İZMİR Büyükşehir Belediyesi'nin bu yıl 26'ncısını düzenlediğiBarış Selçuk'un adını taşıyan gazetecilik ödül törenine katıldım. Tarihi Havagazı Fabrikası'nda bir kez daha toplandık; alkışladık, konuşmalar dinledik, fotoğraflar çektik.
Ama bu kez alkışın gölgesinde başka bir ses daha yükseldi: "Ya basın özgür olacak ya da demokrasi eksik kalacak."
Ankara Hürriyet çalışanıydı Barış Selçuk... Meslektaşımız 1994'te Ankara'da bir trafik kazasında aramızdan ayrıldı. Onu anmak için 26 yıldır düzenleniyor bu yarışma. Hüzünlü bir hatıra mı sadece Elbette değil. Barış'ın kaleminden, Hande Mumcu'nun enerjisinden geriye kalan miras bugün hâlâ kulağımızda çınlıyor: Gerçeğin peşinden gitmek.
Ama bu gece ödül alan haberleri okumak da gazetenin sayfalarını çevirirken içimin bir yerini burktu. Çünkü bu ödüller, sadece başarıların değil; mücadelenin de ödülleri artık. Ulusal haberden yerel habere, TV haberinden fotomuhabirliğine kadar sahnede adlar yükseldi. Ne var ki her başarı hikâyesinin ardında bir direniş hikâyesi gizli. Çünkü gazetecilik bugün, manşet atmak kadar yargı salonlarında savunma yapmak demek.
Haberin Devamı610 kez yargılanmak... 95 kez gözaltı... 39 tutuklama... Ve RTÜK'ün milyonları bulan para cezaları... Bu rakamlar, ödül töreninde dile getirildi. Bir kutlamadan ziyade tüm mesleğin vicdanına yapılan bir çağrı gibi. Gazeteciliğin bugününü anlatıyor bu karanlık sayılar.
Yılın muhabiri ödülünü eline alırken umudunu saklayan genç meslektaşlar var. Hande Mumcu Özendirme Ödüllerine layık görülen isimler, adlarını gülümseyerek anons ediyorlar. Ama o mikrofonlara üflediğimiz umut, bir yandan da korkuyla yüzleşiyor: Cezalar, gözaltılar, sansür fısıltıları.
ÖDÜL ALMAK NEDİR
Bir gazeteci için ödül almak mutluluktur. Ama daha büyük bir mutluluk vardır: Gerçeği özgürce yazabilmek. Bugün buna hasretiz. Ödül alan haberlerin içinde saklanan başarıların ardında yatan güç, sadece kalemin kudreti değil; korkuya inat sürdürdüğümüz mesleki onurdur.
Ve bu yüzden Barış Selçuk'un adı yalnızca bir ödülün etiketi değil, bir duruşun simgesi olmaya devam ediyor. Gazetecilik sadece kariyer başarısı değildir; gerçeğin kamuoyuna ulaşması için verilen yaşam savaşıdır. Bu savaş devam ettikçe Barış'ın adı yaşar.
Evet öyle olacak. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, basının yüzünü ağartan konuşmalar yaptılar. Cumhuriyet ve Hürriyet'ten dostumuz ve şimdiki Ege Saat'in Genel Yayın Müdürü İdris Akyüz'le ve eski dostlarımız Sait Temur ve Hüseyin Erciyes'le uzun uzun sohbetler yaptık.
Haberin DevamıİZMİR YOKSULBIRAKILIYOR!
İZMİR Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'la Karşıyaka Belediye Başkanlığı döneminden tanışırız, kendisini beğeniriz, çalışkanlığını da... Basın ekibi de bildiğimiz gençlerden oluşur... Dünkü basın açıklamasında Tugay Bey, "Ya hizmet getirsinler ya da engel olmasınlar" diyordu. Bir gün önce iktidarın Kocaeli Körfezi için verdiği kaynak İzmir'in çok fazlasıydı.
Projelerini yürütemediği için çok üzgündü. Kendisiyle konuşup konuyu gündeme getirmek istiyoruz.
GÜNÜN SÖZÜ
"Beyin bir donanımdır, her insanda vardır!.. Akıl bir yazılımdır her insanda yoktur."
(Anuşirvan Miyancı'dan)
CUMHURİYETİN FAZİLETİ VE ADALETİ
DEM Parti, Şeyh Sait isyanına destek verdiği gerekçesiyle idam edilen Hayri Kanko'ya 'iade-i itibar' istedi.Kanko, CHP Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko'nun öz dedesi çıktı. Yasa önerisini DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık vermiş... Dedesinden 100 yıl sonra milletvekili seçilen Prof. Dr. Mühip Kanko, Sözcü'ye konuşarak "Teklifin TBMM'ye sunulduğunu yeni öğrendim, inceleyip değerlendireceğim" demiş ve Cumhuriyet'in nimetleri sayesinde bugünlere geldiğini belirten Kanko, "Okudum, tıp fakültesini bitirdim, kamuda çalıştım, bunlar Cumhuriyet'in ülkemiz inanına sağladığı fırsat çeşitliği sayesinde"

3