Fon soruşturmasında hava son bir haftada hızla değişti.
"Ankara kararsız: Ucu kime dokunursa mı, dokunan yanar mı" diye sormuştum.
Galiba bir karar verildi. Çünkü ucu kime dokunursa sadece dokunan yanıyor.
İki gazeteci tek kare fotodan tutuklandı, iki gazeteci de tvde bakanlarla ilgili iddiaları dillendirmekten ev hapsi aldı.
Dolandırıcılığa amatörce ya da büyük bir özgüvenle kendi ve eşinin adıyla katılmış eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ise İstanbul Başsavcılığı'nda değil, Stockholm Başsavcılığı'nda ifadesini verdi ve serbest kaldı.
Lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi, soruşturmanın gizliliği, özgürlüğünden alıkoymama hakkı, tutuklu yargılanmama gibi normal vatandaşların tadını bilmediği tüm tropikal meyveler onun için sofraya getirildi.
Bu skandalı ortaya çıkaran ilk haberi yapan İsmail Saymaz ayağında kelepçeyle evde otururken, fon vurguncusu Kaya çifti muhtemelen isterlerse tekrar Umre'ye bile gidebilir.
Muhtemelen fon vurguncusu sözü için hakaret davası açarlar ve onu da kazanırlar gibi görünüyor.
Tek bir haber yüzünden cezaevinde tuvaletin yanında yerde yatıp, plastik leğenden yemeklerini alan Tuğba Tekerek ya da tek bir tweet yüzünden piyasaları etkilemekten hapiste olan gazeteci Ali Tarakçı herhalde bu hukuka bakıp özenmiştir.
İlk şok atlatıldı, iktidar duruma vaziyet etmeye başladı, meseleye artık daha çok Fon Krizi gibi bakıyor. Fon Dolandırıcılığı ve Fon Skandalı laflarından hoşlanmıyor.
Paraları geri toplayıp mağdurlara dağıtırsak herkes de birbirine hakkını helal ederse mesele ortadan kalkar diye düşünülüyor olabilir.
Belki Urfa işi bir helalleşme yemeği bile düzenlenir.
Zaten baştan beri en büyük suç açgözlülüktü.
"Milyonlar senin neyine yetmiyordu, milyarları ne yapacaksın" diye sitemler edildi, bu işe karışan adı verilemeyenler Cumhurbaşkanımızı üzmek, yük alacağına yük olmakla suçlandı.
Bütün kariyerini Cumhurbaşkanı'na sadakate borçlu olanlar için ağır bir suçlama olabilir bu.
Peki ya TCK ne olacak
Siyaset-bürokrasi-iş dünyasının organize olarak içinde olduğu açık olan dolandırıcılık suçu
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, "Yüksek bir getiri elde ettiğini düşünen varsa bunu kendi muhasebesini yapsın, kendi vicdani manada bunun haksız olduğunu, meşru olmadığını düşünüyorsa gelsin, iade etsin" dedi mesela.
Bir tür dolandırıcılardan nefis terbiyesi, iç muhasebe ve fedakarlık bekleniyor.
Bunun Türkiye tarihinin en fazla mağduru olan organize bir dolandırıcılık vakası olduğu gerçeği elimizden hızla kayıyor.
AK Parti seçmenleri, İslami çevreler rahatsız, ilk kez bu kadar açık ve yüksek sesle konuşuyorlar ama onların sesleri de bir parçası olmadıklarını acı verici bir şekilde gördükleri nomenklatura sınıfına ulaşmıyor artık.
500 bin kişinin birden kul hakkına girmek gibi bir kul hakkını ihlal rekoru bile ucu nereye giderse gitsin sözünün desibelini artıramıyor.
Fatma Betül Sayan Kaya'nın görünmezlik peleriniyle savcılıktan geçip gitmesi, SPK'nın fon skandalındaki rolünü bizzat yaptığı açıklamada ihbar ettiği eski başkan İbrahim Ömer Gönül'ün, şımarıkça röportajlarla yine Adliye'nin gizli bir kapısından girip, başka bir gizli kapısından çıkması, başsavcılığın istediği soruşturma izni için iki yıldır onu görevden almaya çalıştığı bilinen Mehmet Şimşek'in hala izi verememesi, damadı fon skandalından tutuklu Hazine Bakan Yardımcımızın görevinin başında olması, bu dolandırıcılığı en azından izledikleri açık olan BDDK, SPK, Borsa İstanbul yöneticilerinden tek bir kişinin bile istifa etmemesi ya da görevden alınmaması koruma kalkanlarının devrede olduğunu gösteriyor.
Halbuki devletin elinde kim dolandırıcı kim değil gösteren listeler var.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, tasfiye edilen fonlardan 100 milyon liranın üzerinde kazanç sağlayan 214 kişinin tespit edildiğini açıkladı.
Gürlek, bu kişilerin 141'inin gerçek, 73'ünün tüzel kişi olduğunu söyledi.
Adalet Bakanı, bu kişilerin üç fondan toplam 187 milyar 653 milyon gelir elde ettiğini belirtti.
Sadece Pusula fonundan 19 kişi 70 milyar kazandı.
Gürlek, bu isimleri BDDK'ya bildirdiklerini söyledi. Çünkü amaç paralar geri almak.
Ama anlaşılan bu listelere başka bakanların bile erişimi yok.
Yeni Partili Ümit Özlale'nin babasıyla ilgili fon iddiasını net biçimde yalanlayan Aile Bakanı Mahinur Göktaş, isim benzerliği olan Bartınlı esas fon vurguncusunu Hazine Bakanlığı, Borsa ve SPK'dan bilgi gelmeyince Özlale'nin açıkladığı TC numarasının MKK'dan sorgulanmasını isteyerek ve bulunan kişinin ise ikametini Emniyet'e sordurarak ancak tespit edebilmiş.
Yani listede kimler var hala devlet sırrı.
Kendinden emin siyasetçiler mesela Özlem Zengin, Bülent Turan, Celal Adan listenin açıklanmasını istediler ama henüz öyle bir niyet yok.
Bunu biraz da muhalefete borçluyuz
Muhalefet kabinede en olmayacak bakanlarla ilgili yanlış istihbaratların üzerine atlayarak iktidarın savunma kalkanlarının açılmasına neden oldu.
Ümit Özlale ve bazı muhalif gazeteciler yanlış bilgilerle, yanlış isimleri hedef alarak ortalığa sis dumanı attılar, soruşturmanın esas aktörlerinin bu kargaşada aradan sıyrılmasına bilmeyerek de olsa yardım ve yataklık etmiş oldular.
Daha da kötüsü iktidar içindeki bir hesaplaşmada kullanılmış da olabilirler.
Ömer Bolat, Cevdet Yılmaz, Mahinur Göktaş gibi hiç olmayacak isimleri, Hayati Yazıcı, Ömer Çelik gibi Erdoğan'ın Pınarhisar'dan beri en yakın kurmayı olmuş iki ismi hedef almanın bu sızıntıların Ankara'daki kaynakları için de muhtemelen bir bedeli olacaktır.
Halbuki muhalefetin ille de büyük balıklar yakalamanın derdine düşüp av olmasına gerek yoktu.
Esas düğümü çözecek, siyaset-fon şirketleri arasında duran isimler gözlerinin önündeydi.
Ama onlara tenezzül etmediler. Mesela hem Tera'da yönetici hem de AK Parti'de adı konmamış bir görevi olan ve hala hapiste henüz hiç birşey söylememiş Erdin Özel.
Kaldığımız yerden devam edelim.
Soruşturmada tutuklanırken elinde kelepçeli fotoğraflarını gördüğümüz tek isim olan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel'in tuhaf hayatını anlattığım yazıdan sonra ilginç şeyler oldu.
Yazımdan hemen sonraki gün her türlü delil karartma ayrıcalığı tanınmış Fatma Betül Sayan Kaya, Instagram hesabında unuttuğu 8 Nisan 2026 tarihli AK Parti İl Başkanlığı'ndaki Dünya Romanlar Günü etkinliğinde Erdin Özel'i yanı başında otururken gösteren tüm fotoğrafları hızlıca sildi.
Sonra muhalefetin bile değerini bilemediği iktisatçı Kerim Rota benim yazı yazarken fark edemediğim çok çarpıcı bir detayı fark edip hatırlattı.
Dünya Roman Günü'nde Fatma Betül Sayan Kaya'nın yanında Tera yöneticisi Erdin Özel'in oturduğu 8 Nisan, Kaya'nın 64 milyona Tera'daki Özata hisselerini de aldığı gündü.
Yani ikili o gün "ille de Roman olsun" diyerek buluşmamışlardı.
İfadelerinde kimse bize tüyo vermedi diyerek tek bir hisseye 100 milyon yatırıp 2 milyar çıkmayı kendi altıncı hisleriyle açıklasalar da onlara bir hisseyle servet kazandıran süper kahramanları Erdin Özel.
Sadece onların değil, şimdilik adlarını duymadığımız daha pek çok kişinin de süper kahramanı.
Peki, Erdin Özel'in siyasetçilere, bürokratlara sınıf atlatan bu süper finans yetenekleri nereden geliyordu
Yeni başlayanlar için hikayenin ilk kısmını buraya koyalım.
https://www.karar.com/yazarlar/yildiray-ogur/alti-ay-onceki-dunya-romanlar-gununden-bir-karenin-anlattiklari-1609379
Erdin Özel'in finans sektöründe ne bir eğitimi ne de bir iş tecrübesi olduğunu önceki yazıda anlatmıştık.
Peki, hangi özelliği yüzünden 35 yaşında Türkiye'nin bu krize kadarki en büyük fonu olan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı yapılmıştı
Bu bir milyon dolarlık sorunun cevabını yeni bilgilerle biraz daha zorlaştıralım.
17 Ekim 2025'de Tera Portföy Yönetim Kurulu başkanı yapıldığı KAP'a bildirilen Erdin Özel için verilen bilgiler şöyle:
Herhalde herkesin en çok dikkatini o cümle çekmiştir: "İcrada görevli değil."
Şirketin lisans numaraları açıklanan portföy yöneticileri arasında da adı yer almıyor.
SPK'nın Tera Portföy ve fon işlemleriyle ilgili işlem yasağı kararlarında adına açıklanmış bir lisans iptali kararı da bulunmuyor.
Çünkü Türkiye'nin en büyük portföy şirketin başına 35 yaşında oturtulan Erdin Özel'in SPK lisansı yok.
SPK lisansı olmayan biri portföy yönetim şirketinin yönetim kurulu başkanı olabilir. Ama fon yöneticiliği yapamaz.
Yani şirketin başında oturabilir, yönetim kurulunu yönetebilir, şirketin stratejisini belirleyebilir,.
Ama SPK lisansı olmadan fonların parasının hangi hisselere yatırılacağına karar veremez. Fonların günlük alım-satım işlemlerini portföy yöneticisi olarak yürütemez.
Yani Özel milyarlarca liralık fonları yöneten şirketin başkanıydı, fakat bu fonları bizzat yönetmek için gereken mesleki ruhsata sahip değildi.
Ama Tera'nın sahibi milyarlık fonunun başına yine de ısrarla 35 yaşındaki, tecrübesiz ve lisanssız Erdin Özel'i getirdi.
Sebebi Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı olarak bir AK Parti Genel Başkan Yardımcısı'nın hemen yanı başında oturmasını sağlayan güçlü bağlantılarıydı.
SPK, BDDK'daki güçlü bağlantılarıyla istenen tüm izinleri alabilen, herkese bir kol mesafedeki birini kim istemez
Üstelik Tera Portföy Yönetim Kurulu başkanı olmasına rağmen SPK lisansı olmadığı yani piyasada fon adına işlem yapamadığı için hukuki sorumluluğu bile olmayabilir.
Herhalde buna güvenmiş olacak ki 27 Eylül'de bütün sosyal medya hakkında nihayet ikinci kez yakalama kararı çıkarıldığını konuşurken bizzat gidip kendisi teslim olmuş.
Halbuki bize anlatılan ilk hikaye böyle değildi.
Erdin Özel'in adı ilk olarak kendisine benzer bir profil olan Pusula Yönetim Kurulu başkanı Muhammed Yarız'ın 17 Eylül'deki tutuklanma haberlerinde geçti.
Haberlerde 48 kişi hakkında da yurtdışı çıkış yasağı kararı alındığı yazılıydı.
Serdar Turhan, Emre Tezmen'in de arasında olduğu listede Erdin Özel de vardı.
İki gün sonra bu kez Tera'nın sahibi Emre Tezmen, Katılmevi'nin sahibi Serdar Turhan ve Tera yönetim kurulundaki Alkin kardeşler gözaltına alındılar.
Ama gözaltına alınanlar listesinde Erdin Özel diye biri yoktu.
Daha sonra Tezmen, Turhan ve Alkinler tutuklandı. Bu kez haberlerde Erdin Özel'in adı yurtdışı çıkış yasağı verilenler arasında yer aldı.
Bu iki bilgi birleştinde herkes Tera Portföy Yönetim Kurulu başkanının yani suçun esas işlendiği şirketin başındaki kişinin de gözaltına alınıp bırakıldığını zannetti.
Halbuki Erdin Özel gözaltına alınmamıştı. Yurt dışı çıkış kararı, ki o da varsa, kağıt üstünde alınmış bir karardı.
Ne ifade vermişti, ne ona tek bir soru sorulmuştu.
Daha sonra muhalefet ve gazeteciler bu çelişkiyi gördüler ve Tera Portföy Yönetim Kurulu başkanının neden gözaltına alınıp bırakıldığını sorgulamaya başladılar.
Ama Özel buna rağmen hala o kadar güçlüydü ki hakkında çıkan Çelikler Holding'in damadı olduğu haberlerine erişim engelleri kararları bile çıkarmıştı.

3