Altın fiyatları uçuyor... Venezuela, Grönland, Suriye filan derken, güvenli liman talebi artıyor, değerli metaller daha da değerli hale geliyor, gram altının fiyatı 6 bin 900 lirayı gördü, 7 bin liraya gidiyor.
★
Türkiye'de geleneksel yatırım aracıdır, altın... Kimisi maaşından tasarruf ederek, çeyrek altın almaya çalışır, kimisi düğününde takılan bileziği harcamaz, yastık altında saklamaya gayret eder, hem enflasyondan korunur, hem de ihtiyaç halinde tık diye nakittir.
★
Ama şimdi, bileziği filan boşverdik, altının "bir gramı" bile bu kadar değerli hale gelmişken, Türkiye'de parası olan veya olmayan herkes altının fiyatını konuşurken, artık şu soruyu kendimize sormanın vakti gelmedi mi... Altın madenlerimizi niye elaleme peşkeş çekiyoruz
★
Türkiye'de, vatan toprağımızda, 6 bin 500 ton altın potansiyeli var, kaba hesap 400 milyar dolar civarında bir değere tekabül ediyor.
İlk kez 2001 yılında İzmir Bergama'da altın madenciliğine izin verildi, arkası çorap söküğü gibi geldi, Türkiye'de şu anda aktif üretim yapan 24 altın madeni var, 10'dan fazla altın madeni de bu yıl veya en geç önümüzdeki yıl açılmaya hazırlanıyor, ayrıca 120'den fazla altın madenine ruhsat verilmiş vaziyette, onlar da peyderpey açılacak, Çanakkale'de Artvin'de Erzincan'da var, İzmir'de Balıkesir'de Uşak'ta var, Eskişehir'de Kayseri'de Sivas'ta var, Manisa'da Ankara'da Hatay'da var, toprağımızı kazan kazana, siyanür döken dökene... Türkiye'de 2001 yılından bu yana 500 ton altın üretimi yapıldı.
Türkiye resmen altın külçesinin üstünde oturuyor.
Bu altın yumurtlayan tavuğu, altın madenlerimizi, yabancı ülkelerin şirketlerine vererek, Türkiye'nin kaderini değiştirmesi mümkün olan 400 milyar dolarlık bu devasa parayı, niye elaleme hediye ediyoruz
★
Bir gramı bile 7 bin lira olmuş, herkes o bir gramın fiyatını konuşuyor, öbür taraftan 400 milyar dolarlık altınımızı götürüyorlar, kimsenin ruhu bile duymuyor.
Kendimize ait alt tarafı çeyrek altını birisi almaya kalksa mesela, izin verir miyiz, hadise çıkarırız, ama 400 milyar dolarlık altınımızı göz göre göre götürüyorlar, kimse çıtını bile çıkarmıyor.
Nasıl olsa benim değil diye bakılıyor, halbuki bizim, hepimizin, bu milletin ortak malı o altınlar, bize ait... Alıp götürüyorlar.
★
2019 yılında dönemin enerji bakanı açıklamıştı, hesabını oradan biliyoruz, Türkiye'de altın madeni işleten şirketler 2019 yılında toplam 40 ton altın çıkarmıştı, bu 40 ton altın karşılığında, o günkü fiyatlarla toplam 11 küsur milyar lira gelir elde etmişlerdi, bu elde ettikleri gelirin 300 milyon lirasını devlet payı olarak devlete ödemişlerdi, 300 milyon lirayı o günkü fiyatlarla çevirdiğimizde, sadece bir ton altına tekabül ediyordu. Yani... Bizim toprağımızdan 40 ton altın çıkarıyorlar, sadece bir tonunu devlete veriyorlar, 39 ton altın kendilerine kalıyor. Finans uzmanı olmaya gerek yok, basit matematik bilmek yeterli... Her yıl kabaca böyle oluyor, bize ait 39 ton altını götürüyorlar, sadece bir tonunu, 40'da 1'ini bize veriyorlar.
★
Altının "bir gramı" bile bu kadar değerli hale gelmişken, bir gramını bile sabah akşam televizyon haberlerinde haber yaparken, şu soruyu sormamız gerekmiyor mu artık... Altın madenlerimizi niye elaleme veriyoruz
★
Bir ton altın cevherinden sadece sekiz gram altın çıkıyor, sadece bir gram altın elde edebilmek için bir ton toprak siyanürle yıkanıyor, bu öylesine korkunç boyutlarda bir rakam ki, Türkiye'de altın çıkarmak için her yıl 4 bin 500 ton siyanür kullanılıyor.
Altınımızı çıkarıp götürmek için Kazdağları'na gürül gürül siyanür döken, zümrüt gibi ormanlarımızı adeta ay kraterine çeviren şirket mesela, milyonlarca ağacımızın köküne siyanür döken şirket, neresinin şirketiydi, Kanada'nın... Nedir Kanada Ağaç devlettir. Bayrağında bile akçaağaç yaprağı vardır. Ağaç yaprağı, Kanada ulusunun sembolüdür. 10 milyon kilometrekaredir Kanada, dünyanın en büyük yüzölçümüne sahip ikinci ülkesidir, bunun beş milyon kilometrekaresi, yani ülkenin yarısı ormandır. Komple Türkiye'nin yedi misli genişliğinde ormanları vardır. Kanada'da yaşayan Türkler veya Kanada'ya gidenler gayet iyi bilir, florasına, faunasına, yaban hayatına el değmemiştir, değemezsin, yasaktır, suçtur. Bir tek ağaç bile kesemezsin Kanada'da... Ticari dikim ve gençleştirme çalışmaları haricinde, kafana göre bir tek dal bile kesemezsin. Kanada'nın doğasını bozacak herhangi bir girişim, Kanada'nın bayrağına, Kanada devletine, Kanada ulusuna saldırı olarak kabul edilir.
Ama bakıyoruz... İşte o Kanada, tee dokuz bin kilometre uzaktaki Türkiye'ye gelip, sayın yerli ve milli hükümetimize parayı bastırıyor, sayın ahalimizin eline harçlık verir gibi üç kuruş parayı sıkıştırıyor, cennet gibi yurdumuzun cennet köşelerinden Kazdağları'nı ay kraterine çevirebiliyor. Basmaya kıyamadığımız vatan toprağımıza, bakmaya kıyamadığımız zümrüt gibi ormanlarımıza, tonlarca siyanürü dökebiliyor.
★
Kazdağları'nı ay kraterine çevirdiği için habire manşet yapılan bu Kanadalı şirket, duyarlı insanlarımızın eylemleri neticesinde, toplumsal baskı neticesinde lütfedip tası tarağı topladı, babasının madeni gibi işlettiği altın madenini bir Türk şirketine sattı, çekti gitti, e böyle olunca, Kazdağları'nın altınları hiç olmazsa Türk şirketine kaldı zannedildi. Halbuki... Türkiye'de Kazdağları gibi dağlarımızı kökünden kazan dokuz Kanadalı şirket daha var. Kayseri'deki Çanakkale'deki Ordu'daki altınımızı mesela Kanada şirketleri çıkarıyor, Artvin'deki Kütahya'daki altınımızı İngiliz ve Kanadalı şirketler çıkarıyor, Yozgat'taki altınımızı Hollandalı şirket kazıyor, Eskişehir'deki altınımızı Amerikalı şirket çıkarıyor.
★
Erzincan İliç mesela, hatırlıyoruz değil mi... Altın madenindeki denetimsiz vahşilik yüzünden vatan toprağımız sel gibi aktı, dokuz işçimize diri diri mezar oldu, siyanür işleminden sonra madenin kenarına yığılan 35 milyon ton toprağımız heyelan şeklinde 800 metre kaydı.
Vatan toprağıydı o sel gibi akan... Mehmet Akif'in, bastığın yerleri "toprak" diyerek geçme tanı dediği, topraktı o.

16