Celal Karatüre olayı!

CelalKaratüreolayı!
YÜCEL KAYA


Bugünlerde Türkiye'nin neresine gitseniz, hangi sosyal medya mecrasına girseniz aynı tanıdık çehre ve aynı samimi sesle karşılaşıyorsunuz:

CelalKaratüre.

İlkokul koridorlarında koşturan çocukların dillerinden düşmeyen o ilahiler, artık sadece camilerde veya dini merasimlerde yankılanmıyor.

Bir kafede oturan gençlerin, akşam bir araya gelen arkadaş gruplarının ve evinde mutfakta iş yapan annelerindudaklarından dökülen ilahiler toplumunortak neşesi halinegeldi.

Hiçbir zorlama olmadan, hiçbir PR çalışması yapılmadan, bir dijital tsunami gibi tüm toplumu kuşatan bu ilahi dalgası,aslında modern dünyaya verilmiş çok zarif bir cevaptı.

Karatüreolayını anlamak için teknik analizlerin ötesine geçmek gerekir.

Eğer meseleye bir konservatuvar disipliniyle yaklaşıp ses analizi yapmaya kalkarsanız, belki karşınıza teknik olarak kusursuz, pürüzsüz bir ses çıkmayabilir.Ancak kadim tasavvuf geleneğimizde asıl olan"sesin güzelliği"değil,"halingüzelliği"dir.

Karatüre'ninyüzündeki o çocuksu neşe ve ilahiyi söylerken bizzat kendisinin o manevi iklimde kayboluşu, izleyiciye bir sanat performansı değil, bir"hal"sunuyor.

İnsanlar onun sesindeki teknik detaylara değil, yüzündekio saf tebessümün arkasındaki huzurameyil ediyorlar.

AslındaKaratüresadece kamera karşısına geçip ilahi okumaya başlamadı; o, bin yıldır bu topraklarda yaşayankadim bir uygulamayıbizlere hatırlattı.

Onun ilk videolarında gördüğümüz o tablo, Anadolu'nun derinliklerinde yüzyıllardır süregelen bir"Hacı karşılama"geleneğidir. Kutsal topraklardan dönenlerin evlerine ilahilerle, salavatlarla gidilir; ev sahibi ise misafirlerine zemzem suyu ikram eder, Kâbe'den getirdiği hediyeleri paylaşırdı.

Karatüre, unutulmaya yüz tutmuş bu köklü geleneğidijital çağa taşıyarakbize kim olduğumuzu belki farkında olmadan yeniden fısıldadı.

Bu videoların gördüğü muazzam ilgi, bu kadim uygulamanın bundan sonra daha da çoğalarak devam edeceğininen büyük müjdesidir.

Burada fizikteki"rezonans"veya tasavvuf geleneğindeki"rabıta"kuralı tam manasıyla devreye giriyor.

Karatüre'ninkalbinden samimiyetle yükselen o saf frekans, toplumun genetik yapısında var olan o bastırılmış duyguyla çakışıyor.

Cumhuriyet'ten bu yana"çağdaşlaşma"perdeleriyle örtülmüş, aşağılanmış veya arka plana itilmiş o duygu,bu sesle beraber yeniden gün yüzüne çıkıyor.