CHP'de beklenen oldu ve devlet destekli şiddetli geçimsizlikten tek celsede boşanma yaşandı.
Her ne kadar Yeni Parti'nin daha kapsayıcı, merkeze yakın bir parti olacağı söylense de şimdilik görünen daha çok meşhur Fransız atasözündeki gibi "yeni şişelerde eski şaraplar".
Özgür Özel de dünkü veda konuşmasında bunun ideolojik bir kopuş olmadığını meşhur metaforla dillendirdi:
"Biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz. Biz bu ülkenin yarınları için siyasette ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz. Atatürk'le sorunu olmayan, Misak-ı Milli sınırlarıyla sorunu olmayan, cumhuriyetle sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye ittifakında kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum. Bu davetin sahibiyiz"
Kılıçdaroğlu cephesi ise parti genel merkezine dev bir Atatürk resmiyle "Ne Cumhuriyetinden ne partinden vazgeçmeyeceğiz" pankartı astı. (Bu artık galatı meşhur ama "vazgeçeceğiz" olmalı)
CHP'den ayrılanlara karşı en güçlü kozu olan "Atatürk'ün partisi" kozunu erkenden açmış oldu.
Bu ayrışmada Kılıçdaroğlu'na destek veren Vatan Partisi'nin gazetesi Aydınlık'ın dünkü manşeti de "Yeni Parti Yeni Kimlik: Altı Ok gömleğini çıkarıyorlar" oldu.
Ama görünen o ki ortada pek de gömleğini çıkaran yok.
2001 yılında, bir partiden çok bir cemaat olan Milli Görüş'ten ayrılıp AK Parti'yi kuran Erdoğan, üstelik partinin ve davanın kurucusu, ideoloğu, hocası Atatürk gibi fotoğraflarda değil bizzat karşısındayken "Milli Görüş gömleğini çıkarıyorum" demişti.
Bugünden bakıldığında bu lafın cüreti daha iyi anlaşılıyor.
Çünkü o gün söylendiğinde bu sadece bir laf değildi. Bu bir ihtiyaçtı.
Kentleşme, eğitim seviyesinin artması, zenginleşmeyle Milli Görüş gömleğine sığmayan, daha meşru, kabul gören bir kıyafetle merkezde, kamusal alanda, dünyada görünür olmak isteyen bir geniş toplumsal kesimin talebini dillendirmişti Erdoğan.
90'lardan beri bu talep entelektüel dünyada, medyada, sivil toplumda, cemaatlerde pişmiş, gelişmişti.
Büyümek ve daha geniş toplumsal kesimlere ulaşmak için bu ideolojik dönüşümün ihtiyaç olduğuna herkes kani olmuştu.
Bütün bu doğal basınç, nihayet AK Parti'yi doğurmuş, Erdoğan da Milli Görüş gömleğini çıkardık deyince kimse "Kral çıplak" dememiş, yeni gömlek üzerinde iyi durmuştu.
Aslında son 10 yıl CHP'nin de kendi ideolojik gömleğine sığmadığını anladığı bir 10 yıl oldu.
Parti elitleri bunun farkında olarak partinin kadrolarını, vekil listelerini muhafazakar kesimden, Kürtlerden, merkez sağdan isimlere açtılar.
Kılıçdaroğlu'nun laiklik, başörtüsü siyasetini terketmesi, ittifak siyasetine geçmesi, helalleşme adımıyla CHP değişti. İmamoğlu ve Özel de bu alternatifsiz açılımı kendi siyasetlerinde sürdürdü.
Ama bu değişimin bir sorunu vardı başından beri.
Bu alttan gelen, CHP'lilerin, laik kesimin bir talebi değildi.
Tam tersine CHP'liler böyle bir değişimden, gömlek çıkartmaktan, açılımlardan pek memnun olmadılar.
Bunu Atatürk'ün çizgisinden sapma olarak gördüler.

4