Kurban Bayramınızı kutlarız.
CHP'deki tartışmalarla ilgili yazdıklarımız geniş bir çevrede yankı buluyor. Gazetecilerle bayramlaşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da dün yazdığımız gibi Yargıtay sürecinde CHP'nin kurultay yapamayacağını söyledi. Aynı şekilde Özgür Özel de kurultay yapılamayacağını dolaylı da olsa kabul ederek, CHP'de genel başkanlık için tüm üyelerin önüne sandık koymayı teklif etti.
Esasa gelirsek... Bugün mesele Kemal Kılıçdaroğlu'nun haklı olup olmadığı meselesi değildir. Mesele, CHP'nin kendi iç hukukunu, kurumsal aklını ve yönetim refleksini neden bu kadar zayıflattığı meselesidir.
LİDERLİK SORUNU OLMAMALI
Bir siyasi parti, hele ki iktidar alternatifi olduğunu söyleyen bir parti, kurultay tartışmasını mahkeme koridorlarına taşıyacak kadar kendi içinde çözemiyorsa... Burada sadece liderlik sorunu yoktur. Burada bürokratik yönetim sorunu vardır. Çünkü partiler de devlet gibi çalışır:
Haberin DevamıTüzük vardır. Kurul vardır. Denetim vardır. Disiplin vardır. Arşiv vardır. İmza vardır. Usul vardır. Eğer, bu mekanizmalar doğru işletilmezse; en güçlü siyasi iddia bile bir anda usul tartışmasının altında kalır. Bugün CHP'nin yaşadığı kriz biraz da budur.
Kılıçdaroğlu'nun dönüş ihtimali üzerinden tartışılıyor ama asıl soru şudur: Bu parti kendi kurultayını, kendi delegesini, kendi iç denetimini neden tartışmasız yönetemedi
Bir partinin iç işleyişinde güven kaybı oluşursa, o parti ülkeye güven vaat etmekte zorlanır. Bu noktada Kılıçdaroğlu'nu savunmak zorunda değiliz. Özgür Özel'i de suçlamak zorunda değiliz. Ama şunu sormak zorundayız: CHP'de kurumsal hafıza kimde
BÜROKRATİK AKLIN ÖNEMİ
Partinin bürokratik aklı nerede Hukuki riskleri önceden gören kadrolar ne yaptı Kurultay sürecinin yarın mahkemeye taşınabileceğini hesaplayan bir mekanizma var mıydı
Yoksa herkes siyaseti sadece kürsü konuşması ve slogan yönetimi mi sanıyor
Siyaset yalnızca alkışla yapılmaz. Siyaset, sağlam dosya ile yapılır. Doğru tutanakla yapılır. Kusursuz usulle yapılır. Denetlenebilir süreçle yapılır.
Haberin DevamıÇünkü usul çökerse, esas da çöker. CHP, bugün bu gerçekle yüzleşmek zorundadır.
Kılıçdaroğlu'nun haklı çıkması CHP için zafer değildir. Özgür Özel'in kalması da tek başına çözüm değildir.
Asıl mesele; CHP'nin bir daha hiçbir lider döneminde kendi iç hukukunu tartışmalı hale getirmeyecek bir sistem kurup kuramayacağıdır. Çünkü Türkiye'nin sorunu sadece iktidar sorunu değildir. Muhalefetin de kurumsal kapasite sorunu vardır.
SEÇMEN NASIL MUTLU OLUR
Eğer bir parti kendi içindeki yetki, seçim, delege, disiplin ve denetim süreçlerini tartışmasız işletemiyorsa... O parti devleti yönetmeye talip olduğunda seçmen şunu sorar: "Kendi evini toparlayamayan ülkeyi nasıl toparlayacak" İşte asıl ters köşe soru budur.
Haberin DevamıBugün CHP'nin ihtiyacı eski lider-yeni lider kavgası değildir. CHP'nin ihtiyacı parti içi bürokrasiyi şeffaflaştırmak, tüzüğü gerçek bir güvenceye dönüştürmek ve kurultay süreçlerini kişilerin değil, sistemin yönettiği bir hale getirmektir. Çünkü kişilere yaslanan partiler savrulur. Sisteme yaslanan partiler ise ayakta kalır.
Bugün CHP'de konuşulması gereken şey "Kim gelecek" değil, "Bir daha aynı kriz nasıl yaşanmayacak" sorusudur.
Kılıçdaroğlu gelir veya gelmez. Özgür Özel kurultaya götürür veya götürmez.
Ama CHP kurumsal aklını yeniden kuramazsa, her kurultay yeni bir mahkeme dosyasına, her değişim yeni bir meşruiyet tartışmasına dönüşür.
Ve o zaman sorun liderde değil... Sistemi kuramayan partinin aklındadır!
GÜNÜN SÖZÜ
Haberin DevamıTAM ZAMANI DEĞİL Mİ
2. Dünya Savaşı sonrasında Japonya'nın endüstriyel devrime dönüşmesini sağlayan ABD'li istatistikçi ve yönetim danışmanı V. Edvards Deming'e atfedilen bir sözü bu gelişmeler sonrasında anmadan geçmek olmazdı. "Bir sistem amacından saptırılırsa, kötü işletilirse; iyi niyetli insanlar bile o sistemin içinde kötü sonuç üretir." Bu yazı ve bu sözden sonra CHP'nin farkındalığını değiştirip dersler çıkarması gerekmiyor mu
HER MAHALLEDE İSTANBUL... ERDOĞAN İÇİN SLOGANLAR

33