Atatürk'ün üstüne basa basa söylediği sözler... "İç cephe... Meclis'te uzlaşma, kaynaşma, birlik, bütünlük..."
Ortadoğu yangın yeriyken... Büyük Atatürk'ün vizyonu, söylemi, bakış açısı, aradan bir asır geçtikten sonra bile önemini koruyor.
Asıl olan iç cephedir...
Dış cephe sarsılabilir, değişebilir, mağlup olabilir; fakat bu durum, hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez.
Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç cephenin çökmesidir...
Meclis'in düşünüş biçimi, çalışması, vaziyeti, düşmana ümit verici olmadıkça iç ve dış cephelerimizin yerinden oynamasına olanak ve olasılık yoktur.
***
MİLLET... VE MECLİS
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Meclis'te tarihi konuşmasını yapıyor... Nutuk'u okuyor... 15-20 Ekim 1927.
O dönemin Türkçesiyle... TBMM tutanaklarına geçtiği gibi... Büyük Nutuk'un 12. bölümü.
Tamamını değil ama... Bazı satırlarını paylaşmanın tam zamanı.
Şimdi efendiler, düşmana taarruz için verilmiş olan kat'î kararımızı tatbike başlamadan evvel, ihzâr ve ikmâl etmeğe mecbur bulunduğumuz vesâit-i harbiyenin ne olduğunu arz edeyim:
Tam üç vasıtanın hazırlığının kâfi derecede olduğunu görmek lüzumunu hissediyorum.
Onlardan birincisi ve en mühimi ve asıl olanı doğrudan doğruya milletin kendisidir.
Milletin, hayat ve istiklâli için kalbinde... Vicdanında mütecelli, münkeşif, arzu ve emellerin salâbetidir.
Millet bu arzu-yı derûnîsini ne kadar kuvvetli izhâr ederse, bu arzu ve emelinin tahakkuku için ne kadar çok azm ü iman gösterirse, düşmanlara karşı muvaffakiyet için o kadar kuvvetli bir vasıtaya malik olduğumuza kani olurum.
İkinci vasıta, milleti temsil eden Meclis'in arzu-yı milliyi izhârda ve bunun icâbatını kanaatle tatbikte göstereceği azm-i celâdettir.
Meclis ne kadar çok tesanüd ve vahdet halinde arzu-yı milliyi tecelli ettirirse düşmana karşı o kadar kuvvetli vasıta-i tefevvuka mâlik oluruz.
***
EFENDİLER!
Atatürk... "Efendiler! Kolay anlaşılmak için şöyle diyeyim" diye konuşuyor.
Söyledikleri... Hele de içinde bulunduğumuz süreçte... Altı çizilecek cümleler... Altın sözler... Tarih ve siyaset dersi:
Dâhili cephe, zahiri cephe...
Asıl olan dâhili cephedir.
Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin vücuda getirdiği cephedir.
Zahiri cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki müsellah cephesidir.
Bu cephe, tezelzül, tebeddül edebilir; mağlup olabilir.
Fakat bu hâl, hiçbir vakit bir memleketi, bir milleti mahvedemez.
Mühim olan, memleketi temelinden yıkan, milleti esir ettiren dâhili cephenin sukutudur.
Bu hakikate bizden ziyade vâkıf olan düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için asırlarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar.
Bugüne kadar muvaffak da olmuşlardır.
Fi'l-hakika "kaleyi içinden almak", dışından zorlamaktan çok kolaydır.
Bu maksatla şahıslarımıza kadar temasa gelebilen müfsid mikropların, vasıtaların mevcudiyetini iddia etmek caizdir.
***
OLMAZSA OLMAZ... 'MECLİS'TE BİRLİK'
Ülkenin kaderi, bağımsızlığı, aydınlık geleceği için... İç cephe kadar, Meclis cephesi de önemli.
Meclis'te... Bir veya birkaç milletvekili ülke aleyhinde davranış sergileyebilir.
Ve sergilemiştir de... Kaynak, Atatürk'ün Nutuk'ta söylediği gibi, Dışişleri Bakanlığı arşivleri.
İşte... Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün konuşması... Noktasına, virgülüne dokunmadan:
Meclis'in zihniyeti, ef'ali, vaziyeti, düşmana ümit-bahş olmadıkça dâhilî ve haricî cephelerimizin yerinden oynamasına imkân ve ihtimal yoktur.
Meclis'te, bir veya birkaç azanın bedbînî telkin eden sözlerinden bile aleyhimizde istifade çareleri aranılmakta olduğuna şüphe edilmemelidir.

1