Önce, "Ufkumuza, umutlarımıza, emeklerimize, yürekten birliktelik isteğimize, ortak sevinçlerimize ve acılarımıza, hukuki-yasal-demokratik kazanımlarımıza odaklan… Kendi yerelinin (Türkiye Kürtlerinin) kodlarını önemse ve onlarla güçlen… Sırtını başka ülkelere dayama kendi ülkenin değerlerine sımsıkı sarıl… Uzaklara bakmayı bırak, kendi ülkendeki Kürt cevherlerini gör, önemse ve onların arasından kendi rol modellerini çıkar… Kendi gençlerinin eğitimini ve istihdamını konuş… Popülizmi bırak kendi ülkendeki Kürtlere hizmet ettin mi ona bak, onlar için dertlen, onları konuş…Ve tüm bunlarla birlikte elde ettiğin tecrübe kazanımlarını tüm dünyadaki Kürtlerle paylaşarak onların da senin kazanımlarını elde etmesi için rehber ol" diyorlar… Soru:Bunları kim söylüyor Cevap:Türkiye vatandaşı Kürtler. Soru:Kime söylüyor Cevap:(sözde) Kürtleri temsil ettiğini söyleyen siyaset, basın, medya, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları temsilcilerine. Soru:"Önce kendi Kürtlerini önemse sonra da diğer Kürtlere olumlu rehber ol" isyanının devamı gelir mi Cevap:Evet gelir! Soru:Tüm bu sorular ve sitemler neyin sonucu Cevap: Türkiye'den bölgeye yayılan Kürt Aydınlanmasının. SURİYE'de Esadgiller döneminde; kimliği, tapusu, dili, dini, kültürü, adı, cismi ve hatta varlığı dahi tanınmayan/olmayan Kürtler şimdi Suriye Hükümeti ve başta Türkiye olmak üzere uluslararası destekçiler tarafından baş tacı edilerek "Suriye Vatandaşlığı" ve beraberindeki tüm haklarına kavuştu…
SDG ne yaptı Sağdan soldan kıvrak hareketler eşliğinde topu taca atmaya ve masayı devirmeye çalıştı çünkü SDG'nin şimdiye kadar ki meselesi asla Kürtler olmadı. Son gelişmeler eşliğinde bu gerçeğin su yüzüne çıkmasıyla dünya ile birlikte Kürtler de şahit oldu "SDG gerçeğine". Mazlum Abdi ve ekibi itibar kaybetti. Tüm bu gelişmeler ve Kürtlerin "daha ne istiyorsunuz" baskısı sonucunda geçen hafta yeniden Şam Yönetimi ile masaya oturan SDG, yeni bir mutabakat anlaşmasına imza attı. Mazlum Abdi'nin imzasına sadık kalıp kalmayacağını bekleyip göreceğiz.
Bu anlaşma gereği SDG'nin Haseke'ye vali olarak önerdiği ismin Şam yönetimi tarafından kabul edildiği ileri sürüldü. Göreve başlaması halinde Suriye tarihinde ilk Kürt vali olacağı belirtilen Nureddin Ahmet İssa'nın göreve başlaması Suriyeli Kürtler açısından bir milad olacak.
Bir yanda Türkiye'nin daha Osmanlı döneminden itibaren; vatandaşı olarak gördüğü, paşa-komutan-müdür-kaymakam-hakim-savcı-vali-bakan-başbakan-cumhurbaşkanı yaptığı, önemli görevlere getirdiği, eşit haklara sahip Türkiye vatandaşı Kürtleri var diğer yanda da 21.yüzyılda vatandaşlık hakkını yeni kazanan Suriyeli Kürtler var. Türkiye'nin diğer ülkelerle arasındaki "Kürt değer anlayışı" uçurumunu gözler önüne sermek ve hafızaları iyice silkelemek için anımsatmak istiyorum. Kürtler; Türkiye-İran-Irak-Suriye'de "kendi içindeki yanlışlardan" kurtulmak istiyor artık bu net. SDG'nin çatışma tavrının yerini, uzlaşı ve anlaşma tavrının almasında etkili olan da Kürtlerin bu net tavrı oldu. Kürtler SDG'yi tahtından indirip "uzlaş ya da terk et" dedi.
Terörsüz Türkiye ve Türkiye Yüzyılı ile güç bulup kendine gelen Türkiye vatandaşı Kürtlerin öncülük ettiği "Kürt Uyanışı" dönemini yaşayan Kürtler bu minvalde yeni aydınlarını ve her alanda yeni öncü rehberlerini ortaya çıkarmayı hedefliyor. Bilhassa "genç Kürt aydınlar" bireyselleşmek ve hayatın her alanında, iş dünyasında, sivil toplumda, bütün siyasi partilerde yer almak istiyor. Bu yer alış arzusu ile "Yeni Kürtler" tüm dünyaya şu mesajı veriyor; "Kürtlere kötülük ve bıkkınlık veren aşiret yapılarıyla, PKK/DEM ve uzantılarının ideolojik geriliğiyle, cemaat ve tarikatlerdeki tehlike çanlarıyla, ne-kim olduğu belirsiz sözde kanaat önderleriyle, beyinleri gettolaştıran basın-medya-iş-siyaset-sivil toplum kuruluşlarının menfaat çarklarıyla hesaplaşmak ve hepsini tek tek tarihe gömmek istiyoruz! Bir grubun veya oluşumun arkasına mahkum edilmeden birey olmayı ve devletimizin araya kimseyi koymadan yasalar aracılığıyla doğrudan bizimle muhatap olmasını istiyoruz." Aydın, berrak, fikri hür, vicdanı hür, vatan aidiyeti ve önceliği olan, Türkiye Yüzyılı şuuruyla doğruyu ve yanlışı daha net görebilen Kürt gençleri "bir avuç emperyalizm prangalısının menfaati" için artık savrulmak istemiyor. Tam aksine bu "prangalılar grubuna" mensup siyasetçinin-iş insanının-STK temsilcisinin-basının-medyanın yüzüne şunu söylüyor; "sen benim için ne yaptın, senin çocukların nerede, bana eğitim ve iş konusunda yardımcı oldun mu, eğitimde-sporda-sanatta-edebiyatta-teknolojide başarılı olduğumda beni tebrik edip destekledin mi, beni duydun mu, beni gördün mü, beni anladın mı, cebime harçlık koydun mu, anneme ve babama beni okutmaları için yardımcı oldun mu, şehrime hangi hizmeti ve yatırımı kattın Ben, ailem ve ülkemdeki diğer Kürtler için hiçbir şey yapmamışken üzerimizde nasıl hak iddia edersiniz ABD ve Avrupa'da yaşayıp Türkiye karşıtlığından başka bir şey yapmayan, yan gelip yatarak zengin olan, dünyayı gezip dolaşan, sosyeteye karışan Kürtlerin de sesini bile duymak istemiyoruz!" Bölge Kürtleri arasında son süreçte yükselen "uyanış ve yerele dönme anlayışı" bu isyan sorgularını yaptırıyor orta ve yeni nesil aydın Kürtlere. Kürt Uyanışını anladık peki bu "Kürtlerde yerele dönme anlayışı" nedir derseniz, şöyle cevap veririm.
Türkiye vatandaşı Kürtler eskisi gibi "tüm dünya Kürtleriyle kendisini aynı kefeye koymuyor" artık. Neden mi İletişim, ulaşım ve turizm çağıyla birlikte sınırlar kâğıt üzerinde kaldı ve her ülkenin Kürtleri birbirine ulaştı-tanıdı-gördü-anladı. Bu tanıma etkileşiminin sonucu olarak Türkiye Kürtlerinde şu mantık ortaya çıktı; "biz diğer ülkedeki Kürtlerden çok farklıyız. Onlara asla benzemiyoruz onlar da bize benzemiyor. Biz sadece kendimize ve ülkemizdeki diğer insanlara benziyoruz. Sadece kendimizle ve ülkemizin diğer kültürlerine mensup insanlarıyla iyi anlaşıyoruz, evleniyoruz, iş ortağı oluyoruz, dost oluyoruz, komşuluk yapıyoruz…"
Bu çok haklı bir mantık zira özüne baktığınız zaman işin gerçekten de böyle olduğu görülüyor. Yukarıda belirttiğim gibi taa Osmanlı döneminden bu yana vatandaş kabul edilen, devletin en üst makamlarında görev alan, vatanı için herkesle birlikte mücadele eden Kürtlerle hiçbir hakkı olmayan ve ülkesinden konulan Suriyeli Kürtler elbette ki aynı olamaz.

21