Yazı, öldüğü için Hüsamettin Cindoruk'u anmakta, onun siyasetteki tutum ve tavırlarını örnek göstermektedir. Cindoruk'un ölçülü davranıştan sapan söylemleri, cesur müdahaleleri ve sonrasında çektiği zararlar anlatılarak, siyasette ince sanat yapmanın gerçekten mümkün olup olmadığı sorusu örtülü biçimde açılmaktadır. Peki kişisel değerler ile siyasi başarı arasında gerçekten bir uzlaşı mümkün mü, yoksa biri diğerini yok mu edecektir?
Dünya, bir merdivendir... Biri çıkar, biri iner... Ölüm, kaşla göz arasındadır.
Ve... Bütün canlılar ölümü tadacaktır.
Ecelsiz kul olmaz... Ecele çare bulunmaz.
Dünya hayatı bir misafirliktir, ölüm Allah'ın emri.
Ana rahminden geldik pazara, bir kefen aldık döndük mezara.
Padişah da olsan, "Er kişi niyetine" derler.
Yakından tanıdığım Hüsamettin Cindoruk öldü... Ailesine başsağlığı diliyorum... Allah, rahmet eylesin.
***
KADERE BAK
Doğruyol Partisi Genel Başkanlığı yaptı.
Milletvekili seçildi.
Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanlığı görevinde bulundu.
Ve... Günlerden bir gün... Partisinin yönetimini eleştirdi.
Vay sen misin eleştiren
DYP'den ihraç edildi... Savunması bile istenmeden.
***
BİR SİYASET DERSİ
Hüsamettin Cindoruk, Doğruyol Partisi Genel Başkanı seçilince (14 Mayıs 1985), siyasi yasaklı olan Süleyman Demirel'in evine gitti: Efendim, izninizle bir şey soracağım... Cumhurbaşkanı Kenan Evren'i ziyaret edeyim mi
Demirel'in yanıtı... Bir siyaset dersi:
- Elbette kardeşim... Kenan Evren, bir darbe lideri... Ama Cumhurbaşkanlığı kurumuna saygılı olmalıyız... Kenan Paşa, şu anda Cumhurbaşkanı... Öyleyse randevu alacaksın, ziyaretine gideceksin.
***
AİLE KUTSALDIR
Hukukçu... Ağzı iyi laf yapıyordu... Başbakan Turgut Özal'ı eleştiriyordu... Hem de ne eleştiri.
Turgut Özal'dan başlıyor sonra Semra Özal, Zeynep Özal, Ahmet Özal, Efe Özal... Ağır şekilde eleştiriyordu.
Bir pazartesi sabahı... Cindoruk, Güniz Sokak-31'e geldi... Demirel'in evine.
Süleyman Bey dedi ki:
- Turgut Özal'ı eleştirmeye devam et... Ama bu işe ailesini karıştırma... Eşine, kızına ve iki oğluna kötü söz söyleme... Aile kutsal bir kurumdur.
***
İNCE SANAT
Ankara Bahçelievler'de bir kooperatif evi vardı... Sohbet ediyorduk... Konu siyaset.
Demişti ki... Not defterimden:
"Siyaset bir sanattır... İnce sanat... Resim yapmak gibi... Bir heykeltıraşın mermeri işlemesi gibi."
***
DERİN TAKİP
Darbeden (27 Mayıs 1960) sonra İstanbul Barosu bir karar almıştı... Üyelerinin Yassıada'da avukatlık yapmasını yasaklamıştı.
Ankara'dan iki avukat... Biri Talat Asal, diğeri Hüsamettin Cindoruk... Yassıada'ya gittiler.
Talat Asal... Adnan Menderes'i savundu. Cindoruk... 18 siyasetçinin avukatlığını yaptı.
O dönemde yaşanmış bir olay... Talat Asal ile Hüsamettin Cindoruk, İstanbul'da kalacak yer bulmakta çok zorlandılar.
Yassıada'da avukatlık yaptıkları için hiçbir otel onlara oda vermiyordu.
Sonunda... Beyoğlu... Kallavi Sokak... Devran Otel... Sahibi Karadenizli... Onlara iki oda verdi.
Cindoruk bana o günleri anlatırken demişti ki:
- Otelin kâtibi yaşlı bir Rum kadınıydı... Bizi sık sık uyarırdı: Polisler sizi soruyor... Bakın, yolun karşısında bir sivil var, sizi takip ediyor.
***
CİNDORUK CEZAEVİNDE
Darbe... 27 Mayıs 1960... Yassıada... Hüsamettin Cindoruk avukat.
Bir gün mahkeme başkanı Salim Başol'dan söz istedi:
- Sayın başkan, bu mahkeme göstermelik... Siz kararınızı çoktan vermişsiniz... Kararı yazmışsınız, masanızın çekmecesinde duruyor... Yargılama yapıyormuş gibi boşuna kendinizi yormayın... Çekmecedeki kararı çıkarıp okuyun.

3