No kings, yes Don Kişot-Robin Hood mu

SAVAŞIN TARAFLARI MÜTTEFİK ARAYIŞINDA

ABD/İsrail-İran Savaşı "aleni müttefiklerini" oluşturma gayretleri eşliğinde devam ediyor.

ABD ve İsrail tehdit-şantajla "müttefiklerini" oluşturma gayretiyle savaşı dünya savaşına dönüştürme çabasında. Bu çaba elbette ki İran'da da var. Çin ve Rusya'nın flu varlığıyla birlikte Ortadoğu ülkelerini de kendisinden yana yer alması için her fırsatta tehdit ediyor ve vuruyor İran.

BU SAVAŞ ERKEN BİTMEZ HATTA DEVAMI GELİR

Trump'ın kendisini de dahil ederek itiraf ettiği "bu savaşın üç beş günde biteceğini" düşünenler yanıldı. Çünkü bu savaş; Yeni Dünya Düzeni'ni yani YENİ AĞ TOPLUMU'nu kimin inşa edip kontrolü elinde tutacağını ilan edecekti bu nedenle kolay kolay bitemezdi.

NATO, BM, AB, WHO ve benzeri yeni uluslararası oluşumların, yeni sınırların, yeni ticaret yollarının ve sözleşmelerinin, yeni liderlerin, yeni yönetim anlayışlarının, insanlık için belirlenen yeni yaşam formatının, yeni üslerin oturtulması elbette ki kolay değil.

NO KINGS, YES DON KIŞOT-ROBIN HOOD MU

Özetle bu savaş tüm ülkeleri canından bezdirip "yaşasın yeni kral" dedirtmeden insanlığın yakasından düşmeyecek. Belki de bu kez YENİ AĞ TOPLUMU'nun hakimi "yeni bir kral" olmayacak, bir "Don Kişot" ya da bir "Robin Hood" olacak. Zira geçtiğimiz günlerde ABD sokakları enteresan bir halk yürüyüşüne sahne oldu.

50 eyalette sokakları dolduran 9 milyon Amerikalı hep bir ağızdan NO KINGS (krallara hayır) dedi. Bu eylemler nereye kadar devam edecek, ABD'den sonra Avrupa'ya ve diğer kıtalara da yayılacak mı, eylemler büyük yıkımları beraberinde getirecek mi ve işin sonunda AĞ TOPLUMU'nun yeni hakimleri belirmeye başlayacak mı

ORTADOĞU'NUN YİNE KANATILAN YARASI MEZHEPSEL AYRIŞMA

Sadece Amerikalılar değil Ortadoğulular da NO KINGS demeye hazırlanıyor. Her ne kadar adı ülke olarak geçse de işleyiş açısından "ülke kavramı" ile hiçbir alakası olmayan Körfez Yönetimleri "tarafınızı seçin" baskısıyla her geçen gün Doğu ve Batı Bloku arasında presleniyor. Türkiye ve dünyanın pek çok ülkesinden iş dünyasına ait yatırımların kaydırıldığı Körfez coğrafyası şu an kendisine kaçış rampası arıyor!

Evet Körfez Yönetimlerinde de NO KINGS isyanları yakındır çünkü şimdiye kadar baskılanıp yok sayılsa da başta Bahreyn ve Suudi Arabistan olmak üzere pek çok noktada güçlü bir Şii varlığı var.

El-Ahsa (El-Hasa) Suudi Arabistan'daki Şii varlığının güçlü noktalarından biri.

Bahreyn'de de Şiiler fazlasıyla var ve 2010 yılında ayaklanmışlardı. Bin civarında Bahreynli Şii o olaylar nedeniyle hapse atılmıştı.

Körfez'de İran'ı destekleyen ve ABD-İsrail-Krallar karşıtı bir Şii ayaklanması olabilir bu nedenle mevcut tabloyu doğru şekilde okumalıyız. Bu nedenledir ki savaşın ilk anından itibaren Körfez Ülkelerinin kralları, sultanları, emirleri, yöneticileri, aileleri, yakınları ülkelerinin tüm mal varlıklarını ABD ve Avrupa'ya kargo uçaklarıyla taşımaya başladı.

ŞİİLER CİVA GİBİ HER FIRSATTA TOPLANIR

Şii ve Sünni mezheplerini birbirinden ayıran en önemli özellik "monopol ve liberal" şekilleridir.

Sünniler; İslamiyet'in liberal yüzü gibidir, bireysellik ve farklı farklı gruplaşma refleksleri daha yaygındır.

Şiiler ise; İslamiyet'in monopol yüzüdür. Tek merciili hareket etmeyi tercih ederler, gerektiğinde Şii başlığı altında amasız fakatsız toplanırlar, mezhebi etkiyi her şeyin üzerinde tutarlar (son yıllarda İranlılık kimliği Şiiliğin önüne geçmiştir).

Ve dünyadaki Şii etkisini elinde tutan İran oldu her daim.

Şii etkisini Suriye'de, Lübnan'da, Irak'ta, İran'da, Azerbaycan'da yoğunluklu olarak görmeye alışkın olsak da Körfez'de de "uyuyan bir Şii etkisi" olduğunu unutmamak gerekiyor. Ve bu etki her an savaşın tarafı olabilir.

IRAK 11 NİSAN'A ODAKLANDI

Savaşın etkisinden en fazla nasiplenen Irak, 11 Nisan'da meclisin seçeceği Cumhurbaşkanı ve Başbakan isimlerine odaklandı. ABD'nin "son bir şans veriyorum benim isteklerim doğrultusunda hükümetinizi kurun artık" dediği Irak'ta herkes gergin. Bağdat Parlamentosu 11 Nisan'da kararlı bir tavır sergilemek zorunda olsa da; ABD Maliki'yi istemiyor, Maliki ve Şiiler Sudani'yi istemiyor, istihbarat kökenli üçüncü bir kişinin ismi zikredilse de bunca kavga arasında kimse o isme ihtimal vermiyor, KDP ve KYB Kürt gücü olarak ortak bir isimde anlaşamıyor, halbuki "mekanın sahibi geri geldi" tavrıyla tahtını Kaf Dağına kurmuş kimseyi muhatap almıyor, SADR "ben halâ siyasete küsüm oynamıyorum" diyerek evde oturmaya devam ediyor, Türkmenleri ve azınlıkları kimse ciddiye almıyor, ABD "11 Nisan'da ya bu iş olacak ya da olacak" diyor, milletvekilleri ne yapacağını bilmiyor, Kürtler Cumhurbaşkanı ismi konusunda mutabakat sağlayamıyor...