Sonra çıkıp başkalarına akıl vereceksin.
Bugün CHP'nin yaşadığı tablo tam da buna benziyor.
Yıllardır Türkiye'ye demokrasi dersi veren parti, kendi kurultayının meşruiyetini tartışıyor. Yıllardır sandık ve milli irade nutukları atan parti, bugün mahkeme kararlarıyla yönetimini belirlemeye çalışıyor.
Türk siyasetinde bazı ironiler vardır ki insan hayret etmeden edemez.
Yıllardır Türkiye'ye demokrasi dersi vermeye çalışan CHP, bugün kendi partisinde yaşanan tartışmalara cevap veremez hale gelmiş durumda.
Düne kadar AK Parti kongrelerini, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, referandumları ve hatta sandık sonuçlarını tartışmaya açan CHP,bugün kendi kurultayının meşruiyetini tartışıyor.
Düne kadar"parti içi demokrasi"nutukları atanlar, bugün mahkeme koridorlarında kurultayın geçerli olup olmadığını konuşuyor.
Düne kadar"değişim"sloganlarıyla kürsüler kuranlar ise şimdi değişimin nasıl gerçekleştiğini açıklamakta zorlanıyor.
Aslında yaşanan kriz sadece Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki bir liderlik mücadelesi değildir.
Asıl kriz, CHP'nin yıllardır anlattığı hikâyenin kendi pratiğiyle çelişmesidir.
Hatırlayalım...
2023 seçimlerinin ardından CHP'de büyük bir hesaplaşma başladı.
Seçim kaybedilmişti.
Muhalefet seçmeni öfkeliydi.
Parti içerisinde değişim talepleri yükseliyordu.
Bu süreçte Özgür Özel sahneye çıktı.
Ekrem İmamoğlu'nun da desteğiyle CHP'de yeni bir dönem başlatıldığı ilan edildi.
Parti tabanına umut satıldı.
Yeni CHP anlatısı kuruldu.
Eski kadroların tasfiye edildiği, daha demokratik ve daha şeffaf bir yönetimin geleceği söylendi.
Ancak bugün geldiğimiz noktada ortada bambaşka bir tablo bulunuyor.
Kurultay tartışmaları bitmedi.
Delegelerle ilgili iddialar bitmedi.
Parti içi kavgalar bitmedi.
Disiplin soruşturmaları bitmedi.
İhraç tartışmaları bitmedi.
İstifalar bitmedi.
Mahkeme süreçleri bitmedi.
Yani değişim diye başlayan süreç,CHP'yi bir türlü sona ermeyen bir iç savaşa sürükledi.
Daha da dikkat çekici olan ise CHP'nin demokrasi söylemi ile uygulamaları arasındaki uçurumdur.
CHP, Türkiye'de herkes için demokrasi isterken kendi içerisinde farklı düşünenlere ne kadar demokrasi tanıyabilmiştir
Bugün parti içerisinde farklı görüş dile getirenlerin disiplin süreçleriyle karşı karşıya kaldığı bir ortamdan söz ediliyor.
Bir tarafta Kılıçdaroğlu'na yakın isimler.
Diğer tarafta Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu çizgisi.
Arada kalanlar ise hangi tarafın galip geleceğini bekleyen sessiz bir çoğunluk.
Bu manzara bir iktidar alternatifi görüntüsü vermiyor.
Tam tersine, kendi iç dengelerini kurmakta zorlanan bir yapı görüntüsü veriyor.
Oysa CHP yöneticileri yıllardır Türkiye'nin nasıl yönetilmesi gerektiğini anlatıyor.
Ekonomiden dış politikaya, eğitimden güvenliğe kadar her konuda reçete yazıyor.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
Kendi kurultayını tartışmasız şekilde yönetemeyen bir parti, 86 milyonluk Türkiye'yi nasıl yönetecek

32