Devlet Bahçeli, 23 Nisan meşalesini yeniden yaktı

Devlet Bahçeli'nin '23 Nisan meşalesini yeniden yakması', eğitim ve çocuk meselelerini milli beka sorununa mı yükseltiyordu, yoksa siyasi söylemin duygusal çerçevesini mi genişletiyordu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Devlet Bahçeli'nin grup toplantısı konuşmasını analiz ederek 23 Nisan'ın sadece bayram değil, milli beka ve nesil inşasının temeli olduğu iddiasını vurguluyor. Bu konuşmaların eğitim sistemine, çocuk şiddeti ve gençlik sorunlarına çok boyutlu bir cevap sunduğunu öne sürüyor. Ancak yazının retoriği bu yüksek sesli söylemlerin gerçek politika değişimine ne kadarını dönüştürdüğü sorusunu açık bırakıyor.

23 NİSAN SADECE BİR BAYRAM DEĞİLDİR

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli salı günü gerçekleşen grup toplantısındaki konuşması ile 23 Nisan meşalesini adeta yeniden yaktı.

23 Nisan; sadece şiirlerin ve marşların okunduğu, oyunların sergilendiği, kutlamaların yapıldığı bir bayram değildi elbette. Ya da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dünya çocuklarına "öylesine" armağan ettiği bir gün de değildi.

23 Nisan; bilinçti, uyanıştı, şahlanıştı, baharda çiçekler açıp meyveye durmak adına tazelenmeydi, elde edilenlere sahip çıkma ve gelecek nesillere eksiksiz aktarma meşalesiydi ve hepsi vatan içindi.

Devlet Bahçeli yaptığı konuşma ile bu meşaleyi "Türkiye Yüzyılı çatısında yeniden yaktı" ve "dünya savaşlara teslim olmuşken elinizdeki değerlere, tarihinize, vatanınıza sahip çıkın" diyordu. Ve salı günü yapılan konuşma "gaflet uykusundan uyanıp kendinize gelin ey milletim" seslenişiydi...

"23 Nisan'ı yalnız bir bayram günü olarak anmak, onun taşıdığı tarihî ve siyasî mânâyı daraltır. 23 Nisan, devlet fikrinin kriz karşısında dağılmadan düşünebilme kabiliyetidir. 23 Nisan, mağlubiyetin ağır gölgesi altında dahi hukuk üretebilme iradesidir. 23 Nisan, toplumsal acıyı kurucu bir siyasal akla dönüştürebilme kudretidir" diyen Devlet Bahçeli son süreçte yaşanan çocuğa dayalı şiddet ve mağduriyet olaylarına önemle vurgu yaptı salı günü. Zira her şiddet olayında büyük bir kesim "yasaklama ve ağır cezalar getirilsin" cümlelerini kursa da çözümün sadece bunlarla olmayacağı apaçık ortada. Çözüm çok ayaklı bir masa bu nedenle Devlet Bahçeli'nin dediği gibi "SAĞDUYUYU kaybetmemek hepimizin rehberi olmalı yoksa telafisi zor hatalara düşülebilir".

ÇOCUKLARIMIZ GELECEĞİMİZİN EMANETİDİR

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm uluslararası oluşumların yetkisiz ve etkisiz kılındığı yılları yaşarken "23 Nisan ve Çocuk" bilincine daha sıkı sarılmalı ve tüm dünyaya emsal olmalı.

Tufanların ardı ardına koptuğu yıllarını yaşayan dünya karşısında Devlet Bahçeli'nin Terörsüz Türkiye ve İKİNCİ NUH'UN GEMİSİ inşasının ilanı; Türkiye ile birlikte bölge ve dünyaya da kurtuluş umudu oldu. Terörsüz Türkiye, terörden arınmakla birlikte tarım, kalkınma, turizm, yatırımlar, ticaret gibi pek çok başlığın rehabilite edilmesine de hizmet ediyor aslında. Bu başlıkların en önemlilerinden biri de geleceğimizin teminatı ÇOCUKLAR...

"23 Nisan'ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanması, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biridir. Çünkü devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir.

Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır" diyen Devlet Bahçeli'nin her konuşmasına can veren cümleler gibi bu cümlelerini de alıp baş tacı etmeli zira "Çocuklar bizim değil, biz çocukların geleceğine emanetiz..."

EĞİTİM; MİLLİ BEKA VE NESİL İNŞASININ TEMELİDİR

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "eğitim ve beka" denklemi üzerine gerçekleştirdiği konuşma, zamanın ruhuyla birlikte geleceği doğru analiz etmenin de nadide bir temsiliydi. Çocuk ve eğitim ayrılmaz bir bütündür, tıpkı hava ve su gibi. Ve eğitim başlığı her şeyin ötesinde dokunulmaz bir çerçevedir. Bu konuda Devlet Bahçeli'nin yaptığı açıklamayı eksiksiz aktarıyorum çünkü mesele bundan daha net ve objektif aktarılamazdı: