Türkiye gibi devirlerin, devranların birbirini izlediği, dün helal olanın yarın haram ilan edilebildiği, dün konuşulanın bugün yasak olduğu bir ülkede konuşmak ve yazmak hiç kolay değildir.
Her an bir dark side'a düşebilir, kırmızı listelere girebilirsiniz.
Bu Survivor adasında her devir ayakta kalmayı başarmış, en başarılı isim muhakkak İlber Ortaylı.
Belki de bu ayakta kalma yeteneğini bir mülteci kampında doğmasına borçlu.
Daha önce bu sayfalarda hikayeyi yazmıştık.
"Birinci Dünya Savaşı yıllarında Almanlar ve Sovyetler arasında el değiştiren Kırım, 1921'de katıldığı Sovyetlerde önce Lenin, ardından Stalin dönemlerinde baskı, sürgün dolu 20 yıl geçirdi.
Haziran 1941'de Alman orduları Sovyet topraklarına girdi ve Ekim ayında da Kırım'ı işgal ettiler.
Bu Bolşeviklerle yıldızı barışmayan milliyetçi Ukraynalılar, Slovenler, Ermeniler, Baltık halkları, Kafkas halkları, Türki milletler ve Kırım Tatarları hatta anti-Komünist Ruslar için bir fırsattı.
Naziler de bu fırsatı bu milletlerden Doğu Lejyonları kurarak kullandılar. Kızılordu'ya karşı 1 milyona yakın bir askeri güç oluşturmuş oldular.
1941-44 arasında Kırım'ı yöneten Naziler, Tatarlara cami açma, gazete çıkarma gibi haklar verdi.
Kızılordu saflarında da savaşan Tatarlardan da Mavi Alay, Selbstschutz denen Nefsi Müdafaa Taburları, avcı birlikleri oluşturdular.
Binlerce Tatar da "Ostarbeiter" denen "Doğulu İşçiler" olarak savaş döneminde Avrupa'ya götürülerek işçi olarak çalıştırılmıştı.
1943'de Kızılordu güçleri Kırım'a doğru yaklaşmaya başlayınca, Naziler birlikler çekilmeye başladı, onlarla birlikte Doğu Lejyonları'ndaki diğer eski Sovyet kökenli askerlerle birlikte on binden fazla Kırımlı Tatar asker de aileleriyle birlikte Bolşeviklerin eline düşmemek için Nazi ordularıyla Avrupa doğru göç etti.
Vatansız kalan Tatarlar, Nazilerin elindeki Almanya, Avusturya, İsviçre'deki mülteci kamplarına yerleştirildiler.
Berlin'deki Nazi yanlısı Türk Tatar Komitesi, muhacirlerin Alman kamplarına yerleşmesini organize etti.
10 Nisan 1944'te Kızılordu birlikleri Kırım'a girdi.
Ve 18 Mayıs 1944'de 250 bin Kırımlı, Sovyet rejimi tarafından Nazi işbirlikçisi olarak zorunlu göçle trenlere doldurulup Orta Asya ve Sibirya'ya doğru tehcir edildi.
Savaş sırasında Naziler tarafından Doğulu İşçi (Ostarbeiter) olarak Kırım'dan götürülen, savaş esnasında Nazilerle birlikte Kırım'ı terk eden Kırım Tatarlar, Kızılordu ve müttefikler ilerledikçe Batı'ya ve Almanya'ya doğru farklı kamplara yerleştirildiler.
Önce Graz'a, sonra İnnsbuck'a, ardından eski bir Nazi gençlik kampı olan Landeck'e, en son da Bregenz şehrinde bağlı Alberschwende'deki Nazi mülteci kamplarında kaldılar.
Kamplara yerleştirilenlerden biri de Şefika Hanım ve ailesiydi:
Şefika Hanım'ın kampta tanıştığı Kemal Bey, Kırım'ın Ortay şehrindendi.
Bregenz şehrine bağlı Alberschwende'deki kampta Kemal bey ve Şefika Hanım'ın tanışıp evlendiler.
Sonra Naziler yenildi, kampın kontrolü Müttefiklere geçti. Müttefikler kampı "vatansız kişiler" (DP) kampına çevirdiler.