22 Ekim'de gerçekleşen Dicle Üniversitesi 2026-2027 akademik yılının açılış dersini Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar verdi.
Çoğumuz Prof. Dr. Aziz Sancar'ı aldığı Nobel Kimya Ödülü ile tanısa da Aziz Hoca alanında yaptığı çalışmalardan dolayı pek çok ödüle layık görülmüş bir bilim insanı. Bu vesileyle Aziz Sancar'ın aldığı önemli ödülleri bir kez daha anımsatmak istiyorum; Nobel Kimya Ödülü, TÜBİTAK Bilim Ödülü, Vehbi Koç Ödülü, ABD Ulusal Bilim Vakfı Genç Araştırmacı Ödülü...
8 Eylül 1946 Mardin Savur doğumlu olan Aziz Sancar'ı tüm dünya Türkiye doğumlu olarak tanıdı ve takdir etti çünkü o kendi deyişiyle 'bu vatanın bir evladı olmaktan dolayı her zaman her yerde gurur duydu'. Ve bu gururla Türkiye'yi layıkıyla temsil etti.
Prof. Dr. Aziz Sancar hocanın Dicle Üniversitesi'ndeki akademik yılı açılış dersini dinlemek ve binlerce gencin coşkusuna ortak olmak üzere Dicle Üniversitesi konferans salonundaki yerimi ben de aldım. Salon tıka basa doluydu. Gençler merdivenler dahil boş buldukları her yere heyecanla doluşmuştu.
Salondaki kalabalığın bir o kadarı da dışarıdaydı çünkü yer kalmadığı için içeri girememişlerdi.
Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat yaptığı açılış konuşmasında 'çocuk ve genç' Aziz Sancar'ın hayatını dev ekrana yansıtarak anlatırken inanıyorum ki salondaki gençlerin çoğu kendi hayat hikayesini dinliyor gibiydi.
Mardin Savur'da doğup büyüyen, köy işlerinde çalışan, gerektiğinde taş duvar onaran, futbol oynayan, kalabalık bir ailenin ferdi olarak var olmaya çabalayan, bir yandan da eğitimi için tüm şartları zorlayan çocuk ve genç Aziz Sancar'ın hikayesi neredeyse tüm güneydoğu çocuklarının ve gençlerinin aynısıydı. O halde 'imkansız diye bir şey yoktu' ve dünya bilim tarihine adını yazdıran Prof. Dr. Aziz Sancar'ın başarısının izinden gitmeleri için de bir engel yoktu; yeter ki istesinler ve azimli olsunlar...
Dicle Üniversite Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat yaptığı açılış konuşmasında, 'aldığı Nobel ödülünü Anıtkabir'e takdim eden' Aziz Sancar'a ithafen şu cümleyi kullandı; VEFA ERDEMDİR...
Bu cümleyi cımbızladım ve zihnime not ettim çünkü Aziz Sancar'a en çok yakışan iki erdem var bence; vefa ve çalışmak...
Çalışmaya aşık olan ve elde ettiği bilgi, başarı kazanımlarını vatanına takdim eden Aziz Sancar, vatanının gençlerine de bu yönde bir meşale oldu.
'Nobel ödülü alanlar davet edildikleri programlara gitmek için on binlerce dolar ücret alıyor fakat ben bunu reddettim ve ülkemde davet edildiğim programlara gönüllü olarak katıldım' diyen Aziz Sancar'ın mutluluğu sesinden ve gözlerinden okunuyordu.
Bir süre önce kaleme aldığım 'Aydınlar da aymalı ve işin ucundan tutmalı artık' başlıklı yazımda anlatmak istediğim aydın özetinin canlı kahramanı olarak Aziz Sancar hoca karşımda duruyordu ve binlerce gençle birlikte onu keyifle dinliyorduk.
Dicle Üniversitesi'ndeki açılış dersinde Nobel Kimya Ödülü aldığı çalışmayı İngilizce anlatan Aziz Hocanın tercümanı Dicle Üniversitesi Kimya Bölümü hocası Prof. Dr. Mustafa Abdullah Yılmaz'ı da tebrik etmek istiyorum. Malum ders konusu DNA, moleküller, kanser hastalığı, tıbbi terimler, ilaçlar, tedavi yöntemleri ve işin kimyası idi. Çoğumuza çok ağır gelen terimler eşliğinde anlatılıyordu ders. Aziz Sancar'ı Mustafa Yılmaz hocanın Türkçe tercümesi ile dinlemek/anlamak ayrı bir keyif oldu. Çünkü Mustafa hoca kimya alanında önemli çalışmalar yapan bir bilim insanı olarak kendi yorumlarını da katıyordu ve salondakilerin daha iyi anlaması için adeta DECODER görevi görüyordu.

8