Güvercinin sol kanadı... Ve derin yara

Parti içindeki kavga, tarihteki 100 yıl savaşları gibi uzamayacağına göre, eninde sonunda, öyle veya böyle bitecek. Ama... Görünen köy kılavuz istemez misali;
Ateşkes, uzlaşma, barış, kucaklaşma, aynı çatı altında buluşma artık zor... Çok zor... İmkânsız.
Zira... Geri dönüş gemileri öylesine yakıldı ki... Savaş baltaları öylesine keskin uçlu ki.
Böyle olunca da... Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan belli; Güvercinin sol kanadındaki yara kanamaya devam edecek.
Demokrasi için de, Cumhuriyet'ten önce kurulmuş olan CHP için de, hazin bir olay.

***


Kitabın ortasından

Koskoca CHP'de akil insan, sözü dinlenecek insan, yapmayın siz kardeşsiniz diyecek kimse yok mu
Gürsel Erol'a sordum... Tunceli kökenli Elâzığ Milletvekili... Dedi ki:

- Bunun için çok çaba sarf ettim... Olayın soğuması gerekiyor.
Sonra da... Altının kırmızı kalemle çizilmesi gereken bir söz söyledi... Kitabın tam ortasından: "Arada üçüncü şahıslar var... Siyasette kendisine alan açmak isteyenler... Veya konumunu korumak isteyenler... Çatışmadan fayda sağlamak peşindekiler."

***


Önde gelen kalmadı... Önden giden çok

Eskiden CHP'nin önde gelenleri vardı.
Ağabey... Sözü dinlenen... Sakin güç... Olgun.
Turan Güneş gibi... Hasan Esat Işık gibi... Sırrı Atalay, Necdet Uğur gibi... Erol Tuncer gibi... Hasan Fehmi Güneş gibi.
Şimdi ise... Önden gidenler var... Çok.
Kimi zıplıyor, kimi kavga ediyor, kimi ona buna sövüyor, kimi de yangına körükle gidiyor... Yangına su yerine benzin sıkıyor.

***


Siyasette... Hırs ve akıl

Gürsel Erol ile konuştum... Zira;
Tunceli'de de gördüm, Elazığ'da da... Halkın içindeydi... Üslubu temizdi... Muhalefet yapıyordu ama kırıp dökmeden... Kimseye hakaret etmeden.
Elazığ'da bir toplantıdaydım... Açılışta... Cemil Çiçek de vardı.
Kürsüde Gürsel Erol... Söze, Cemil Çiçek'i selamlayarak, onunla ilgili güzel sözler söyleyerek, Meclis Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı dönemini överek başladı.
Salonda her partiden insan vardı.
Protokol vardı... TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu vardı... Sivil toplum liderleri vardı.
Evet... Dün Gürsel Erol ile konuştum uzun uzun... CHP içindeki ateşli kavgada soğukkanlı kalabilen... Ve hırsı aklının önünde gitmeyen sayılı isimlerden biri olduğu için.

***


Çıkmaz sokak

Siyaset ciddi iştir... Okumayı, araştırmayı, bilgiyi gerektirir.
"Sen hainsin... Hayır sen hainsin... Sarayın adamısın... S.ktir git butlancı... FETÖ'nün itleri" üslubu, siyaset değildir.
Bu üslup çıkmaz sokaktır.
Slogan atarak... Yumruk sıkarak... Hakaret ve küfürü rehber yaparak, siyasette yol almanın olanağı da yoktur, olasılığı da.

***


Zor... Ve çok geç

Dedim ki... Ah keşke oturup konuşmayı başarsalardı... Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel... Baş başa... Fırtınadan önce.
Gürsel Erol, Özgür Özel ile yaptığı konuşmayı, ona söylediklerini anlattı:

10 yıl birlikte ve uyum içinde çalıştınız... Kılıçdaroğlu ile baba, oğul gibiydiniz.
Aranızda kan davası yok... Namus davası yok.
Meclis'e davet etseniz... Çay kahve içseniz... Konuşsanız.
Ama... Yanınızda üçüncü kişi olmadan.
Birbirinize düşüncelerinizi, önerilerinizi, sitemlerinizi söyleseniz... Bir iletişim köprüsünü kursanız.

Gürsel Erol'un sözünü kestim:
- Bu dedikleriniz çok güzel şeyler... Ama artık çok geç... Bu saatten sonra zor.
Evet... Gerçekten de zor.
Zira... İki tarafta da üçüncü kişiler... Ve trol orduları... Ellerinde savaş baltaları... Hücum borusu çalmakla meşguller.

***


Atatürk'ün katıldığı son kurultay

Dördüncü kurultay... 9 Mayıs 1935.
Cumhuriyet Halk Fırkası adının, Cumhuriyet Halk Partisi olarak değiştirildiği kurultay.
Salonda 384 milletvekili ile 160 il delegesi var.

Açılış konuşmasını Atatürk yapıyor.
Ve kurultay 7 gün sürüyor.
Her şey konuşuluyor... Herkes konuşuyor.