Sayın NATO liderleri, Truman Show'a hoş geldiniz!

The Truman Show filmini izlemiş miydiniz

İzlemediyseniz spoiler vereceğim.

1998 yapımı filmde Jim Carrey'nin canlandırdığı Truman Burbank, sıradan bir kasabada yaşadığını sanıyordu.

Her sabah aynı komşularına "günaydın" diyor, aynı sokaklardan işe gidiyor, aynı marketten alışveriş yapıyordu.

Güneş her sabah tam zamanında doğuyordu.

Trafik tam gerektiği gibi akıyordu.

İnsanlar tam senaryodaki gibi davranıyordu.

Göze batan, rahatsız eden hiçbir şey yoktu. Her şey mükemmel görünüyordu.

Ve herkes de Truman'ı çok çok seviyordu.

Oysa bunların hiçbiri gerçek değildi.

Kasabanın tamamı dev bir televizyon stüdyosuydu.

Gökyüzü boyanmış bir kubbeydi.

Komşuları oyuncuydu. Geri kalan herkes de figüran.

Tesadüf sandığı her karşılaşma önceden yazılmıştı.

Hatta yağmurun ne zaman yağacağına, bir köpeğin hangi köşeden çıkacağına, hangi çocuğun ne zaman top oynayacağına kadar her şey bir yönetmen tarafından kontrol ediliyordu.

Tekrar konumuza geri dönebiliriz.

Ankara'ya tekrar hoş geldiniz.

Son iki haftada sizin için yeni bir Ankara yaratıldı. Senaryo hazır, oyuncular hazır, yönetmen motor dediği an içeri gireceksiniz.

Önümüzdeki iki gün boyunca kendi Truman Show'unuzun içinde dolaşacaksınız.

Konvoylarınızın geçeceği yolların kenarındaki gecekondular yüksek brandalarla gizlendi. Merak etmeyin, pek bir şey kaçırmıyorsunuz.

Çirkin görünen binaların cepheleri alelacele ücretsiz boyandı, bina sahipleri adına size teşekkürler.

Şehrin tüm kusurları, bir misafir gelmeden önce evdeki dağınıklığı dolaba tıkıştırır gibi gözden uzaklaştırıldı.

Umarım siz gittikten sonra eskisine geri dönmeyiz.

Buraya kadarki kısım evet biraz ezikçe ama yine de kötü diyemeyiz.

Ama bu kadarla kalmadı.

Esas Ankaralılar dekorun dışına çıkarıldı.

Pek çok caddeye giriş yasaklandı. Meydanlar boşaltıldı. Üniversite yurtları tahliye edildi. Bazı gazetecilere akreditasyon verilmedi.

Şehirde bütün gösteriler iki gün boyunca yasak.

Ve en önemlisi yüzlerce kişi, zirve öncesinde "belki eylem yaparlar, kim bilir" gibi gerekçelerle gözaltına alındı veya tutuklandı.

O kadar iyi bir ev sahibiniz var ki, sırf sizin mutlu iki gün geçirmeniz için 75 yaşındaki emekli bir öğretmen, kuş gözleminden dönerken "terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla altı gün hapiste yattı.

Bir iktisat ve bir sosyoloji doçenti aman bir şey yaparlar belki diye hâlâ hapiste.

Eline ekmek bıçağından başka bıçak almamış, 62 yaşında çevreci Gül Özgür, torunlarına bakarken bir gün adını telaffuz bile edemediği mazide kalmış bir sol örgütün militanı olduğu iddiasıyla gözaltına alındı, IŞİD'lilerle birlikte aynı nezaretlerde tutuldu. O da hapiste sizin gitmenizi beklerken koğuşuna çiçek dikiyor.

Eğer siz Ankara'dayken kimse sizi protesto etmezse zannetmeyin ki Türkler NATO aşığı olmuş.

Benden duymuş olmayın ama insanlar size çok kızgın.

Gazze'deki soykırımı izlediğiniz için kızgın, İran'da çocukların öldürülmesine sessiz kaldığınız için kızgın.

Sayın Macron,

Sabah koşunuz sırasında size gülümseyen insanlar görürseniz, bunun Ankara'nın size duyduğu sevgiden kaynaklandığını düşünmeyin.

Muhtemelen koşarken size su, simit uzatan vatandaşlar figüran.