4 sene üst üste şampiyon olmuşsun, Şampiyonlar Ligi biletin cebinde, tek eksiğini 7 yaşındaki çocuklar biliyor, en fazla harcama limiti sende, "Paramız var, büyük transferler yapacağız" demişsin, bir ezeli rakibin hocasını değiştirmiş, diğeri başkanından hocasına yenilenmiş... Tam rüzgârı arkana alıp, ilerlemelik ortam. Ama yok... O yelkeni bir türlü açmıyorsun. Galatasaray'ı yönetenlerin ya gerçekten bir bildiği var ve fırtına estirecekler! Ya da ciddi bir güç zehirlenmesi yaşanıyor, acil müdahale olmazsa, can simidi de kurtarmayacak! Dışarıdaki olumsuz tablo sahaya da yansıdı haliyle. Maç sanki aylar sonra taraftarla takımın ilk buluşması değil, 25. haftada havlu atılmış havasında başladı. Zemin desen 90'lı yıllardaki Bozkurt sahasından hallice. 300 milyon Euro'luk takım kurup, şu çimlere nasıl kalıcı bir çözüm bulunamaz akıl alır gibi değil. Birçok bireysel hatada kötü zeminin olumsuz etkisi vardı, Sanchez'in yedirdiği gol dahil.
Osimhen mucizesi
Ligin yeni ekibi Çorum'a karşı işlerin kolay olmayacağı belliydi. Yine de bir Osimhen mucizesi tabelayı değiştirmişti ki, 2 dakikada gelen 2 gol tribünleri "Yönetim istifa" sesleriyle inletmeye yetti. Çorum'un 10 kişi kalması da fayda etmiyordu ki, 90'da ikinci Osimhen mucizesi yaşandı. Florya'da yetişip Galatasaray formasıyla diz kapağı kırılan Uğur Uçar'ın teknik adamlığını ayakta alkışlamak lazım. Galatasaray'da durduk yere ortaya çıkan kadro vehametini ise şöyle anlatalım; skor 1-2'yken Okan Buruk'un oyuna aldığı ilk kurtarıcılar Eren ve Lemina'ydı! Neyse ki şimdilik Osimhen var! Yoksa bu istifa şarkılarını daha çok duyarız.

7