başörtüsünü yere atması, sıradan bir protesto değil, tarihin en ağır imdat çığlığıydı.
Bu,"Size söyleyecek sözümüz kalmadı"demekti.

15