Yazar, Orta Çağ'da cadı avında öldürülen kadınların aslında şifacı ve botanik bilgini olan geleneksel tıp pratisyenleri olduğunu iddia ediyor. Bu bilgilerin işkence altında Medici ailesi gibi güçlü hanedanlar tarafından alındığını ve modern tıbbın temelinin bu çalıntı bilgi üzerine kurulduğunu savunuyor. Ancak, işkenceyle elde edilen bilgilerin modern farmakolojiye doğru mı aktarıldığı, yoksa bu argümanın tarihsel belgelere ne ölçüde dayandığı sorgulanmaya değer midir?
"Cadı" denilerek canavarlaştırılan kadınlar, aslında Anadolu'dan Avrupa'nın içlerine kadar uzanan kadim bir şifa geleneğinin son temsilcileriydi.
Annelerinden, anneannelerinden tevarüs ettikleri bitki ilmini kullanan bu kadınlar, bugün "kocakarı ilacı" denilerek küçümsenen ancak özünde doğanın saf reçetelerini barındıran yöntemlerle insanlara hizmet ediyor, şifa dağıtıyorlardı.
Orta Çağ ve sonrasında kilise, bu şifacı kadınlara sadece inanç gerekçesiyle savaş açmadı.
O kadınlar kilise rahiplerinin, papazlarının yapamadıklarını yapıyordu.
Bu kadınlar, halkın gözünde kilisenin dogmalarından daha etkili bir güce; yani "şifa verme" yeteneğine sahipti.
Onları "Witch" (Cadı) olarak damgalayıp meydanlarda yakmadan önce, Batı dünyası çok daha sinsi bir yöntem izledi.
***
Cadı avı başladı ve kadınlar işkence hanelere alındı. Her bir şifacıdan hangi otun hangi hastalığa iyi geldiği, ilaçların formülleri ve hazırlama teknikleri işkenceyle tek tek sökülüp alındı.
Şifacı kadınların atalarından aldığı bilgi tamamen sağıldığında ve kadınların aktaracağı bir sır kalmadığında ise "cadı" denilerek ya darağacına gönderildiler ya da meydanlarda yakıldılar.
Roma İmparatorluğu topraklarında ve batı Avrupa'da milyonlarca kadının bu şekilde katledilmesi, aslında tarihin en büyük "bilgi gasplarından" biriydi.
Milyonlarca kadın Batı medeniyeti! İçerisinde cayır cayır yanmıştı!
O dönemde kiliseyi harekete geçirip şifacı kadınları av yerine koyarak yakalanmalarını sağlayan bir aile vardı.
Aslında o ailenin ismini çok iyi biliyorsunuz. Bir caddede yürürken o ismi bir tabelada mutlaka görmüşsünüzdür.
***
İşte bu kanlı sürecin tam ortasında meşhur Medici ailesi bulunuyordu.
İtalyanca ismi doğrudan "Hekimler" anlamına gelen bu aile, bugün sanatın ve bilimin koruyucusu olarak pazarlansa da, yükseliş hikayeleri şifacıların meydanlarda yakılan cesetlerinin küllerinden doğmuştu.
Bugün hekim olarak adlandırılan meslek çalışanları isimlerini bu aileden Medici'den almıştı.
Medical (Medikal) kelimesi Latince "medicalis" (iyileştirme ile ilgili) kelimesinden gelir, İngilizce üzerinden dilimize geçmiştir.
Ailenin armasındaki o meşhur "kırmızı topların" yani ilaç haplarının renginin kırmızı oluşunu şifacı kadınların kanlarından aldığı bize hiçbir zaman öğretilmedi.
Mediciler, Avrupa'nın ilk botanik bahçelerini Pisa ve Floransa'da kurarken, buralarda yetiştirilecek bitkilerin "reçeteleri" o işkence hanelerde şifacı kadınlardan zorla alınan bilgilerden ibaretti.
Şifacı kadınlar meydanlarda yakılırken, onların kadim bilgileri Medici ailesinin elinde "bilimsel tıp" ve "eczacılık"

24