Demek ki bazen gerçek başka, insanların zihninde oluşturulan hikâye başka olabiliyor.
BugünCHPçevresinde yaşanan tartışmaya baktığımızda, bilimsel anlamıyla birebir aynı olmasa dasiyasi bir Mandela etkisi oluşturulmak istendiğinigörüyoruz.
Ortada yaklaşık4 bin sayfalık bir iddianame, 400'ü aşkın sanığın yargılandığı büyük bir dava veEkrem İmamoğlu'na yöneltilmişçok sayıda ağır suçlamalarvar.Savcılık dosyasında suç örgütü yöneticiliği, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık ve kara para aklama gibi isnatlar bulunuyor.Bunacasusluk dosyasınıda ekleyebiliriz.
Fakat CHP'nin görevden uzaklaştırılan Genel BaşkanıÖzgür Özel'in siyasi söylemine baktığınızda ne görüyorsunuz
Binlerce sayfalık iddianameyi mi
Dosyaya giren ifadeleri mi
Belediye ihaleleriyle ilgili suçlamaları mı
Para trafiği iddialarını mı
İtirafçı ve tanık beyanlarını mı
Hayır!
Özel'in kurduğu hikâyede bunların neredeysehiçbirine yer yok.
Onun anlattığı hikâyetam birMandela efektiveson derece kısa:
"Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olduğu için cezaevinde."
Böylece kamuoyunun önündeki hukuki mesele, tek cümleliksiyasi mağduriyet hikâyesine dönüştürülüyor.İddianamenin içeriğinin tartışılması yerine iddianamenin"boş"olduğu söyleniyor; isnatların tek tek cevaplandırılması yerine sürecin tamamı"siyasi operasyon"ilan ediliyor.
Özel, İmamoğlu hakkındaki iddianamenin"elle tutulacak hiçbir yanı olmadığını"savunarak aynı çerçeveyi sürdürdü.
Elbette Özel, dava hakkında siyasi değerlendirme yapabilir.
İddianamenin zayıf olduğunu söyleyebilir.
Yargının tarafsız davranmadığını savunabilir.
İmamoğlu'nun suçsuz olduğuna inanabilir.
Ancak"Bu dava siyasidir"demek, dosyadaki suçlamaları cevaplandırmak değildir.
"Cumhurbaşkanı adayımızdır"demek, belediye ihaleleri hakkındaki sorulara cevap değildir.
"Erdoğan'ın rakibidir"demek, para trafiği iddialarını ortadan kaldırmaz.
"Sandıkta yenemediler"demek de rüşvet, irtikâp, ihaleye fesat ve suç örgütü isnatlarının yerine geçmez.
Özgür Özel'in yaptığı tam olarak budur:
Dosyayı konuşturmamak, adaylığı konuşturmak...
Suçlamaları hatırlatmamak, mağduriyet hikâyesini tekrarlamak...
Belgeleri tartıştırmamak, sloganları çoğaltmak...
İşte siyasiMandela etkisidediğimiz şey burada başlıyor.
İnsanlara gerçekte hiç yaşanmamış bir olay hatırlatılmıyor belki ama yaşanan olayın yalnızca işlerine gelen kısmı sürekli tekrar ediliyor.
İmamoğlu'nun neden yargılandığı geri plana itiliyor.
Ne için aday gösterildiği ön plana çıkarılıyor.
Böylece bir süre sonra kamuoyunun hafızasında şu cümle kalıyor:
"İmamoğlu hakkında yolsuzluk davası açıldı" değil, "İmamoğlu aday olduğu için hapse atıldı."
Bu iki cümle arasında dağlar kadar fark vardır.
Birincisi, devam eden bir yargı sürecini anlatır.
İkincisi ise henüz mahkeme hükmü ortaya çıkmadan davanın sebebini kesin biçimde siyasi rekabete bağlar.
Bir siyasetçinin tutuklanması, onu kendiliğindenözgürlük kahramanına dönüştürmez.
Bir kişinin seçim kazanmış olması da belediye dönemindeki bütün iş ve işlemlerinisorgulanamaz hâle getirmez.
Sandık, siyasetçiye yönetme yetkisi verir;suç işleme dokunulmazlığı vermez.
21 Mayıs 2026 tarihinde verilen mutlak butlan kararıyla Özgür Özel ve parti yönetimi görevden uzaklaştırılırken, Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki yönetim tedbiren göreve iade edildi.

29