Doğu'nun Paris'inden son notlar

DİYARBAKIR

Binlerce yıllık tarihi derinlik... Kültür... Sanat... Ticaret... Camiler... Hanlar... Surlar... Hevsel bahçeleri... Yaygın bir söylem "Doğu'nun Paris'i."
Şarkılara bile girmiş:
"Bura Diyarbakır adamım Doğu'nun Paris'i,
Yapılan yanlışın ağırdır vergisi.''
Geziyorum... Bakırcılar Çarşısı... Forum Diyarbakır... Hasan Paşa Hanı... City Center AVM.
Akşam... Suriçi'nde bir mekân... Kalabalık... Ahmet Kaya'nın sesinden bir türkü sesi geliyor:
"Ağlama sen ağlama, kanlı bezler bağlama,
Bu yangın söner bir gün, Diyarbakır ağlama."
Gazeteci dostlardan biri... SABAH'ın Güneydoğu Bölge Temsilcisi Hüseyin Kaçar'ın gözleri sulanıyor.
"Yaşasaydı... Bu günleri bir görebilseydi" diyor.

***


Yeni Journal

Volkan Eser... Genel Yayın Müdürü... İlk sözü, "Ben, ailem, gazetem baştan beri süreci destekliyoruz."
Ve devam ediyor:
Devlet görevini yaptı... Meclis görevini yaptı...Türkiye tarihi bir süreçten geçiyor.

Kürt tarafı sözünü yerine getirecek... Allah korusun, süreç baltalanmasın... Şimdi gözler sahada.
Yüce Meclis... Gazi Meclis...Milli iradenin temsili Meclis...Milletin iradesini ortaya koydu...Saygınlığını yükseltti.
Kanayan bir yara vardı... Kan durdu... Kucaklaşma zamanı.

***


İnşallah

Umut Büfe... Coşkun Kenan, bir yandan müşteriye tost yapıyor, bir yandan bizimle sohbet ediyor:
- Süreç bir an önce tamamlansın... Uzarsa sürece zarar verir... Halk çok memnun... İnşallah böyle devam eder.
Müşterilerden ses yükseliyor: "İnşallah."

***


Ekrana parmak uzatan adam

Televizyon izliyoruz... Maç... Haberler... Siyasetçilerin konuşmaları... Çözüm sürecini eleştirenler de var.
Kahvedeki Diyarbakırlının biri... Parmağını ekrana uzatıyor:
- Böyle sürüp gitse miydi Analar, bacılar, nişanlılar, çocuklar ağlamaya devam mı etseydi
Herkes... Bir yandan "Haklısın" diyor... Bir yandan da, "Sus... Televizyon izleyemiyoruz."

***


Seval Kuruyemiş

Suriçi'ne giden sokakta... Az ileride 4 ayaklı minare var. 50 yıllık işletme... Kuruyemiş... Kuru bamya, kuru patlıcan, kuru dolmalık biber. İbrahimYalaz... İşletmenin sahibi... Dinliyoruz:
Saat 17.00 oldu mu, kepenk kapatıyorduk... Şimdi saat 20.00'de kapatıyorum... Millet tepki gösteriyor... Daha geç kapatmamızı istiyor.
Terörsüz Türkiye projesi devletimize, milletimize hayırlı olsun.
Yüce Rabb'im, geçmişteki okanlı günleri, bir daha yaşatmasın.
Geziyor, görüyorsunuz... Diyarbakırlımız nasıl da sevinçli... Neşeli... Cıvıl cıvıl.

***


Hey gidi günler

Diyarbakır surlarının dört ana kapısı var... Saray Kapı bunlardan biri. Saray Kapı'dan, Suriçi'ne giriyoruz. Ağaçlar... Piknik yapanlar... Koşup oynayan çocuklar. İleride bir kapı daha var... Müzeye giriş kapısı. İçeride tarihi binalar... Valilik binası... Vali, bazen burada çalışıyor.
Karşısında müze. Bu bölge bir külliye/ kampüs gibi... Eskiden içinde meşhur cezaevi vardı... Jandarma karargâhı vardı... Girmek yasaktı. Arkadaşlardan biri... Müze binasını gösterdi:
- JİTEM (Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Merkezi) burasıydı. Hey gidi günler... Eski MİT Müsteşarı... Eski Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman, "JİTEM diye resmi bir devlet kurumu yoktur... Yalandır... Saçmadır... Uydurmadır" demişti. Oysa... O dönemde... Faili meçhuller yıllarında... Diyarbakır sokaklarındaki çocuklar bile... JİTEM'i... JİTEM binasını biliyorlardı. Yıllar sonra... Emekli Albay Arif Doğan bir kitap yazdı: "JİTEM'i ben kurdum."
Diyarbakır notlarına nokta koyarken... Bunları yazmamak olmazdı.

***


Bayram havası

Doktor Yılmaz Yakut... Sur İlçe Sağlık Müdürü. Saatine bakıyor... Gece yarısı.
"Görüyorsunuz" diyor... "Millet dışarıda... Korku gitti... Bayram havası yaşanıyor."

Yoruluyoruz... Bir mekâna giriyoruz...