Meslekler alfabe gibidir... Her bir harf, hayatın devamını sağlayan meslekleri ifade eder. Nasıl ki alfabedeki harflerden biri eksik kalırsa ve kelimeler, cümleler, duygular, ifadeler kurulamayıp iletişim koparsa, meslek dallarından biri olmazsa da hayat/yaşam rutini sekteye uğrar ve toplum eksik kalır. Ülkeler; savaşlar, kaoslar ve küresel temin zincirlerinin sekteye uğramasıyla yüzleşince "kendi kendine yetebilmeyi" ilk sıraya aldı. Teknoloji, savunma sanayi, gıda, su, tarım, hayvancılık ve daha her sektörde kendini idame etmeyi öğrenebilmek için de; "meslekler yaşamalı ve yaşatılmalı" bilinci ortaya çıktı. Çünkü yeni nizam öncesinde hızla çalkalanan dünyada ne zaman ne olacağı belli değil bu nedenle acilen "masabaşı işlerin yerini üretim işleri almalı!"
PANDEMİ YENİ DÜNYANIN MİLADI OLDU Pandemi ile ilk sınavını verdi yeni dünya. Dünya kapandı ve tüm tedarik zincirleri zarar gördü, koptu, aksadı. Tıbbi malzemelerle birlikte tüm ihtiyaç malzemeleri bir anda buhar olup uçtu sanki market raflarından. Meyve ve sebze bulabilmek için ağlayanlar oldu. Marketlerde ve sokaklarda kaoslar yaşandı. Avrupa ülkeleri; birer korsana döndü, birbirinin mallarını kaçırdı, vatandaşlarını ölüme terk etti, sağlık sektörünü devam ettiremedi, maske dahi temin edemedi.
ÇÜNKÜ MAVİ YAKALILAR PEMBE HAYATLARA YENİLMİŞTİ
Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında çalışarak ülkelerinin kalkınmasını sağlayan mavi yakalı Avrupalıların yerini pembe hayallere dalmış Avrupalılar almıştı. "Konforun yarattığı çekirge nesillerle tanışan Avrupa, çalışıp üretmeyen sadece tüketen" sistemin altında ezildi. Çalışanla çalışmayanı aynı kefeye koyan maaş düzenine sahip Avrupa sistemi zamanla şu cümleyle yüzleşti; "çalışsam da çalışmasam da aynı ücreti alıyorsam çalışmamayı tercih ediyorum nasıl olsa devlet bana bakar!" Bu sistem ve tembellik anlayışı nedeniyle tüm dünyanın da göç rotasına girdi Avrupa. Ortadoğu, Uzakdoğu, Afrika ülkeleri vatandaşları ölümü göze alarak Avrupa'ya göç etmeye başladı. Avrupa'da beliren tembellik ve rehavet zamanla sosyolojik ve psikolojik sorunları da beraberinde getirdi elbette. Zira çalışmayan mekanizma paslanırdı ve Avrupa da paslandı. Dünyaya mesleki eğitim-üretim kavramını ve gururunu kazandıran Avrupa'nın yerinde yeller eserken son yıllarda "pembe hayatlar" fırtınasından Türkiye'de nasibini almaya başladı.
MESLEK LİSELERİ VE MESLEKİ EĞİTİM HAK ETTİĞİ YERE GETİRİLMELİ
Mesleki eğitimin hak ettiği yere gelememesinin çok fazla sebebi var. Konunun uzmanı değilim fakat toplumun tam göbeğinde yaşayıp yüzleşen bir birey olarak bunlardan birkaçını sıralamak istiyorum; 1) Aileler çocuklarını mesleki eğitime göndermek istemiyor. 2) Aileler mesleki eğitime giden çocukları nedeniyle topluma karşı utanç duyuyor. 3) Aileler mesleki eğitim alan çocuklarını "tembel olduğun için başka bir yere gidemedin meslek lisesine gittin" diyerek zorbalıyor ve gençlerde mesleki eğitime karşı nefret-soğuma oluşuyor. 4) Mesleki eğitime dair eğitim, staj, maaş, iş bulma, kanun, ünvan, popülerlik standartları asla hak ettiği seviyede değil. 5) Şehirlerin yeraltı ve yerüstü üretim potansiyelini işleyip geliştirecek fakülteleri tam anlamıyla hayata geçirilmiyor. Böylelikle gençlerin meslek lisesi sonrasında gelişmek için meslek fakültelerine gidemiyor. 6) Meslek liseleri iyice bir revize edilmeli çünkü meselenin kitaptan öte "sahada ve meslek icra ederek" öğrenilmesi gerekiyor. Tüm bu başlıklar ağır, aksak, eksik yapıyor mesleki eğitim alanını. Alfabenin her harfi gibi toplum ve ülke için eksiksiz olması gereken esnaf ve sanatkarlar da birer birer eksiliyor hayat akışından.
ÇALIŞMAK DEĞİL YAN GELİP YATMAK CAZİP GÖSTERİLİYOR
Saman alevi misali türeyip yok olan; fenomenler, sanatçılar, müzisyenler diziler, filmler vb. başlıklar üzerinden yaratılan bir özenti dünyası var. Bu kesimin sahte hayatları her mecradan toplumun gözlerinin içine sokuluyor. Televizyon programları, haber siteleri ve hatta haber kanalları toplum için fayda değeri taşımayan abartılı sahte hayatlar icra eden bu isimleri sürekli insanlara servis ediyor. Ya da sosyal mecralarda takip etmediğiniz halde onların "senaryo hayatları" önünüze çıkıyor. Haber siteleri saçma sapan tiplerin kurgularını "gerçekmiş gibi" haber yapıyor hem de flaş başlıklarla. Bunların önüne geçebilmek için sosyal medya, basın, medya başlıkları ciddi anlamda düzenleme ve kontrol-ceza mekanizmasına tabi tutulmalı.

27