"Salı sallanır" son bir yıldır siyaset için de geçerli bir slogan. Bu Salı da öyle oldu.
Bahçeli, yine Meclis grubundaki konuşmasında herkese bir sürpriz yaptı.
Galiba konuşma metninin yazarına da.
Çünkü aslında Bahçeli, o cümleyi söylemeden önce hazirunu selamlayan son cümlelerini kurmuştu:
"Değerli dava arkadaşlarım,
Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi noktalarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum"
Sonra bir anda "Ama" dedi ve o cümleyi kurdu:
"Ama aziz dava arkadaşlarım, Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum."
Peki Bahçeli, son anda konuşmasına "Ama" ile başlayan o radikal çağrıyı neden ekledi
Neden "Ama" diyerek yaptı bunu.
Mesajı kimeydi
Konuşma boyunca Öcalan'ın sözlerini tuttuğunu söyleyip DEM'i ve örgütün diğer parçalarını Öcalan'ı dinlemeye çağırmıştı.
Bir şekilde Öcalan'a verdiğimiz sözün arkasındayız diyerek, Suriye meselesi sonrası tartışmaların odağında olan Öcalan'ın otoritesine bir destek vermiş, ona da bir mesaj göndermiş olabilir.
Peki, Demirtaş ve Ahmedler mesajları kimeydi
Tabii ki daha önce birkaç kez Demirtaş'ın bırakılması ve Ahmet Türk ve Ahmet Özer'in görevlerine dönmesi çağrılarını dikkate almayan AK Parti iktidarınaydı.
Aslında konuşmanın sonunda o cümleyi kurana kadar da Cumhur İttifakı ile ilgili mesajlar verdi Önemli cümleleri okuyalım:
"Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu muazzez hedef için vardır, bunun içinde var olmaya devam edecektir.Bunun temel şartı, kalkınma ve demokratikleşme sürecini tamamlamak, büyük devlet geleneğini ve tecrübe birikimlerini yeni yüzyılın şartlarında yeniden yorumlamaktır.
Neredeyse bütün mesailerini partimizi karalamak için harcayanların bizi anlaması da, başarılı olması da mümkün değildir.
Meclis içinde ya da dışında yer alanlar ne yaparsa yapsınlar, Milliyetçi Hareket Partisi doğru bildiği yoldan ayrılmayacaktır.
Onlar Milliyetçi Hareket Partisi'yle, Milliyetçi Hareket Partisi de Türkiye ve dünya sorunları ile uğraşmaya devam edecektir.
Biz siyaseti, "siyaset olsun diye" değil, milletimize ve ülkemize hizmet için yapıyoruz.
Çünkü başkaları gibi ilkeleri, nezaketi, hoşgörüyü unutma lüksüne sahip değiliz.
Hiçbir Türk milliyetçisi, hiçbir dava ve gönül insanı, günübirlik yaşayamaz, savurgan ve sorumsuz davranamaz.
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı nereden kaynaklanırsa kaynaklansın küçük siyasi hesapların kendi ayaklarına pranga vurmasına izin vermeyecektir.
Hiçbir Türkiye sevdalısı buna göz yummayacaktır."
Açık ki bu cümleler Cumhur İttifakı'nda birlik ve beraberlik mesajlarından farklı bir tonda kurulmuş cümleler.
Mesela şu cümle:
"Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı nereden kaynaklanırsa kaynaklansın küçük siyasi hesapların kendi ayaklarına pranga vurmasına izin vermeyecektir"
"Nereden kaynaklanırsa kaynaklansın" derken neyi kastediyor acaba Bahçeli
Demirtaş'ın bırakılmaması ya da Ahmet Türk ve Ahmet Özer hakkında kayyım kararlarının geri çekilmemesi nereden kaynaklanıyor
Bu sorularını cevabı üzerine spekülasyon yapmak için önceki gün Cumhurbaşkanı'nın kabine toplantısı sonrası yaptığı konuşmaya biraz bakalım.
Cumhurbaşkanı, ilk kez Suriye'de Şam ve SDG arasında varılan mutabakat üzerine konuştu ve şöyle dedi:
"Suriye'de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür. Suriye'nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi çok önemlidir. Suriye Hükûmetiyle SDG denilen yapı arasında 18 Ocak ve 30 Ocak'ta varılan anlaşmaları bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde artık yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz, bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil, huzurla, barışla, kalkınma ve refahla durdurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse, açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır."
Cumhurbaşkanı anlaşmayı makul ve makbul bulduğunu söyledi.
Açıklamanın manşeti bu.
Peki, devletin ajansı Cumhurbaşkanı'nın 30 Ocak anlaşmasıyla ilgili verdiği kritik mesajı hangi başlıkla verdi:
"Cumhurbaşkanı Erdoğan: İmalat sanayi işletmelerine açık 100 milyar lira büyüklüğünde finansman paketini devreye alıyoruz"
Yani herkesin beklediği, günlerdir tüm ülkeyi hop oturup hop kaldıran bir meselenin halli sonrası Cumhurbaşkanı'nın verdiği ilk mesajı devletin ajansı manşet yapmaya değer görmemişti.
İktidar medyasında da konuşmanın farklı yerleri, tehditler, temenniler manşetlere çıkarıldı.

5